Ankara, TBMM yakınlarında öğretmenlerin ve eğitim sendikalarının seslerini yükselttiği bir protestoya sahne oldu. Eğitim Sen Şube Başkanı Kenan Sırma, yapılan polis müdahalesini eleştirerek, öğretmenlerin ve sendika yöneticilerinin anayasal haklarının gasp edildiğini ifade etti.

Kenan Sırma açıklamasında, “9 Temmuz Salı Günü Ankara’nın göbeğinde, TBMM’in yakınında öğretmenlere, sendika ve konfederasyonumuzun yöneticilerine çetelere, mafyalara, rantçılara, depremde on binlerin ölümüne neden olan müteahhitlere kurulmayan barikatlar kuruldu, yasaklamalar getirildi. Defalarca TBMM Meclis parkına kadar yürüyüp parkta açıklama yaparak oturma eylemi yapacağımızı, eylemimizin tamamen barışçıl ve demokratik olduğunu ifade etmemize rağmen güvenlik güçleri iktidarın talimatıyla binlerce güvenlik gücünü karşımıza dikerek yasaklamada ısrar etmişlerdir. Anayasal hakkını kullanmak, ülkemizi karanlığa sürükleyecek Öğretmenlik Meslek Kanunu yasa tasarısına karşı tepkisini ifade etmek isteyen Eğitim Sen ve bağlı sendikalarımız yönetici ve üyeleri, konfederasyonumuz Yürütme Kurulu üyeleri Ankara’nın mafyanın çiftliği haline gelmesine seyirci kalan güvenlik güçlerinin gazlı, coplu, tekme tokatlı saldırısına uğradı” dedi.

Kenan Sırma açıklamasını şu şekilde sürdürdü;

Anayasal bir hakkın kullanılabilmesinin teminatı olması gereken güvenlik güçleri, sendikamız Eğitim Sen’in yürümesini ve basın açıklamasını ise çoğunluğu sendika MYK üyelerimiz, yöneticilerimiz olmak üzere 11 arkadaşımızı darp edip gözaltına alarak engellemiştir. Konfederasyonumuz yürütme kurulu üyeleri, Sendikalarımız yönetici ve üyeleri yerlerde sürüklenmiş, hedef alınarak gözlerine gaz sıkılmıştır. Bu durum başta anayasanın 10 maddesi olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin polis zoru ve şiddetiyle ortadan kaldırılmasıdır. Ülkemizi sendikal hakların kullanımında dünyada en kötü 10 ülke listesine sokanlar bu yasaklama ve saldırıyla eleştirilerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ispatlamışlardır.

“SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

Cihannüma Derneği ve İnsani Değerler Platformu’ndan Sabah Namazında Bir Araya Gelme Çağrısı Cihannüma Derneği ve İnsani Değerler Platformu’ndan Sabah Namazında Bir Araya Gelme Çağrısı

9 Temmuz’da Ankara Kızılay’da iktidarın eğitim ve bilim emekçilerine, sendikamız Eğitim Sen yönetici ve üyelerine yapılan saldırıyı ve demokratik haklarımızı kullanmamızı engellenmesini şiddetle kınıyoruz. Saldırıyı gerçekleştiren, haklarımızı kullanmamızı engelleyenler ve sendikal ayrımcılık suçunu işleyenler hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı ifade etmek istiyoruz. Bu saldırılar, yasaklamalar, işkence ederek gözaltına almalar fiili ve meşru mücadelemizden bir adım olsun geri adım attırmayacaktır.

Toplumsal ilişkileri ve geleceğimizi kendi ideolojik referanslarına göre şekillendirmeyi hedefleyen Öğretmenlik Meslek Kanununu sessiz sedasız Meclis’ten geçirmek istiyorlar. Bu duruma sessiz kalmayacağız, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkacağız! Sendikamız Eğitim Sen Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) gündeme getirildiği günden bu yana teklifinin tehlikelerine ve iktidarın teklifle neleri hedeflediğine dikkat çekmektedir. İktidara ve Milli eğitim Bakanlığına uyarılarda bulunmaktadır.

