<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yayla Haber</title>
    <link>https://yaylahaber.com.tr</link>
    <description>Çorum son dakika haberleri, siyaset ve ekonomi gündemi Yayla Haber'de. Çorum FK puan durumu, nöbetçi eczane, namaz vakitleri ve hava durumu anlık gelişmelerle burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://yaylahaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Çorum Yayla Haber. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, Çorum'un güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 18 Sep 2026 04:28:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorum’daki 5 sağlık tesisinde denetimler tamamlandı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/corumdaki-5-saglik-tesisinde-denetimler-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/corumdaki-5-saglik-tesisinde-denetimler-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum’da Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Sağlık Tesisleri Değerlendirme Standartları kapsamında 2026 yılı 3. dönem denetimleri tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alaca, Ortaköy, Osmancık, Kargı ve merkezdeki sağlık tesislerinde hizmet kalitesi, hasta ve çalışan güvenliği ile kurumsal işleyiş ayrıntılı olarak incelendi.</p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen değerlendirme ve denetim faaliyetleri, 7-11 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu kapsamda Alaca Devlet Hastanesi, Ortaköy İlçe Devlet Hastanesi, Osmancık Devlet Hastanesi, Kargı Ahmet Hamdi Akpınar Devlet Hastanesi ve Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yerinde incelemeler yapıldı.</p>

<p><img alt="812166900 1813557463121411 2330972325633521250 N" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/812166900-1813557463121411-2330972325633521250-n.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Poliklinikten yoğun bakıma kadar birçok alan incelendi</strong></p>

<p>Değerlendirmelerde poliklinik, acil servis, yoğun bakım, ameliyathane, laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri başta olmak üzere sağlık tesislerinde yürütülen birçok hizmet süreci ele alındı.</p>

<p>Hizmet kalitesi, hasta ve çalışan güvenliği, kurumsal işleyiş ve belirlenen standartlara uyum başlıkları ayrıntılı şekilde değerlendirildi.</p>

<p><strong>Eksiklikler ve iyileştirme alanları ele alındı</strong></p>

<p>Denetimler sırasında mevcut uygulamalar yerinde incelenirken, tespit edilen hususlar sağlık tesisi yöneticileri ve ilgili çalışanlarla birlikte değerlendirildi. İhtiyaç duyulan alanlarda hizmet süreçlerinin geliştirilmesine yönelik öneriler ve iyileştirme başlıkları belirlendi.</p>

<p><img alt="813623845 1408209527940223 6989293285210152828 N" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/813623845-1408209527940223-6989293285210152828-n.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Kalite ve güvenliğin güçlendirilmesi hedefleniyor</strong></p>

<p>2026 yılı 3. dönem SDS değerlendirmeleriyle sağlık tesislerinin güçlü yönlerinin korunması ve geliştirilmesi gereken alanların tespit edilmesi amaçlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değerlendirme sonuçları doğrultusunda gerekli iyileştirmelerin planlanması ve uygulamaların takip edilmesiyle sağlık hizmetlerinde kalite ve güvenlik standartlarının daha da güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, sağlık tesislerinde hizmet kalitesinin sürekli geliştirilmesi, hasta ve çalışan güvenliğinin üst düzeyde tutulması ve belirlenen standartlara uyumun sürdürülebilir hale getirilmesine yönelik çalışmaların devam edeceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/corumdaki-5-saglik-tesisinde-denetimler-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/814428341-1977909199495982-1354046124169861506-n.jpg" type="image/jpeg" length="12822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı İbrahim Durak hasta kabulüne başladı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/gastroenteroloji-uzmani-ibrahim-durak-hasta-kabulune-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/gastroenteroloji-uzmani-ibrahim-durak-hasta-kabulune-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Uzm. Dr. İbrahim Durak, 130. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurası kapsamında Çorum’a atanarak Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, Gastroenteroloji Uzmanı Uzm. Dr. İbrahim Durak’ın 16 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde göreve başladığını duyurdu.</p>

<p>Bakanlık tarafından gerçekleştirilen 130. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurası sonucunda Çorum’a atanan Durak, hastanenin gastroenteroloji kadrosuna katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gastroenteroloji kadrosuna yeni uzman</strong></p>

<p>Uzm. Dr. İbrahim Durak’ın göreve başlamasıyla birlikte, gastroenteroloji alanında sunulan sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, atamanın kamuoyuna duyurulduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/gastroenteroloji-uzmani-ibrahim-durak-hasta-kabulune-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/813332605-1061491036616899-5326419488854888940-n.jpg" type="image/jpeg" length="47069"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Taha Furkan Çakır Çorum’da göreve başladı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/uzm-dr-taha-furkan-cakir-corumda-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/uzm-dr-taha-furkan-cakir-corumda-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Taha Furkan Çakır, 130. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurası kapsamında Çorum’a atanarak Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Taha Furkan Çakır’ın kentteki görevine başladığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakanlık tarafından gerçekleştirilen 130. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurası sonucunda Çorum’a atanan Çakır, 15 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hasta kabulüne başladı.</p>

<p>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon kadrosuna katıldı</p>

<p>Uzm. Dr. Taha Furkan Çakır’ın göreve başlamasıyla birlikte hastanenin Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon alanındaki uzman hekim kadrosu güçlendi.</p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, atamanın kamuoyuna duyurulduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/uzm-dr-taha-furkan-cakir-corumda-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 06:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/810556612-966962129766096-1071693541678959414-n.jpg" type="image/jpeg" length="23185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları duyurdu: 50 yaşından sonra beynin hafıza merkezinde ne değişiyor?]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/bilim-insanlari-duyurdu-50-yasindan-sonra-beynin-hafiza-merkezinde-ne-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/bilim-insanlari-duyurdu-50-yasindan-sonra-beynin-hafiza-merkezinde-ne-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Science dergisinde yayımlanan uluslararası araştırma, beynin hipokampus bölgesindeki hücrelerin yaşla geçirdiği değişimi ortaya koydu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan beyninin yaşlanma sürecini hücre düzeyinde inceleyen bilim insanları, özellikle 50 ile 75 yaş arasında dikkat çekici değişimlerin meydana geldiğini ortaya koydu. Science dergisinde yayımlanan araştırmada, hafıza ve öğrenmede kritik rol oynayan hipokampus bölgesindeki hücrelerin yapısının, bağışıklık özelliklerinin ve genlerin çalışma düzeninin yaş ilerledikçe önemli ölçüde değiştiği belirlendi.</p>

<p>Araştırmacılar, farklı yaş gruplarından 40 nörotipik insanın ölüm sonrası hipokampus dokularını inceleyerek hücrelerdeki gen ifadesi, DNA metilasyonu, kromatin erişilebilirliği ve üç boyutlu genom organizasyonunu analiz etti. Bulgular, beyin yaşlanmasının yalnızca sinir hücrelerindeki kademeli gerilemeden ibaret olmadığını, bağışıklık sistemi ve beyin damarlarını destekleyen hücrelerde de kapsamlı değişiklikler yaşandığını gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Beynin bağışıklık hücrelerinde 50 yaş sonrası dikkat çeken değişim</strong></h3>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, beynin temel bağışıklık hücreleri olan mikroglialarda görüldü. Yaklaşık 50 ile 75 yaş arasında, erken gelişim döneminden gelen ve normal beyin işlevlerinin korunmasına katkı sağlayan mikrogliaların oranı azalırken, moleküler özellikleri kandaki bağışıklık hücrelerine benzeyen farklı mikroglia benzeri hücrelerin belirginleştiği tespit edildi.</p>

<p>Bu sonuç, embriyonik gelişim sırasında oluşan mikrogliaların insan yaşamı boyunca büyük ölçüde aynı hücre topluluğu olarak kaldığı yönündeki yerleşik görüşü sorgulayan bir bulgu olarak değerlendirildi. Araştırmacılar, yaşla birlikte ortaya çıkan hücre grubunda iltihaplanmayla bağlantılı moleküler özelliklerin daha güçlü olduğunu da belirledi.</p>

<h3><strong>Yaşlanan beyinde iltihaplanma eğilimi güçleniyor</strong></h3>

<p>Mikrogliaların yaşla birlikte daha yüksek düzeyde inflamatuvar özellik göstermesi, yaşlanan beyinde görülen kronik nöroinflamasyonun mekanizmalarından birine ışık tutabilir. Çalışmada mikrogliaların sağlıklı ve dengeli durumdan, bağışıklık tepkisine daha hazır bir inflamatuvar duruma doğru geçiş yaptığına ilişkin genetik ve epigenetik işaretler belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın sorumlu yazarlarından Bing Ren, mikrogliaların beynin iç dengesinin korunmasında kritik görev üstlendiğine dikkat çekti. Ren'e göre bu hücrelerin normal temizlik işlevlerinin bozulması, beyinde toksik maddelerin birikmesine ve inflamatuvar süreçlerin tetiklenmesine katkıda bulunarak nörodejeneratif hastalıklarla bağlantılı mekanizmaları etkileyebilir.</p>

<h3><strong>Kan-beyin bariyerini destekleyen hücreler de azalıyor</strong></h3>

<p>Araştırmada yaşlanmayla birlikte yalnızca mikrogliaların özelliklerinin değişmediği, bazı diğer beyin hücresi gruplarında da belirgin kayıplar yaşandığı görüldü. Astroglia, oligodendrosit öncü hücreleri ve endotel hücrelerinin yaşla birlikte azaldığı, bunlar arasında sinaptik bağlantıların düzenlenmesine yardımcı olan astroglia gruplarının da bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Özellikle endotel hücrelerindeki azalma, beyni kan dolaşımındaki potansiyel olarak zararlı maddelerden koruyan kan-beyin bariyeri açısından önem taşıyor. Bilim insanları, beyin damar sistemini destekleyen hücrelerdeki bu değişikliklerin yaşlanmayla ortaya çıkan nörolojik süreçlerin anlaşılması açısından yeni araştırma alanları oluşturabileceğini belirtiyor.</p>

<h3><strong>Hücrelerin üç boyutlu DNA düzeni yaşla birlikte bozuluyor</strong></h3>

<p>Bilim insanları, yaşlanmanın hücre sayısı ve bağışıklık sistemiyle sınırlı kalmadığını, hücre çekirdeğindeki DNA'nın üç boyutlu organizasyonunu da etkilediğini ortaya koydu. Yaşlı hücrelerde kromatinin normal mimarisinde aşınma görülürken, DNA'nın farklı bölgeleri arasındaki etkileşimlerin ve genlerin düzenlenme biçiminin de değiştiği tespit edildi.</p>

<p>Üç boyutlu genom mimarisi, hangi genlerin ne zaman ve ne ölçüde aktif olacağını belirleyen sistemin önemli parçalarından biri olarak biliniyor. Çalışmada yaşla bağlantılı kromatin değişikliklerinin, birçok hücre grubundaki gen ifadesi ve epigenetik değişimlerle yakından ilişkili olduğu görüldü.</p>