Ancak AKP+MHP iktidar bloğu uyarıları ve eleştirileri dikkate almadığı gibi cemaatlerin, tarikatların isteklerine göre hareket etmektedir. Yasa teklifinin hazırlanma sürecinde yandaş sendikalar dışında kimsenin düşünce ve önerileri alınmamış, eleştirilere kulaklar tıkanmış, Bakanlık bildiğini okumuştur. Hazırlanan kanun teklifi öğretmenlik mesleğini değersizleştirmekte, öğretmenlerin iş güvencesini ciddi anlamda tehdit etmekte, eğitim fakültelerinden mezun olmayı ayrıntıya indirgeyip kurulacak Eğitim Akademileri üzerinden AKP kadrolarını yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmemekte, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldırmaktadır. Eğitim emekçilerinin özlük haklarını zayıflatmakta, ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştirmektedir. Eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarını önemli oranda ortadan kaldırmakta, eğitim fakültelerinden mezun olmayı öğretmenliğe atanmada bir ayrıntı haline getirmektedir. Özel okul ve kurslarda öğretmenlik yapanların başta taban ücret düzenlemesi olmak üzere temel ekonomik ve sosyal haklarına, ücret ve çalışma koşullarına ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Kanun taslağında öğretmenlerin sorumlulukları detaylı bir şekilde belirtilirken, hakları konusunda daha genel ifadelerin kullanılmış olması dikkat çekmektedir.

“MESLEK KANUNUNU KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Öğretmen adaylarına ve öğretmenlere yönelik disiplin cezalarının ve bu cezaları gerektiren fiil ve davranışların detaylı olarak düzenlenmesi bir gözdağı, öğretmen ve öğretmen adaylarının iş güvencesine yönelik açık bir tehdittir. Kanun taslağı birçok noktada keyfiliğe yol açabilecek açık noktalar barındırmaktadır. Kanun maddesine göre, mesleki yetersizliği iki müfettiş raporuyla görülen öğretmenlerin akademiye alınması ve akademi eğitimi sonrasında da müfettişlerce başarısız görülmeleri halinde genel idari hizmetler sınıfında uygun yerlere memur olarak atanmaları düzenlenmektedir. Bu madde, öğretmenlerin iş güvencesini iktidarın keyfiliğine bırakacak diğer önemli bir tehdittir ve kabul edilemez niteliktedir.

İktidar gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsa, ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” metnini esas almalıdır. 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan bu tavsiye kararı, öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli ve kapsamlı adımdır. Bu metin dikkate alınmadan hazırlanan bir Meslek Kanununu kabul etmemiz mümkün değildir.

Gelin tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmeyi amaçlayan öğretmenlerin haklarını koruyacak, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanununu hep beraber hazırlayalım. Gelin nitelikli eğitim için, öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve taleplerini içeren bir kanun hazırlayalım.

Anayasal hakkımızı kullanmamızı engellemekten, sendikal ayrımcılığı derinleştiren uygulamalardan, sendikal hak ihlallerine her gün bir yenisini eklemekten vazgeçin. 9 Temmuz’da tüm bu suçları işleyen güvenlik güçleri ve yetkilileri hakkında derhal soruşturma açılmasını sağlayın. Eğitim Sen Çorum Şubesi olarak sendikal haklarımızın yok sayılmasını, anayasal güvence altında olan temel hak ve özgürlüklerimizi kullanmamızın engellenmesini, arkadaşlarımıza şiddet uygulanmasını, darp edilerek gözaltına alınmalarını kınıyor, protesto ediyoruz. Emek ve demokrasi güçleri başta olmak üzere, bilimsel, laik ve demokratik bir eğitimden yana tüm toplum kesimlerini yasa tasarısı görüşmeleri boyunca devam edecek eylem ve etkinliklerimize güç vermeye ve dayanışmaya davet ediyoruz.”

Eğitim Sen Şube Başkanı Kenan Sırma'nın açıklamaları, öğretmenlik meslek kanununa karşı çıkan eğitimcilerin yaşadığı zorlukları gözler önüne serdi. Ankara'da gerçekleştirilmek istenen barışçıl gösterinin polis tarafından engellenmesi, demokratik hakların kullanımında yaşanan sorunlara dikkat çekti. Sırma'nın ifadeleri, eğitim emekçilerinin haklarını koruma ve seslerini duyurma konusundaki kararlılığını ortaya koyarken, bu olayın eğitim ve sendikal hareket açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu gösterdi. Eğitim Sen, öğretmenlerin haklarını savunmaya devam edeceğini ve yaşananları yargıya taşıyacağını açıkça belirtti.