<h3><strong>Beyin yaşlanmasının ayrıntılı haritası çıkarıldı</strong></h3>

<p>Bulgular, insan beynindeki yaşlanma sürecinin tek bir biyolojik mekanizmayla açıklanamayacağını gösteriyor. Araştırmacılara göre bağışıklık hücrelerinin yeniden yapılanması, beyni destekleyen hücrelerin azalması ve genom organizasyonunun değişmesi aynı yaşlanma sürecinin farklı katmanlarını oluşturuyor.</p>

<p>Araştırma, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin 4D Nucleome programı kapsamında gerçekleştirildi ve Science'ın 23 Temmuz 2026 tarihli özel çalışma grubunda yayımlandı. Bilim insanları, elde edilen verilerin yaşa bağlı bilişsel gerileme ile Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklarda görülen hücresel değişimlerin daha ayrıntılı araştırılmasına temel oluşturabileceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/bilim-insanlari-duyurdu-50-yasindan-sonra-beynin-hafiza-merkezinde-ne-degisiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/11/beyin.webp" type="image/jpeg" length="28542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyon ölçerken yapılan bu hata sonucu tamamen değiştirebilir]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/tansiyon-olcerken-yapilan-bu-hata-sonucu-tamamen-degistirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/tansiyon-olcerken-yapilan-bu-hata-sonucu-tamamen-degistirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evde tansiyon ölçerken doğru cihaz kullanmak tek başına yeterli olmayabilir. Araştırmalar, kolun tutulduğu yerin ölçüm sonucunu doğrudan etkilediğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evde veya sağlık kuruluşunda tansiyon ölçerken kolun konumu, ölçüm sonucunu doğrudan etkileyebiliyor. Araştırmalar, kolun kalp hizasında ve destekli tutulmaması halinde tansiyon değerlerinin gerçekte olduğundan daha yüksek çıkabileceğini ortaya koydu.</p>

<h3><strong>Kolun pozisyonu tansiyonu 6,5 mmHg yükseltebilir</strong></h3>

<p>Johns Hopkins Medicine öncülüğünde yapılan araştırmada, Baltimore’da yaşayan 18 ile 80 yaş arasındaki 133 yetişkinin tansiyonu üç farklı kol pozisyonunda ölçüldü. Katılımcıların kolu sırasıyla masa üzerinde destekli, kucakta ve vücudun yanında desteksiz şekilde tutuldu.</p>

<p>Doğru kabul edilen masa üzerinde destekli ölçümle karşılaştırıldığında, kolun vücudun yanında desteksiz bırakılması büyük tansiyonu ortalama 6,5 mmHg, küçük tansiyonu ise 4,4 mmHg daha yüksek gösterdi. Kolun kucakta tutulduğu ölçümlerde ise büyük tansiyon 3,9 mmHg, küçük tansiyon 4 mmHg daha yüksek çıktı.</p>

<h3><strong>Yanlış ölçüm tedavi kararını etkileyebilir</strong></h3>

<p>Araştırmanın kıdemli yazarı Dr. Tammy Brady, tansiyon değerlerinin ilaç tedavisine başlanıp başlanmayacağı gibi önemli kararlarda kullanılabildiğine dikkat çekti. Bu nedenle birkaç mmHg’lik farkın bile klinik açıdan önem taşıyabileceği belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılardan Sherry Liu ise 6,5 mmHg’lik farkın, gerçekte 123 mmHg olan büyük tansiyonun yaklaşık 130 mmHg ölçülmesine yol açabileceğini ifade etti. Bu durum, kişinin olduğundan daha yüksek bir tansiyon grubunda değerlendirilmesine neden olabilir.</p>

<h3><strong>Konuşmak tansiyonu 19 mmHg’ye kadar yükseltebilir</strong></h3>

<p>Tansiyon ölçümünü etkileyen tek unsur kolun pozisyonu değil. Amerikan Kalp Derneğinin aktardığı verilere göre ölçüm sırasında konuşmak tansiyon değerini 19 mmHg’ye kadar yükseltebiliyor.</p>

<p>Bacak bacak üstüne atmak değeri 15 mmHg’ye kadar, mesanenin dolu olması ise 33 mmHg’ye kadar artırabiliyor. Sırtın desteklenmemesi veya ayakların yere tam basmaması da ölçüm sonucuna yaklaşık 5 mmHg ekleyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Muayene masasında ölçüm de sonucu etkileyebiliyor</strong></h3>

<p>Ohio Devlet Üniversitesi araştırmacılarının 150 yetişkin üzerinde gerçekleştirdiği başka bir çalışmada da benzer sonuçlara ulaşıldı. Muayene masasında oturularak yapılan tansiyon ölçümlerinin, doğru oturma pozisyonunda yapılan ölçümlere göre daha yüksek sonuç verdiği belirlendi.</p>

<p>Bu ölçümlerde büyük tansiyon ortalama 7 mmHg, küçük tansiyon ise 4,5 mmHg daha yüksek çıktı. Araştırmacılar, tansiyon ölçümünde standart oturma pozisyonunun sağlanmasının önemine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>Tansiyon nasıl doğru ölçülmeli</strong></h3>

<p>Amerikan Kalp Derneğine göre tansiyon ölçümü sırasında sırt destekli bir sandalyede oturulması ve ayakların yere düz biçimde basması gerekiyor. Ölçüm yapılacak çıplak kol masa üzerinde desteklenmeli ve tansiyon aletinin manşeti kalp hizasında tutulmalı.</p>

<p>Ölçüm sırasında konuşulmaması ve mesanenin boş olması da öneriliyor. Ayrıca ölçümden önceki 30 dakika içerisinde kafein tüketilmemesi, sigara içilmemesi ve egzersiz yapılmaması tavsiye ediliyor.</p>

<h3><strong>Doğru manşet seçimi de önemli</strong></h3>

<p>Evde tansiyon ölçerken masa yeterince yüksek değilse dirseğin altına bir yastık yerleştirilerek kol kalp seviyesine getirilebilir. Kullanılan tansiyon aleti manşetinin kişinin koluna uygun büyüklükte olması da doğru sonuç için önem taşıyor.</p>

<p>Gereğinden küçük manşet kullanılması, tansiyon değerlerinin olduğundan daha yüksek çıkmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, tek bir yüksek ölçümün doğrudan tanı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ölçümün doğru koşullarda tekrarlanmasının ve değerlerin zaman içinde takip edilmesinin daha güvenilir sonuç vereceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/tansiyon-olcerken-yapilan-bu-hata-sonucu-tamamen-degistirebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tansiyon-olcerken-yapilan-bu-hata-sonucu-tamamen-degistirebilir.webp" type="image/jpeg" length="74845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk bilim insanları gizli gücü deşifre etti: Sofradaki o içecek meğer neye yarıyormuş?]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/turk-bilim-insanlari-gizli-gucu-desifre-etti-sofradaki-o-icecek-meger-neye-yariyormus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/turk-bilim-insanlari-gizli-gucu-desifre-etti-sofradaki-o-icecek-meger-neye-yariyormus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde yürütülen araştırmalar, sofralarımızdan eksik etmediğimiz şalgam suyu ve siyah havucun hücresel düzeydeki şaşırtıcı etkilerini gün yüzüne çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümünde yürütülen araştırmalarda, siyah havuçta bulunan antosiyaninlerin ve şalgam suyundan izole edilen bazı laktik asit bakterilerinin laboratuvar ortamında çeşitli kanser hücrelerinin çoğalmasını azalttığı belirlendi.</p>

<p>Araştırmalarda elde edilen bulguların henüz hücre kültürü aşamasında olduğu, insanlarda kanser tedavisinde doğrudan kullanılabileceğine ilişkin klinik bir sonuç bulunmadığı belirtildi. Bilim insanları, çalışmaların ilerleyen aşamalarda deneysel modeller ve klinik araştırmalar için yol gösterici olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<h3><strong>Siyah havuçtaki antosiyaninler incelendi</strong></h3>

<p>Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Doğan danışmanlığında Dr. Duygu Aslan Türker tarafından hazırlanan doktora tezinde siyah havuçta bulunan antosiyaninlerin hücre hatları üzerindeki etkisi araştırıldı.</p>

<p>Meyve ve sebzelere mor ve kırmızı renk veren, antioksidan özellikleriyle bilinen antosiyaninlerin laboratuvar ortamında kolon ve karaciğer kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskılayıcı etki gösterdiği belirlendi. Çalışmanın sonuçları 2022 yılında uluslararası bilimsel bir dergide yayımlandı.</p>

<h3><strong>Araştırmanın ikinci aşamasında şalgam suyu ele alındı</strong></h3>

<p>Siyah havuçla ilgili çalışmanın ardından Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yetiman'ın yürütücülüğünde siyah havucun kullanıldığı şalgam suyu üzerinde yeni bir araştırma gerçekleştirildi. Çalışmada şalgam suyundan izole edilen laktik asit bakterilerinin biyolojik özellikleri incelendi.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan araştırmada bazı bakterilerin laboratuvar koşullarında antioksidan aktivite gösterdiği, ortamdaki kolesterolün azaltılmasına katkı sağladığı ve ince ile kalın bağırsak kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskıladığı tespit edildi.</p>

<h3><strong>Şalgamdan 50'den fazla bakteri türü izole edildi</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Mahmut Doğan, şalgam suyunun içerisinde bulunan 50-55 farklı laktik asit bakterisini izole ederek bunların fonksiyonel özelliklerini incelediklerini belirtti. Araştırmacılar, antioksidan özellikleri başta olmak üzere farklı kriterleri değerlendirerek bazı bakterileri ileri çalışmalar için seçti.</p>

<p>Bu kapsamda fermente gıdalarda ve insan mikrobiyotasında da bulunabilen Lactobacillus brevis bakterisinin kanser hücre kültürleri üzerindeki etkisi araştırıldı. Hücre kültürü deneyleri Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Bölümü ile yapılan iş birliği kapsamında yürütüldü.</p>

<h3><strong>Hücre kültürlerinde yüzde 90-95 düzeyinde azalma gözlendi</strong></h3>

<p>Doğan, laboratuvar ortamında yürütülen deneylerde seçilen bakterinin ince ve kalın bağırsak kanseri hücreleri üzerinde belirgin bir etki oluşturduğunu söyledi. Hücre kültürlerinde kanser hücrelerinin yüzde 90-95 seviyesinde bozulduğu ve azaldığının gözlendiğini ifade etti.</p>

<p>Araştırmacılar, bu sonucun şalgam suyunun doğrudan kanser tedavisi sağladığı anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Hücre kültürlerinde elde edilen sonuçların insanlarda aynı etkiyi gösterip göstermediğinin belirlenebilmesi için hayvan deneyleri ve klinik çalışmalar gibi daha ileri araştırma aşamalarına ihtiyaç bulunuyor.</p>

<h3><strong>Hacettepe Üniversitesi ile de çalışma yürütüldü</strong></h3>

<p>Siyah havuçtaki antosiyaninlerin kanser hücreleri üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bölümde Hacettepe Üniversitesi ile iş birliği yapıldı. Prof. Dr. Doğan, siyah havuçtan elde edilen renk maddelerinin kolon ve karaciğer kanseri hücre kültürlerindeki etkilerini bu çalışmalar kapsamında değerlendirdiklerini belirtti.</p>

<p>Araştırmalarda kolon kanseri hücrelerinde olumlu sonuçlar elde edildiğini kaydeden Doğan, karaciğer hücre kültürlerinde de benzer etkilerin görüldüğünü ifade etti. Bulguların daha sonra uluslararası bilimsel yayınlara dönüştürüldüğünü aktardı.</p>

<h3><strong>Gıda atıklarından katma değerli ürünler geliştiriliyor</strong></h3>

<p>Araştırma ekibi yalnızca siyah havuç ve şalgam suyu üzerinde değil, meyve ve sebzelerin işlenmesi sırasında ortaya çıkan atıkların değerlendirilmesi konusunda da çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda pektin, selüloz ve karboksimetil selüloz gibi katma değeri yüksek ürünlerin elde edilmesine yönelik projeler hazırlanıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Doğan, üniversitelerde gerçekleştirilen bilimsel çalışmaların hem insan sağlığına hem de ekonomiye katkı sağlayabilecek çıktılara dönüşmesini hedeflediklerini belirtti. Gıda kaynaklı biyoaktif bileşiklerin sağlık üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı araştırmalarla ortaya konulabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Bir sonraki aşama deneysel ve klinik araştırmalar olabilir</strong></h3>

<p>Bilim insanları, elde edilen sonuçların tıp ve eczacılık alanındaki yeni araştırmalara temel oluşturabileceğini değerlendiriyor. Siyah havuçtan elde edilen bileşikler ile şalgam suyundaki laktik asit bakterilerinin deneysel hayvan modellerinde ve daha ileri aşamalarda insan çalışmalarında incelenebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut sonuçların laboratuvar ortamındaki hücre kültürü deneylerine dayandığını özellikle vurguluyor. Bu nedenle siyah havuç veya şalgam suyunun kanseri tedavi ettiği yönünde bir çıkarım yapılmasının mevcut bilimsel verilerin ötesine geçeceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/turk-bilim-insanlari-gizli-gucu-desifre-etti-sofradaki-o-icecek-meger-neye-yariyormus</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/turk-bilim-insanlari-gizli-gucu-desifre-etti-sofradaki-o-icecek-meger-neye-yariyormus.webp" type="image/jpeg" length="59334"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[14 Eylül Dünya İlk Yardım Günü: Doğru müdahale hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/14-eylul-dunya-ilk-yardim-gunu-dogru-mudahale-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/14-eylul-dunya-ilk-yardim-gunu-dogru-mudahale-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Eylül Dünya İlk Yardım Günü kapsamında uzmanlar, kaza ve ani sağlık sorunlarında profesyonel ekipler olay yerine ulaşana kadar yapılan doğru müdahalenin hayat kurtarıcı etkisine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya İlk Yardım Günü kapsamında, kaza ve ani sağlık sorunlarında doğru müdahalenin hayati önemi bir kez daha gündeme geldi. Her yıl eylül ayının ikinci cumartesi günü kutlanan Dünya İlk Yardım Günü, 2026 yılında 12 Eylül’e denk gelirken, uzmanlar sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar yapılacak bilinçli ilk yardımın hayat kurtarabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<h3><strong>İlk yardım sağlık ekibi gelene kadar geçen kritik süreci kapsıyor</strong></h3>

<p>İlk yardım; kaza, yaralanma veya yaşamı tehdit eden ani bir durumda profesyonel sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar kişinin hayatını korumak ve mevcut durumunun kötüleşmesini önlemek amacıyla yapılan ilaçsız uygulamaları kapsıyor. Sağlık Bakanlığı, ilk yardımın tıbbi müdahaleden farklı olduğunu ve mevcut imkanlarla olay yerinde gerçekleştirildiğini belirtiyor.</p>

<p>İlk yardımın temel amaçları arasında yaşamsal fonksiyonların devamının sağlanması, hasta veya yaralının durumunun ağırlaşmasının engellenmesi ve iyileşmenin kolaylaştırılması bulunuyor. Bu nedenle müdahalenin hızlı olduğu kadar doğru ve bilinçli yapılması da önem taşıyor.</p>

<h3><strong>İlk yardımın üç temel adımı var</strong></h3>

<p>İlk yardımın temel uygulamaları “Koruma, Bildirme ve Kurtarma” olmak üzere üç başlık altında toplanıyor. İlk aşamada olay yerinin güvenli hale getirilmesi, yaralıya ve yardım edecek kişilere yönelik yeni bir tehlikenin oluşmasının önlenmesi gerekiyor.</p>

<p>İkinci aşamada 112 Acil Çağrı Merkezi’ne mümkün olan en kısa sürede haber verilmesi gerekiyor. Ardından eğitimli ilk yardımcı tarafından kişinin durumuna uygun müdahale yapılması önem taşıyor. Sağlık Bakanlığı, ilk yardım bilgisi olmayan kişilerin bilinçsiz müdahaleden kaçınması gerektiğini özellikle vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>112 aranırken doğru bilgi vermek büyük önem taşıyor</strong></h3>

<p>Acil durumda 112 aranırken olayın gerçekleştiği yerin açık şekilde tarif edilmesi gerekiyor. Arayan kişinin adı ve telefon numarası, olayın türü, hasta veya yaralı sayısı ve kişilerin genel durumu görevlilere aktarılmalı.</p>

<p>Çağrı sırasında sakin olunması ve 112 görevlisinin sorularına net yanıt verilmesi gerekiyor. İlk yardım uygulanıyorsa bunun da sağlık ekiplerine bildirilmesi ve görevli telefonu kapatmadan görüşmenin sonlandırılmaması öneriliyor.</p>

<h3><strong>Bilinçsiz müdahale ikinci bir yaralanmaya yol açabilir</strong></h3>

<p>Trafik kazaları başta olmak üzere bazı olaylarda yaralıların kontrolsüz şekilde yerinden kaldırılması ciddi sonuçlara neden olabiliyor. Özellikle omurga veya boyun yaralanması ihtimali bulunan kişilerin, hayati bir tehlike olmadığı sürece gelişigüzel hareket ettirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Yangın, patlama, elektrik akımı, yoğun trafik veya gaz kaçağı gibi olay yerinin güvenli olmadığı durumlarda ise öncelik yeni bir kazanın önlenmesine veriliyor. Yardım etmek isteyen kişinin önce kendi güvenliğini sağlaması, ardından yaralıya yaklaşması gerekiyor.</p>

<h3><strong>Kanama, bilinç kaybı ve solunum problemi kritik durumlar arasında</strong></h3>

<p>Ciddi kanama, bilinç kaybı, nefes alma güçlüğü, boğulma, ciddi yanık, zehirlenme, yüksekten düşme ve yaralanmalı trafik kazaları 112’nin vakit kaybetmeden aranması gereken durumlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu tür olaylarda geçen her dakika önem taşıyor. Doğru ilk yardım, profesyonel sağlık hizmetinin yerini tutmasa da sağlık ekipleri gelinceye kadar kişinin yaşamsal fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<h3><strong>İlk yardım eğitiminin yaygınlaştırılması hedefleniyor</strong></h3>

<p>Dünya İlk Yardım Günü, toplumda ilk yardım bilgisinin artırılması ve daha fazla kişinin eğitim almasının teşvik edilmesi amacıyla kutlanıyor. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonuna göre dünyada her yıl 100’den fazla ulusal Kızılhaç ve Kızılay kuruluşu bu gün kapsamında çeşitli farkındalık çalışmaları yürütüyor.</p>

<p>IFRC verilerine göre 2023 yılında dünyada 22 milyondan fazla kişiye ilk yardım eğitimi verildi. Yaklaşık 150 bin aktif ilk yardım eğitmeni de bu çalışmaların yürütülmesinde görev yapıyor.</p>

<h3><strong>2026 temasında göç yolculuklarında ilk yardım öne çıktı</strong></h3>

<p>2026 Dünya İlk Yardım Günü’nün uluslararası temasında göç ve hareket halindeki insanların karşı karşıya kaldığı sağlık riskleri öne çıkarıldı. IFRC, savaş, afet, ekonomik nedenler veya farklı gerekçelerle yer değiştiren insanların yolculuklarında ilk yardım hizmetlerine erişimin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Federasyon, göçmenler, sığınmacılar, mülteciler ve yerinden edilmiş kişilerin acil sağlık durumlarında ilk yardıma ulaşabilmesinin hayati olduğunu vurguladı. Dünya İlk Yardım Günü etkinliklerinin 16 Ekim Dünya Kalp Yeniden Canlandırma Günü’ne kadar sürdürülebileceği de belirtildi.</p>

<h3><strong>İlk yardım bilgisi herkes için önemli</strong></h3>

<p>Uzmanlar ilk yardım bilgisinin yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun her kesiminin sahip olması gereken temel yaşam becerilerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Evde, iş yerinde, okulda, trafikte veya sosyal yaşamda karşılaşılabilecek acil durumlarda doğru müdahale, sağlık ekipleri gelene kadar geçen kritik dakikaların daha güvenli yönetilmesini sağlayabiliyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının da vurguladığı gibi ilk yardımda temel hedef “zarar vermeden yardım etmek”. Bu nedenle vatandaşların yetkili kuruluşlardan ilk yardım eğitimi alması, öğrendikleri bilgileri belirli aralıklarla güncellemesi ve acil durumda 112’nin yönlendirmelerine uygun hareket etmesi önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İlhami Türksal</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/14-eylul-dunya-ilk-yardim-gunu-dogru-mudahale-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/14-eylul-dunya-ilk-yardim-gunu-dogru-mudahale-hayat-kurtariyor.webp" type="image/jpeg" length="58670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman cerrahlar Çorum'da bir araya geldi]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/uzman-cerrahlar-corumda-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/uzman-cerrahlar-corumda-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Hepato Pankreato Bilier Cerrahi Derneği tarafından düzenlenen Çorum Bölgesel Bilimsel Toplantısı, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yurt içi ve yurt dışından uzman hekimlerin katıldığı toplantıda karaciğer, pankreas ve safra yolları cerrahisine ilişkin güncel konular ele alındı. Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi, önemli bir bilimsel organizasyona ev sahipliği yaptı. Türk Hepato Pankreato Bilier Cerrahi Derneği (THPBCD) tarafından düzenlenen Çorum Bölgesel Bilimsel Toplantısı, 5 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirildi.</p>

<p>“Obstrüktif Sarılıklarda Zor Kararlar: Baştan Sona Multidisipliner Yaklaşım” temasıyla düzenlenen toplantıda, genel cerrahinin önemli başlıkları arasında yer alan karaciğer, pankreas ve safra yolları hastalıkları kapsamlı şekilde değerlendirildi.</p>

<p><img alt="F4A150D9 B8F4 4163 90Bc 32D4974051F4" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/f4a150d9-b8f4-4163-90bc-32d4974051f4.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Zor vakalar ve güncel tedavi yaklaşımları konuşuldu</strong></p>

<p>Bilimsel program kapsamında obstrüktif sarılık, benign biliyer hastalıklar, safra yolu yaralanmaları, pankreas başı tümörleri, hiler kolanjiokarsinom ve biliyer drenaj gibi klinik açıdan önemli konular ele alındı. Alanında deneyimli akademisyen ve hekimler tarafından gerçekleştirilen sunumların yanı sıra örnek vakalar üzerinden tartışmalar yapıldı. Toplantıda farklı disiplinlerin birlikte hareket etmesinin önemi üzerinde durulurken, güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ile klinik deneyimler katılımcılarla paylaşıldı.</p>

<p><strong>Yurt içi ve yurt dışından uzmanlar katıldı</strong></p>

<p>Bilimsel programa Türkiye’nin farklı merkezlerinden ve yurt dışından akademisyen ve hekimler katkı sundu. Toplantının çevrim içi platform üzerinden canlı yayımlanmasıyla bilimsel içeriğin daha geniş bir hekim kitlesine ulaştırılması sağlandı.</p>

<p><strong>Açılışı Gömeç ve Sarıbeyoğlu yaptı</strong></p>

<p>Toplantının açılış konuşmalarını Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Muhammed Gömeç ile Türk Hepato Pankreato Bilier Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Kaya Sarıbeyoğlu gerçekleştirdi.</p>

<p>Başhekim Doç. Dr. Muhammed Gömeç, hastanenin bölgesel sağlık hizmetlerindeki önemine dikkat çekerek, merkezin hem hizmet kapasitesi hem de bilimsel faaliyetler açısından büyümeyi sürdürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Gömeç, “Merkezimiz giderek büyüyen, büyük bir nüfusa hizmet veren bir merkez. Alanında yetkin hocalarımızla her geçen gün büyümeye devam ediyoruz. Böyle güzel bir bilimsel toplantıya ev sahipliği yaptığımız için de çok mutluyuz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="77F8Dafd 6B50 4F8A 9987 2Dc78Fefa8Cf" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/77f8dafd-6b50-4f8a-9987-2dc78fefa8cf.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Bilimsel programın ardından Çorum tanıtıldı</strong></p>

<p>Sabah saatlerinde başlayan bilimsel programın ardından katılımcılara Çorum’un kültürel ve gastronomik değerleri de tanıtıldı.</p>

<p>Misafirler için Çorum’un yöresel lezzetlerinin sunulduğu yemek programı düzenlenirken, kentin tarihi ve kültürel mirasının tanıtılması amacıyla Çorum Müzesi ile Hattuşa’ya gezi gerçekleştirildi.</p>

<p>Bilimsel paylaşım, mesleki deneyim aktarımı ve sosyal etkinliklerin bir arada gerçekleştirildiği toplantı, katılımcıların Çorum’dan ayrılmasıyla sona erdi. Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi, ulusal ve uluslararası bilimsel organizasyonlara ev sahipliği yaparak sağlık alanındaki bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sunmayı sürdüreceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/uzman-cerrahlar-corumda-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/eafcde15-16ed-4c52-a471-d5b098e22aec.jpg" type="image/jpeg" length="37521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahve severlere müjde: İngiltere’deki araştırmadan devrim niteliğinde kafein keşfi]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/kahve-severlere-mujde-ingilteredeki-arastirmadan-devrim-niteliginde-kafein-kesfi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/kahve-severlere-mujde-ingilteredeki-arastirmadan-devrim-niteliginde-kafein-kesfi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’deki Londra Queen Mary Üniversitesi’nden bilim insanları, kafeinin hücrelerde enerji dengesini ve DNA onarımını sağlayan 500 milyon yıllık bir biyolojik mekanizmayı harekete geçirerek yaşlanma sürecini yavaşlatabildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de yapılan bir araştırmada kafeinin, hücrelerin enerji dengesini yöneten ve evrimsel olarak korunmuş AMPK mekanizmasını harekete geçirerek yaşlanmayla ilişkili bazı hücresel süreçleri etkileyebileceği belirlendi. Ancak araştırma insanlarda değil maya hücrelerinde gerçekleştirildiği için sonuçların doğrudan insan ömrünü uzattığı şeklinde yorumlanamayacağı belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Kafeinin hücrelerdeki etkisi incelendi</strong></h3>

<p>Queen Mary University of London araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, insan hücreleriyle bazı temel biyolojik mekanizmaları paylaşan fisyon mayası üzerinde kafeinin hücre döngüsü, DNA hasarına verilen yanıt ve yaşam süresi üzerindeki etkileri araştırıldı.</p>

<p>Microbial Cell dergisinde yayımlanan çalışmada kafeinin hücresel enerji sensörü olarak görev yapan AMPK yolunu etkilediği belirlendi. Araştırmacılar, kafeinin Ssp1, Ssp2 ve AMPK’nin düzenleyici bileşeni Amk2 üzerinden bu mekanizmayı dolaylı olarak aktive ettiğini bildirdi.</p>

<h3><strong>AMPK hücrenin enerji dengesinde önemli rol oynuyor</strong></h3>

<p>AMPK, hücrelerin enerji seviyelerini takip eden temel düzenleyici sistemlerden biri olarak biliniyor. Enerji azaldığında devreye giren bu sistem, metabolizma ve hücresel stres yanıtı gibi birçok sürecin düzenlenmesine katkıda bulunuyor.</p>

<p>Araştırmada kafeinin bu enerji sensörüyle bağlantılı yolu aktive ettiği ve mayada mitotik bölünme ile kronolojik yaşam süresini etkilediği görüldü. Çalışmanın yazarları, AMPK’nin canlılar arasında yüksek oranda korunmuş bir mekanizma olması nedeniyle bulguların gelecekte yaşlanma araştırmaları açısından önem taşıyabileceğini değerlendirdi.</p>

<h3><strong>DNA hasarı ve stres yanıtı da araştırıldı</strong></h3>

<p>Bilim insanları kafeinin yalnızca yaşam süresi değil, DNA hasarına karşı hücresel yanıt üzerindeki etkilerini de inceledi. Çalışmada AMPK yolundaki bazı bileşenlerin uzun süreli genotoksik stres altında kafeine karşı hücresel direnç açısından önemli olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar ayrıca kafeinin bazı genotoksik ajanlarla birlikte kullanıldığında DNA hasarına duyarlılığı artırabileceğini bildirdi. Bu nedenle çalışmanın sonuçları, kafeinin hücreler üzerindeki etkilerinin yalnızca olumlu yönde değerlendirilmemesi gerektiğini de ortaya koyuyor.</p>

<h3><strong>Araştırma insanlarda yapılmadı</strong></h3>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlamalarından biri deneylerin maya hücrelerinde gerçekleştirilmiş olması. Araştırmada insanlara kafein verilerek yaşam süresi veya yaşlanma hızı ölçülmedi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar, kahve ya da kafein tüketiminin insanlarda doğrudan yaşam süresini uzattığını göstermiyor. Araştırmacılar bunun yerine AMPK gibi hücresel mekanizmaların gelecekte sağlıklı yaşlanma ve yaşa bağlı hastalıkların araştırılmasında yeni hedefler sunabileceğini belirtiyor.</p>

<h3><strong>Çalışma daha önceki bulguları ileri taşıdı</strong></h3>

<p>Aynı araştırma grubu daha önce de kafeinin TORC1 adı verilen hücresel sinyal yolu ve yaşam süresi üzerindeki etkilerini incelemişti. Yeni çalışma, kafeinin etkisinin AMPK-TORC1 ekseniyle bağlantılı olabileceğine ilişkin mekanizmayı daha ayrıntılı şekilde ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, AMPK’nin doğrudan ilaçlarla hedeflenmesinin gelecekte sağlıklı yaşam süresi ve yaşlanmayla ilişkili hastalıklar açısından araştırmaya değer bir alan olabileceğini ifade ediyor. Bunun insanlarda etkili ve güvenli bir tedaviye dönüşüp dönüşmeyeceğinin ise yeni çalışmalarla belirlenmesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/kahve-severlere-mujde-ingilteredeki-arastirmadan-devrim-niteliginde-kafein-kesfi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/07/kahve-cikolata.webp" type="image/jpeg" length="18852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerde kalp krizi riski artıyor: Göğüsteki o ağrıyı sakın hafife almayın]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/genclerde-kalp-krizi-riski-artiyor-gogusteki-o-agriyi-sakin-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/genclerde-kalp-krizi-riski-artiyor-gogusteki-o-agriyi-sakin-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizinin artık sadece ileri yaşlarda değil gençlerde de sıklıkla görüldüğünü belirten Prof. Dr. Baykan; genetik yatkınlığın yanı sıra sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, diyabet ve hipertansiyon gibi etkenlerin bu artışta rol oynadığını ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarının arttığına dikkat çekti. Genetik yatkınlığın yanı sıra sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve düzensiz yaşam tarzının kalp hastalıklarının daha erken yaşlarda ortaya çıkmasında etkili olabildiğini belirten Baykan, kalp krizi şüphesinde zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini söyledi.</p>

<h3><strong>Kalp krizinin en önemli belirtisi göğüste baskı ve sıkışma</strong></h3>

<p>Adana’da görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, kalp krizinin en sık görülen belirtisinin göğsün orta bölümünde hissedilen baskı ve sıkışma tarzındaki ağrı olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her göğüs ağrısının kalp krizi anlamına gelmediğini vurgulayan Baykan, tipik ağrının göğüs kemiğinin arkasından başlayabildiğini ve kola, omuza, sırta, çeneye ya da mide bölgesine yayılabildiğini söyledi. Bu tür ağrıların çoğunlukla 15-20 dakikadan uzun sürebildiğine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>Kadınlarda belirtiler farklı ortaya çıkabiliyor</strong></h3>

<p>Kalp krizinin her hastada aynı belirtilerle ortaya çıkmayabileceğini belirten Baykan, özellikle kadınlarda şikayetlerin daha farklı seyredebildiğine dikkat çekti. Bu nedenle yalnızca klasik göğüs ağrısının kalp krizi belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Kalp krizi şüphesi oluşturan belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Baykan, kişinin mevcut risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.</p>

<h3><strong>Kalp krizi şüphesinde ilk yapılması gereken 112’yi aramak</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Baykan, kalp krizi şüphesi durumunda kişinin kendi imkanlarıyla hastaneye gitmeye çalışması yerine ambulans çağırmasının önemine işaret etti. Ambulans ekiplerinin olay yerinde EKG çekebildiğini, ilk müdahaleyi gerçekleştirebildiğini ve hastayı uygun sağlık merkezine ulaştırabildiğini söyledi.</p>

<p>Baykan, “İlk yapmamız gereken şey ambulansı aramak. Bunun dışında kişi dinlenmeli, eforu bırakmalı, sıkı kıyafetlerini gevşetmeli ve ambulans ekibini beklemelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>İlk saatlerde müdahale büyük önem taşıyor</strong></h3>

<p>Kalp krizinde damar tıkanmasının ardından geçen sürenin kalp kasında oluşabilecek hasarı artırabileceğine dikkat çeken Baykan, erken müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>“Kalp krizinde vakit eşittir kalp kası, o da eşittir hayat” diyen Baykan, özellikle ilk bir-iki saat içerisinde gerçekleştirilen müdahalelerin hem yaşam şansını artırabileceğini hem de kalpte oluşabilecek kalıcı hasarın azaltılmasına yardımcı olabileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>Genç yaşlarda kalp krizi vakalarına dikkat</strong></h3>

<p>Son yıllarda daha genç yaş gruplarında kalp krizi vakalarıyla karşılaştıklarını ifade eden Baykan, bu durumun tek bir nedene bağlanamayacağını söyledi. Genetik yatkınlığın önemli bir faktör olduğunu belirten Baykan, değiştirilebilir risk faktörlerine de dikkat çekti.</p>

<p>Baykan, “Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, düzensiz yaşam tarzı ve sigara kullanımı da artık kalp hastalıklarını daha genç yaşlarda görmemize neden oluyor” dedi.</p>

<h3><strong>Risk faktörlerinin kontrolü önem taşıyor</strong></h3>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde sigaradan uzak durulması, kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol düzeylerinin takip edilmesi ile sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi önem taşıyor. Özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kişilerin risk faktörleri konusunda daha dikkatli olması gerekiyor.</p>

<p>Uzmanlar, kalp krizi düşündüren göğüs ağrısı veya benzeri ciddi belirtilerin ortaya çıkması halinde belirtilerin geçmesini beklemek yerine acil sağlık hizmetlerine başvurulmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/genclerde-kalp-krizi-riski-artiyor-gogusteki-o-agriyi-sakin-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/10/grip-gecirdikten-sonra-kalp-krizi-riski-4-kat-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="88819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekrarlayan karın ağrısı ve ateşi hafife almayın: FMF (Ailesel Akdeniz Ateşi) habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/tekrarlayan-karin-agrisi-ve-atesi-hafife-almayin-fmf-ailesel-akdeniz-atesi-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/tekrarlayan-karin-agrisi-ve-atesi-hafife-almayin-fmf-ailesel-akdeniz-atesi-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Meryem Can, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde görülen tekrarlayan karın ağrısı ve ateş ataklarının genetik geçişli Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) habercisi olabileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tekrarlayan karın ağrısı ve ateş atakları, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde yalnızca enfeksiyon kaynaklı olmayabilir. Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Meryem Can, Türkiye’de görece sık görülen genetik geçişli Ailesel Akdeniz Ateşi’nin (FMF) bu belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirterek, hastalığın tedavi edilmemesi halinde böbreklerde kalıcı hasara kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>FMF, genellikle çocukluk veya genç yaşlarda başlayan, tekrarlayan ateş ve iltihap ataklarıyla seyreden kalıtsal bir otoinflamatuvar hastalık olarak biliniyor. Uzmanlar, özellikle nedeni açıklanamayan ve belirli aralıklarla tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı veya eklem yakınmalarında hastalığın değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<h3><strong>Tekrarlayan ateş ve karın ağrısına dikkat</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Meryem Can, FMF hastalarının çoğunlukla tekrarlayan karın ağrısı ve ateş ataklarıyla sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirtti. Bu tablo ilk aşamada enfeksiyon hastalıklarını düşündürebildiği için tanının bazı hastalarda gecikebildiğini ifade etti.</p>

<p>FMF’de ataklar arasında hastalar tamamen iyi hissedebilse de vücuttaki iltihabi süreç bazı kişilerde devam edebiliyor. Bu nedenle yalnızca belirtilerin geçmesine bakılarak hastalığın kontrol altında olduğu sonucuna varılmaması ve düzenli hekim takibinin sürdürülmesi önem taşıyor.</p>

<h3><strong>FMF genellikle genç yaşlarda başlıyor</strong></h3>

<p>Hastalık genetik geçişli olmasına rağmen her hastada aynı yaşta veya aynı belirtilerle ortaya çıkmıyor. Tipik olarak çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan FMF’nin, daha ileri yaşlarda tanı alan veya daha geç belirtiler gösteren vakaları da bulunuyor.</p>

<p>Uzmanlar, tanının yalnızca genetik test sonucuna dayanmadığını vurguluyor. Klinik bulgular, aile öyküsü, atakların özellikleri ve laboratuvar sonuçları birlikte değerlendiriliyor; genetik test ise tanıyı destekleyen araçlardan biri olarak kullanılıyor.</p>

<h3><strong>Tedavide kolşisin önemli rol oynuyor</strong></h3>

<p>FMF tedavisinde uzun yıllardır temel ilaç olarak kolşisin kullanılıyor. Kolşisin, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmanın yanı sıra sürekli iltihabın ve hastalığın en ciddi komplikasyonlarından biri olan AA amiloidozunun önlenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Tedavi çoğu hastada uzun süreli ve genellikle yaşam boyu devam ediyor. İlacın dozu kişinin yaşı, hastalığın seyri, böbrek ve karaciğer fonksiyonları gibi faktörlere göre hekim tarafından belirleniyor; bu nedenle kolşisinin doktor önerisi dışında bırakılması veya dozunun değiştirilmesi önerilmiyor.</p>

<h3><strong>Tedavi edilmezse böbrekler zarar görebilir</strong></h3>

<p>FMF kontrol altına alınmadığında vücutta “AA amiloid” adı verilen protein birikimi gelişebiliyor. Bu birikimin en önemli hedeflerinden biri böbrekler olurken, zaman içinde idrarda protein kaybı, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve ileri evrede böbrek yetmezliği görülebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolşisin tedavisinin düzenli uygulanmasının amiloidoz riskini önemli ölçüde azalttığı uzun yıllardır biliniyor. Bu nedenle FMF tanısı alan kişilerin yalnızca atak dönemlerinde değil, şikayetlerinin olmadığı dönemlerde de tedavi ve kontrollerini sürdürmeleri gerekiyor.</p>

<h3><strong>Böbrek fonksiyonları düzenli takip edilmeli</strong></h3>

<p>FMF hastalarında düzenli kontroller sırasında böbrek fonksiyon testleri ve idrarda protein kaybının değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle amiloidoz riski bulunan hastalarda serum amiloid A gibi iltihap göstergelerinin de takip edilmesi önerilebiliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Can da böbrek fonksiyonlarının ve idrarla protein atılımının düzenli kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Amaç, olası böbrek tutulumunun erken dönemde fark edilerek kalıcı hasar gelişmeden müdahale edilebilmesi.</p>

<h3><strong>Aile bireylerinin değerlendirilmesi de önemli</strong></h3>

<p>FMF kalıtsal bir hastalık olduğu için tanı alan kişinin ailesinde benzer şikayetleri bulunan bireylerin de hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle tekrarlayan ateş ve karın ağrısı öyküsü bulunan yakınlarda FMF olasılığının göz önünde bulundurulması erken tanıya katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Ancak benzer belirtiler birçok farklı hastalıkta da görülebileceği için tekrarlayan karın ağrısı veya ateş tek başına FMF tanısı anlamına gelmiyor. Kesin değerlendirme için romatoloji, çocuk romatolojisi veya ilgili uzmanlık alanlarında hekim muayenesi ve gerekli tetkiklerin yapılması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/tekrarlayan-karin-agrisi-ve-atesi-hafife-almayin-fmf-ailesel-akdeniz-atesi-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tekrarlayan-karin-agrisi-ve-atesi-hafife-almayin-fmf-ailesel-akdeniz-atesi-habercisi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="90113"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece uyurken odanızda bu ışık varsa hemen kapatın: Kalbi adım adım bitiriyor]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/gece-uyurken-odanizda-bu-isik-varsa-hemen-kapatin-kalbi-adim-adim-bitiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/gece-uyurken-odanizda-bu-isik-varsa-hemen-kapatin-kalbi-adim-adim-bitiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Kalp Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırma, uyurken düşük parlaklıktaki telefon ekranı veya kapı aralığından sızan ışığın bile kalbin yapısını ve işlevini olumsuz etkilediğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gece uyurken maruz kalınan düşük düzeydeki ışığın bile kalbin yapısı ve işlevinde olumsuz değişikliklerle bağlantılı olabileceği ortaya kondu. European Heart Journal’da 9 Eylül 2026’da yayımlanan araştırmada, gece ışığına daha fazla maruz kalan kişilerde kalbin özellikle sol karıncığında yapısal değişiklikler ve işlev kaybına işaret eden bulgular tespit edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, söz konusu bulguların doğrudan “telefon ekranı kalp hastalığına neden olur” anlamına gelmediğini vurgularken, yatak odasının karanlık tutulmasının kalp-damar sağlığı açısından önem taşıyabileceğine dikkat çekti. Çalışma, gece ışığı ile kalp yapısı arasındaki ilişkiyi geniş bir katılımcı grubunda nesnel ışık ölçümleriyle incelemesi bakımından öne çıktı.</p>

<h3><strong>11 binden fazla kişi incelendi</strong></h3>

<p>Araştırmanın ana analizine, İngiltere Biobank verilerinden 11 bin 17 kişi dahil edildi. Katılımcılar 2013-2015 yılları arasında bir hafta boyunca bileklerinde ışık sensörü bulunan cihaz taşıdı ve gece maruz kaldıkları ışık düzeyi kaydedildi. Yaklaşık üç yıl sonra katılımcıların kalp yapısı ve işlevi kardiyovasküler manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada gece için 3 lüksün üzerindeki ışık maruziyeti dikkate alındı. Çalışmanın yazarları bu seviyenin melatonin salgısını etkileyebilecek ışık düzeyleriyle ilişkili olduğunu belirtti.</p>

<h3><strong>Kalp duvarında kalınlaşma görüldü</strong></h3>

<p>Gece ışığına en fazla maruz kalan kişilerde sol karıncık kas kütlesinin daha yüksek, kalp duvarlarının ise daha kalın olduğu belirlendi. Araştırmada ayrıca kalbin kasılma performansını gösteren bazı ölçümlerde daha düşük değerler saptandı.</p>

<p>Yüksek gece ışığı maruziyeti, hiç maruziyeti olmayan grupla karşılaştırıldığında sol karıncık duvar kalınlığında ortalama yüzde 1,5 artış ve miyokard kasılma fraksiyonunda yüzde 1,9 azalma ile ilişkilendirildi. Araştırmacılar bu değişikliklerin klinik hastalık ortaya çıkmadan önce görülebilen kalp yeniden yapılanmasının işaretleri olabileceğini değerlendirdi.</p>

<h3><strong>Kalp yetmezliği riskiyle de bağlantı bulundu</strong></h3>

<p>Çalışmanın daha geniş ikinci analizinde 73 bine kadar katılımcı, kalp-damar hastalıklarının gelişimi açısından 8 ila 10 yıl boyunca takip edildi. Gece ışığına yüksek düzeyde maruz kalanlarda kalp yetmezliği riskinin yüzde 29, atriyal fibrilasyon riskinin yüzde 15, kalp krizi riskinin yüzde 24 ve inme riskinin yüzde 33 daha yüksek olduğu bildirildi.</p>

<p>Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin de yüksek gece ışığı grubunda yüzde 26 daha fazla olduğu görüldü. Ancak çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için bu sonuçlar gece ışığının tek başına bu hastalıklara neden olduğunu kanıtlamıyor; yalnızca aralarında istatistiksel bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.</p>

<h3><strong>Uyku süresi ilişkinin bir bölümünü açıklıyor</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, gece ışığına maruz kalmanın kalp üzerindeki olumsuz ilişkilerinin bir bölümünün daha kısa uyku süresiyle açıklanabileceğini tespit etti. Analizlere göre uyku süresi, gözlenen bazı ilişkilerin yaklaşık yüzde 24 ila yüzde 49'unu açıklıyordu.</p>

<p>Gece ışığının biyolojik saati bozabileceği ve melatonin salgısını baskılayabileceği daha önceki araştırmalarda da gündeme gelmişti. Yeni çalışma ise bu etkinin kalbin yapısal ve işlevsel özellikleriyle nasıl ilişkilendirilebileceğine dair yeni veriler sundu.</p>

<h3><strong>Uzmanlardan karanlık yatak odası önerisi</strong></h3>

<p>Araştırmanın kıdemli yazarı Prof. Lu Qi, gece ışığına daha fazla maruz kalmanın kalpte yeniden yapılanmayla bağlantılı olduğunu belirterek yatak odalarının mümkün olduğunca karanlık tutulmasının kalp hastalıklarını önlemeye yönelik olası yaklaşımlardan biri olabileceğini söyledi. Avrupa Kardiyoloji Derneği de araştırmanın sonuçlarını gece ışığının kardiyovasküler sağlık üzerindeki potansiyel etkisine dikkat çeken bulgular arasında değerlendirdi.</p>

<p>Uzmanlar, gece kullanılmayan elektronik cihazların ışıklarının kapatılması, karartma perdelerinden yararlanılması ve yatak odasında gereksiz aydınlatmadan kaçınılması gibi önlemlerin ışık maruziyetini azaltabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte bu önlemler tıbbi tedavinin yerine geçmiyor ve çalışma sonuçları bireysel kalp hastalığı riskinin tek başına gece ışığı üzerinden değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/gece-uyurken-odanizda-bu-isik-varsa-hemen-kapatin-kalbi-adim-adim-bitiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/gece-uyurken-odanizda-bu-isik-varsa-hemen-kapatin-kalbi-adim-adim-bitiriyor.webp" type="image/jpeg" length="14923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorum’daki anne ve anne adayları dikkat: Bakanlık bu numaradan arayacak]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/corumdaki-anne-ve-anne-adaylari-dikkat-bakanlik-bu-numaradan-arayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/corumdaki-anne-ve-anne-adaylari-dikkat-bakanlik-bu-numaradan-arayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, gebe ve lohusaların sağlık durumlarını takip etmek amacıyla geliştirdiği Riskli Takip Sistemi'ni (RİTAS) Çorum dâhil 81 ilde eş zamanlı başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından gebelerin ve lohusaların sağlık süreçlerinin daha yakından takip edilmesi amacıyla hayata geçirilen Riskli Takip Sistemi (RİTAS), <strong>Çorum’un da aralarında bulunduğu 81 ilde devreye alındı</strong>. Sistem kapsamında koordinatör ebeler, anne ve anne adaylarını telefonla arayarak gebelik ve lohusalık dönemlerindeki takiplerini gerçekleştirecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, uygulamanın Türkiye genelinde başladığını duyurarak vatandaşların <strong>0312 577 78 78</strong> numarasını kaydetmesini istedi. Çorum’daki anne ve anne adayları da RİTAS kapsamında bu numara üzerinden koordinatör ebeler tarafından aranabilecek.</p>

<h3><strong>Çorum’daki anne ve anne adayları da aranacak</strong></h3>

<p>Yeni sistemle birlikte Çorum’da gebelik ve lohusalık döneminde bulunan kadınların sağlık süreçlerinin daha etkin ve güvenli biçimde izlenmesi amaçlanıyor. Koordinatör ebeler, takip kapsamındaki kişilere telefonla ulaşarak sağlık süreçlerinin izlenmesine destek olacak.</p>

<p>Bakanlığın verdiği bilgiye göre aramalar <strong>0312 577 78 78</strong> numaralı hat üzerinden yapılacak. Böylece vatandaşların kendilerini arayan numaranın Sağlık Bakanlığının takip sistemiyle bağlantılı olduğunu bilmesi hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Gebelikten lohusalığa kadar takip sürecek</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, RİTAS’ın gebelerin ve lohusaların takip süreçlerini daha etkin ve güvenli yürütmek amacıyla oluşturulduğunu belirtti. Sistem yalnızca gebelik dönemini değil, doğum sonrasındaki lohusalık sürecini de kapsayacak.</p>

<p>Memişoğlu, koordinatör ebelerin anne ve bebeklerin sağlık süreçlerini yakından takip edeceğini ifade etti. Uygulamayla risk taşıyan durumların izlenmesi ve gerekli sağlık hizmetlerine yönlendirme süreçlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<h3><strong>Sistem 81 ilde aynı anda uygulanıyor</strong></h3>

<p>RİTAS, Çorum’la birlikte Türkiye’nin tüm illerinde uygulamaya alındı. Sağlık Bakanlığı, sistem sayesinde gebelik ve doğum sonrası dönemde kadınların sağlık hizmetleriyle temasının daha düzenli şekilde sürdürülmesini hedefliyor.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, sağlıklı nesiller için gebelikten lohusalığa uzanan süreçte annelerin yanında olacaklarını belirterek, vatandaşların <strong>0312 577 78 78</strong> numarasını not etmeleri çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/corumdaki-anne-ve-anne-adaylari-dikkat-bakanlik-bu-numaradan-arayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/03/hamileoruc.jpeg" type="image/jpeg" length="31246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu kan grubuna sahip olanlar dikkat: Hastalıklara karşı direnciniz daha düşük olabilir]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/bu-kan-grubuna-sahip-olanlar-dikkat-hastaliklara-karsi-direnciniz-daha-dusuk-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/bu-kan-grubuna-sahip-olanlar-dikkat-hastaliklara-karsi-direnciniz-daha-dusuk-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kan gruplarıyla hastalıklar arasındaki bağlantıyı inceleyen bilimsel araştırmalar dikkat çeken bir sonucu ortaya koydu. Özellikle bir kan grubundaki fark öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kan grupları ile bazı hastalıklar arasındaki ilişkiyi inceleyen bilimsel çalışmalar, AB kan grubuna sahip kişilerde nadir görülen serebral venöz tromboz riskinin diğer gruplara kıyasla daha yüksek olabileceğini ortaya koydu. Ancak araştırmacılar, bu sonucun AB kan grubundaki kişilerin genel olarak “daha düşük hastalık direncine” sahip olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Serebral venöz tromboz, beynin toplardamarlarında pıhtı oluşmasıyla ortaya çıkan nadir bir hastalık olarak biliniyor. Bilimsel araştırmalarda ABO kan grubu sistemi ile bu hastalık arasında istatistiksel bir ilişki tespit edilirken, özellikle AB grubunda risk artışı dikkat çekti.</p>

<h3><strong>AB kan grubunda risk 5,6 kat yüksek bulundu</strong></h3>

<p>Serebral venöz tromboz üzerine yapılan geniş kapsamlı bir genetik araştırmada, AB kan grubuna sahip kişilerde CVT riskinin 0 kan grubuna göre yaklaşık 5,6 kat daha yüksek olduğu belirlendi. Çalışmada A ve B kan gruplarında da 0 grubuna göre daha yüksek risk saptandı.</p>

<p>Araştırmada A kan grubunda risk yaklaşık 2,77 kat, B kan grubunda 2,92 kat, AB grubunda ise 5,60 kat daha yüksek bulundu. Bulgular yaş, cinsiyet ve genetik farklılıklar dikkate alınarak yapılan istatistiksel analizlerden elde edildi.</p>

<h3><strong>882 hasta üzerinde genetik inceleme yapıldı</strong></h3>

<p>2024 yılında yayımlanan ayrı bir BEAST çalışmasında ise serebral venöz tromboz tanısı alan Avrupa kökenli 882 hasta ile 1.205 sağlıklı kontrol grubu karşılaştırıldı. Araştırmacılar özellikle ABO geni ile pıhtılaşmada rol oynayan Faktör XI geninin etkileşimini inceledi.</p>

<p>Çalışmada belirli F11 ve ABO gen varyantlarının birlikte bulunmasının CVT riskini önemli ölçüde artırdığı görüldü. Bazı genetik kombinasyonlarda riskin yaklaşık 4 ila 14 kat arasında yükseldiği hesaplandı.</p>

<h3><strong>Kalp hastalıklarında da kan grubu ilişkisi araştırıldı</strong></h3>

<p>ABO kan grupları ile kalp hastalıkları arasındaki ilişki de uzun süredir bilim dünyasının araştırma konuları arasında bulunuyor. Harvard Halk Sağlığı Okulu araştırmacılarının yaklaşık 89 bin 500 kişiyi 20 yılı aşkın süre izlediği çalışmada, 0 kan grubuna göre AB grubunda koroner kalp hastalığı riskinin yüzde 23 daha yüksek olduğu belirlendi.</p>

<p>Aynı araştırmada B kan grubunda risk artışı yüzde 15, A kan grubunda ise yaklaşık yüzde 6 olarak hesaplandı. Araştırmacılar bu ilişkinin kan grubunun tek başına kalp hastalığını belirlediği anlamına gelmediğini, yaşam tarzı ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin önemini koruduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>0 kan grubu tamamen koruyucu değil</strong></h3>

<p>Bazı araştırmalarda 0 kan grubundaki kişilerin belirli damar hastalıklarında daha düşük risk taşıdığı görülse de bu durum grubun tüm hastalıklara karşı daha dayanıklı olduğu anlamına gelmiyor. Kan grubu yalnızca çok sayıdaki biyolojik ve genetik risk faktöründen biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Örneğin hava kirliliği üzerine yapılan güncel bir çalışmada, kısa süreli partikül madde maruziyetinin akut koroner sendrom riskini A, B ve AB gruplarında kısa vadede artırdığı görüldü. Buna karşılık 0 kan grubunda da daha uzun süreli maruziyet sonrasında risk artışı tespit edildi. Dolayısıyla “0 kan grubu hava kirliliğine dirençlidir” şeklinde kesin bir sonuç bilimsel verilerle desteklenmiyor.</p>

<h3><strong>Kan grubu tek başına hastalık riskini belirlemiyor</strong></h3>

<p>Uzmanların üzerinde durduğu en önemli nokta, bu çalışmaların birer istatistiksel ilişki ortaya koyması. Belirli bir kan grubuna sahip olmak kişinin mutlaka pıhtı, kalp hastalığı veya başka bir sağlık sorunu yaşayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yaş, genetik yapı, sigara kullanımı, tansiyon, kolesterol, diyabet, hareketsizlik ve diğer çevresel faktörler hastalık riskinde çok daha geniş bir rol oynuyor. Kan grubuna ilişkin araştırmalar ise bu risk mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilecek ek bir bilimsel veri olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/bu-kan-grubuna-sahip-olanlar-dikkat-hastaliklara-karsi-direnciniz-daha-dusuk-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/bu-kan-grubuna-sahip-olanlar-dikkat-hastaliklara-karsi-direnciniz-daha-dusuk-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="90136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızılay’dan afetlerde beslenme ve koordinasyon çalışması]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/corum-kizilaydan-afetlerde-beslenme-ve-koordinasyon-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/corum-kizilaydan-afetlerde-beslenme-ve-koordinasyon-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Kızılay İl Müdürü Tuğrul Yıldırım, Ankara Afet Müdürlüğü uzmanları Nazmi Erdal ve Göksel Gürsel ile birlikte Çorum’da afet ve acil durumlarda beslenme hizmetleri ile koordinasyon çalışmalarına yönelik kurum ziyaretleri gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında yapılan görüşmelerde, olası afetlerde sunulacak beslenme hizmetlerinin planlanması, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve Beslenme Akreditasyonu sürecinde yürütülen çalışmalar ele alındı.</p>

<p><img alt="Tamp Çalışmaları 1 (9)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tamp-calismalari-1-9.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>Kurumların yemek üretim kapasitesi incelendi</strong></p>

<p>Çorum’daki kamu kurum ve kuruluşlarının yemekhanelerinde gerçekleştirilen incelemelerde, kurumların yemek üretim kapasiteleri ve mevcut imkânları hakkında bilgi alındı.</p>

<p><img alt="Tamp Çalışmaları 1 (8)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tamp-calismalari-1-8.jpeg" width="1280" /></p>

<p>Elde edilen verilerin, afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulabilecek beslenme hizmetlerinin daha etkin şekilde planlanmasına katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p><img alt="Tamp Çalışmaları 1 (5)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tamp-calismalari-1-5.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>Koordinasyon ve iş birliği vurgusu</strong></p>

<p>Çorum Kızılay İl Müdürü Tuğrul Yıldırım, afetlere hazırlık sürecinde kurumlar arası koordinasyonun büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p><img alt="Tamp Çalışmaları 1 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tamp-calismalari-1-4.jpeg" width="1280" /></p>

<p>Yıldırım, kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki güçlü iş birliğinin, olası afetlerde hızlı ve etkin müdahale açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Tamp Çalışmaları 1 (6)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tamp-calismalari-1-6.jpeg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Çalışmalar sürecek</strong></p>

<p>Yıldırım, Çorum’un afetlere karşı hazırlık kapasitesinin artırılması ve ihtiyaç halinde vatandaşlara en hızlı şekilde ulaşılabilmesi amacıyla çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İlhami Türksal</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/corum-kizilaydan-afetlerde-beslenme-ve-koordinasyon-calismasi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/tamp-calismalari-1-3.jpeg" type="image/jpeg" length="71456"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her gün 35 gram tüketenlerin beyninde mucize değişim: Bilim dünyası bunu konuşuyor]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/her-gun-35-gram-tuketenlerin-beyninde-mucize-degisim-bilim-dunyasi-bunu-konusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/her-gun-35-gram-tuketenlerin-beyninde-mucize-degisim-bilim-dunyasi-bunu-konusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Barselona Üniversitesi bilim insanları, domates salçasının beyin fonksiyonları üzerindeki etkilerini inceleyen çarpıcı bir klinik araştırmaya imza attı. Elde edilen bulgular beslenme dünyasında geniş yankı buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanya’da yürütülen klinik bir araştırma, düzenli domates salçası tüketiminin orta yaşlı sağlıklı yetişkinlerde dikkat, çağrışımsal bellek ve bazı beyin ağlarıyla ilişkili değişikliklerle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu. Antioxidants dergisinde yayımlanan randomize çapraz geçişli çalışmayı 42 kişi tamamladı; katılımcılar üç ay boyunca günlük ortalama yaklaşık 35 gram konsantre domates salçası tüketti.</p>

<h3><strong>Seçici dikkat ve çağrışımsal bellekte değişim görüldü</strong></h3>

<p>Araştırmada 40-55 yaş aralığındaki sağlıklı yetişkinler iki ayrı beslenme dönemine alındı. Katılımcılar bir dönemde günlük 0,5 gram/kilogram vücut ağırlığına karşılık gelen konsantre domates salçası tüketirken, diğer dönemde likopen bakımından kısıtlı bir beslenme programı uyguladı. İki dönem arasına bir aylık arınma süresi konuldu.</p>

<p>Domates tüketilen dönemin sonunda yapılan bilişsel testlerde seçici dikkat performansında ve işlem hızında artış gözlendi. Araştırmacılar ayrıca yüz-isim eşleştirmesine dayalı çağrışımsal bellek testinde küçük bir iyileşme tespit etti.</p>

<h3><strong>Kandaki likopen seviyesi belirgin şekilde arttı</strong></h3>

<p>Çalışmada günlük ortalama domates salçası tüketimi 34,6 gram olarak hesaplandı. Bu miktar katılımcılara günde ortalama 38,4 miligram likopen sağladı.</p>

<p>Kan analizlerinde domates tüketilen dönemde plazma likopen seviyesinin belirgin biçimde yükseldiği görüldü. Araştırmacılar, likopen artışının dikkat performansı ve işlem hızındaki değişimlerle mütevazı düzeyde ilişkili olduğunu bildirdi.</p>

<h3><strong>Beyin ağlarında bağlantı değişiklikleri tespit edildi</strong></h3>

<p>Araştırmanın daha küçük bir grubunda fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme kullanılarak beyin bağlantıları da incelendi. Taramalarda sağ frontoparyetal ağ, işitsel ağ ve dorsal dikkat ağı gibi bölgelerde bağlantı düzeninde değişiklikler saptandı.</p>

<p>Araştırmacılar bu bulguların, domateste bulunan biyolojik aktif bileşenlerin beyin ağlarının işleyişini etkileyebileceğine işaret ettiğini belirtti. Ancak gözlenen bağlantı değişikliklerinin tek başına daha iyi beyin sağlığı veya hastalıklardan korunma anlamına gelmediği vurgulandı.</p>

<h3><strong>BDNF düzeyinde artış eğilimi görüldü</strong></h3>

<p>Çalışmada sinir hücrelerinin gelişimi ve sinaptik uyum süreçleriyle ilişkili olan beyin kaynaklı nörotrofik faktörün, yani BDNF’nin plazma düzeyleri de ölçüldü. Domates tüketilen dönemde BDNF düzeyinde ortalama 15,2 ng/mL artış gözlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar bu sonucu temkinli yorumladı. Artışın istatistiksel anlamlılığının sınırda olması, kişiler arasındaki değişkenliğin yüksekliği ve çapraz geçişli tasarımda taşıma etkisinin görülmesi nedeniyle daha güçlü kanıtlara ihtiyaç olduğu belirtildi.</p>

<h3><strong>Araştırma 42 kişiyle sınırlı kaldı</strong></h3>

<p>Çalışmaya başlangıçta 47 kişi dahil edildi, ancak araştırmayı 42 katılımcı tamamladı. Katılımcıların ortalama yaşı 46,6 olarak hesaplanırken, grubun yaklaşık üçte ikisini kadınlar oluşturdu.</p>

<p>Araştırmacılar sonuçların umut verici olduğunu ancak örneklem büyüklüğünün sınırlı olması nedeniyle genellenemeyeceğini vurguladı. Bulguların daha büyük katılımcı gruplarında, farklı yaşlarda ve daha uzun takip sürelerinde doğrulanması gerektiği belirtildi.</p>

<h3><strong>Salçanın hastalıkları önlediği sonucuna varılamaz</strong></h3>

<p>Çalışma, düzenli domates tüketiminin orta yaşta bazı bilişsel süreçler ve fonksiyonel beyin bağlantılarıyla ilişkili olabileceğine dair klinik veri sundu. Buna karşın araştırma, salçanın demansı önlediğini, hafıza kaybını engellediğini ya da nörolojik hastalıkları tedavi ettiğini göstermiyor.</p>

<p>Araştırmacılar, likopen ve diğer domates bileşenlerinin antioksidan ve nöroprotektif etkilerinin daha ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirterek, daha uzun süreli ve geniş kapsamlı klinik çalışmaların önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/her-gun-35-gram-tuketenlerin-beyninde-mucize-degisim-bilim-dunyasi-bunu-konusuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/domates-3.webp" type="image/jpeg" length="72250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorum’da anne ve çocuk sağlığı için farkındalık etkinliği]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/corumda-anne-ve-cocuk-sagligi-icin-farkindalik-etkinligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/corumda-anne-ve-cocuk-sagligi-icin-farkindalik-etkinligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Haftası kapsamında Kadeş Barış Meydanı’nda anne, bebek ve çocuk sağlığına yönelik bilgilendirme ve farkındalık etkinliği düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Sağlıklı Anne, Sağlıklı Nesil” ve “Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek” temalarıyla gerçekleştirilen programda koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri vatandaşlara anlatıldı.</p>

<p><strong>Gebe okulları tanıtıldı</strong></p>

<p>Etkinlikte anne adaylarına gebelik, doğum ve lohusalık dönemlerinde düzenli sağlık izlemlerinin önemi hakkında bilgi verildi. Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde hizmet veren Gebe Okulları tanıtılırken, anne adaylarının stantlarda yerinde kayıt yaptırabilmesine de imkân sağlandı.</p>

<p><img alt="799972476 1358459783034711 115937307323028142 N" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/799972476-1358459783034711-115937307323028142-n.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>“Annelik Yolculuğu” uygulaması anlatıldı</strong></p>

<p>Programda “Annelik Yolculuğu” mobil uygulaması da tanıtıldı. Uygulama üzerinden gebelik takibi, sağlıklı beslenme ve egzersiz önerileri, doğuma hazırlık, emzirme ile 0-2 yaş çocuk gelişimine ilişkin bilgilere ulaşılabildiği aktarıldı. Alanda kurulan ekranlarda gebelik, doğum ve lohusalık dönemlerine ilişkin bilgilendirici videolar da vatandaşların izlenimine sunuldu.</p>

<p><strong>Çocuklar spor ve oyun etkinliklerine katıldı</strong></p>

<p>Çocukların fiziksel aktiviteye teşvik edilmesi amacıyla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğinde interaktif spor ve oyun alanları oluşturuldu. Etkinliklerde hareketli yaşam, dengeli beslenme ve sağlıklı alışkanlıkların erken yaşta kazanılmasının önemi anlatıldı.</p>

<p><strong>Çocuklara “Sağlık Elçisi Belgesi” verildi</strong></p>

<p>Programa katılan çocuklara “Sağlık Elçisi Belgesi” takdim edildi. Çocukların sağlıklı yaşam konusunda edindikleri bilgileri aileleri ve çevreleriyle paylaşmaları teşvik edildi.</p>

<p><img alt="792090281 1114821011110490 3184453194405544722 N" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/792090281-1114821011110490-3184453194405544722-n.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Sağlıklı Hayat Merkezleri tanıtıldı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte Sağlıklı Hayat Merkezlerinde yürütülen hizmetler hakkında da bilgilendirme yapıldı. SAHA, SAHA Elçileri ile Bebek, Çocuk ve Genç Akademileri gibi koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri vatandaşlara tanıtıldı.</p>

<p><strong>“Yılın 365 günü anne ve çocuklarımızın yanındayız”</strong></p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, anne ve çocuk sağlığına yönelik çalışmaların yıl boyunca sürdürüldüğünü belirtti. Gebe Okulları, Aile Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve saha çalışmalarıyla anne adayları, anneler, bebekler ve çocuklara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin devam edeceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hacı Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/corumda-anne-ve-cocuk-sagligi-icin-farkindalik-etkinligi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/09/798930407-1826833678684455-1077970303260629148-n.jpg" type="image/jpeg" length="14911"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil Tıp Uzmanı Ali Can Kara Çorum’da göreve başladı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/acil-tip-uzmani-ali-can-kara-corumda-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/acil-tip-uzmani-ali-can-kara-corumda-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Ali Can Kara’nın T.C. Sağlık Bakanlığı Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevine başladığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan açıklamaya göre Uzm. Dr. Ali Can Kara, 8 Eylül 2026 tarihi itibarıyla hastanedeki görevine başladı.</p>

<p><strong>Acil Tıp kadrosuna yeni uzman</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Ali Can Kara’nın göreve başlamasıyla birlikte Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Acil Tıp alanındaki uzman hekim kadrosuna yeni bir isim daha katılmış oldu.</p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, atamayı kamuoyuna duyurarak Ali Can Kara’nın hastanedeki görevine resmen başladığını bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/acil-tip-uzmani-ali-can-kara-corumda-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 07:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2022/07/erololcokhastanesi.jpg" type="image/jpeg" length="97979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorum dahil tüm Türkiye’de uygulandı: Okullar ve kışlalar tek tek gezildi!]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/corum-dahil-tum-turkiyede-uygulandi-okullar-ve-kislalar-tek-tek-gezildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/corum-dahil-tum-turkiyede-uygulandi-okullar-ve-kislalar-tek-tek-gezildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 8 Eylül Uluslararası Okuryazarlık Günü kapsamında Çorum dâhil 81 ilde yürütülen Sağlık Okuryazarlığı Ulusal Eylem Planı bilançosunu duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sağlık Okuryazarlığı Ulusal Eylem Planı kapsamında Çorum’un da aralarında bulunduğu 81 ilde toplam 12 milyon 182 bin vatandaşa doğrudan ulaşıldığını açıkladı. Çalışmaların okullar, kışlalar, huzurevleri ve sağlık kuruluşları başta olmak üzere farklı alanlarda yürütüldüğü bildirildi.</p>

<h3><strong>Çorum’da da sağlık okuryazarlığı çalışmaları yürütülüyor</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 8 Eylül Uluslararası Okuryazarlık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, doğru sağlık bilgisinin sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Memişoğlu, geçtiğimiz yıl yürürlüğe konulan Sağlık Okuryazarlığı Ulusal Eylem Planı kapsamında Türkiye genelinde kapsamlı çalışmalar yapıldığını belirtti.</p>

<p>Çorum’un da dahil olduğu 81 ilde yürütülen çalışmalar kapsamında vatandaşlara doğrudan ulaşıldığını ifade eden Memişoğlu, faaliyetlerin yalnızca sağlık kuruluşlarıyla sınırlı kalmadığını bildirdi. Sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik çalışmaların okullar, kışlalar ve huzurevleri gibi farklı noktalarda da gerçekleştirildiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>12 milyon 182 bin vatandaşa ulaşıldı</strong></h3>

<p>Bakan Memişoğlu, Sağlık Okuryazarlığı Ulusal Eylem Planı kapsamında bugüne kadar 12 milyon 182 bin vatandaşa doğrudan erişim sağlandığını açıkladı. Böylece Çorum dahil Türkiye’nin tüm illerinde toplumun farklı kesimlerine yönelik sağlık bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Program kapsamında vatandaşların doğru sağlık bilgisine ulaşmasının kolaylaştırılması ve sağlıkla ilgili konularda bilinç düzeyinin artırılması amaçlanıyor. Çalışmalarla aynı zamanda yanlış veya yanıltıcı sağlık bilgilerinin toplum üzerindeki etkisinin azaltılması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Dezenformasyonla mücadele vurgusu</strong></h3>

<p>Memişoğlu, özellikle sağlık alanında doğru bilgiye erişimin önemine dikkat çekerek dezenformasyonla mücadeleye vurgu yaptı. Sağlık çalışanlarının sahada doğru bilgiyi yaygınlaştırmak için yoğun çaba gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, Sağlık Okuryazarlığı Ulusal Eylem Planı kapsamında görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Çorum’un da içinde bulunduğu 81 ilde sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/corum-dahil-tum-turkiyede-uygulandi-okullar-ve-kislalar-tek-tek-gezildi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/04/kemal-memisoglu-saglik-bakani.jpg" type="image/jpeg" length="76869"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Melatonin kullananlar acilen okusun: Yeni araştırma kalp yetmezliği riskini gözler önüne serdi]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/melatonin-kullananlar-acilen-okusun-yeni-arastirma-kalp-yetmezligi-riskini-gozler-onune-serdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/melatonin-kullananlar-acilen-okusun-yeni-arastirma-kalp-yetmezligi-riskini-gozler-onune-serdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaygın olarak kullanılan melatonin takviyelerinin uzun süreli kullanımının kalp yetmezliği riskiyle bağlantılı olabileceği bildirildi. 130 binden fazla kişinin verileri incelendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku desteği amacıyla yaygın olarak kullanılan melatonin takviyelerine ilişkin dikkat çekici bir araştırma yayımlandı. Kronik uykusuzluğu bulunan 130 binden fazla yetişkinin sağlık kayıtlarını inceleyen araştırmacılar, en az 12 ay boyunca melatonin kullandığı kayıtlara geçen kişilerde 5 yıllık dönemde kalp yetmezliği görülme oranının, melatonin kullanımı kaydedilmeyen benzer hastalara göre daha yüksek olduğunu belirledi. Ancak çalışma, melatoninin doğrudan kalp yetmezliğine neden olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<h3><strong>Kalp yetmezliği oranında yaklaşık yüzde 90 fark görüldü</strong></h3>

<p>Araştırmada kronik uykusuzluk tanısı bulunan 130 bin 828 yetişkinin verileri değerlendirildi. Katılımcıların 65 bin 414’ünde en az bir yıl süreyle melatonin kullanımı kayda geçmişti ve bu grup benzer özelliklere sahip melatonin kullanımı kaydedilmemiş kişilerle karşılaştırıldı.</p>

<p>Beş yıllık takipte kalp yetmezliği, melatonin grubunun yüzde 4,6’sında, karşılaştırma grubunun ise yüzde 2,7’sinde görüldü. Araştırmacılar bu farkın, uzun süre melatonin kullananlarda yeni kalp yetmezliği tanısı alma olasılığının yaklaşık yüzde 90 daha yüksek olduğuna işaret ettiğini bildirdi.</p>

<h3><strong>Hastaneye yatış oranında da belirgin artış</strong></h3>

<p>İkincil analizlerde, kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatış oranının melatonin kullananlarda yüzde 19, kullanmayan grupta ise yüzde 6,6 olduğu görüldü. Bu sonuç, melatonin grubunda hastaneye yatış olasılığının yaklaşık 3,5 kat daha yüksek olduğunu gösterdi.</p>

<p>Çalışmada tüm nedenlere bağlı ölüm oranı da incelendi. Melatonin kullanan grupta bu oran yüzde 7,8, karşılaştırma grubunda ise yüzde 4,3 olarak hesaplandı.</p>

<h3><strong>Araştırmacılar nedensellik konusunda uyardı</strong></h3>

<p>Çalışmanın başyazarı Ekenedilichukwu Nnadi, melatoninin yaygın biçimde güvenli ve doğal bir uyku desteği olarak görüldüğünü, buna karşın elde edilen bulguların uzun vadeli kardiyovasküler güvenlik açısından daha fazla araştırma yapılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, sonuçların melatoninin doğrudan kalp yetmezliğine yol açtığını kanıtlamadığını özellikle vurguladı. Uykusuzluğun şiddeti, depresyon, anksiyete ve başka sağlık sorunları gibi ölçülemeyen etkenlerin hem melatonin kullanımını hem de kalp-damar riskini etkileyebileceği belirtildi.</p>

<h3><strong>Çalışma henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi</strong></h3>

<p>Araştırma, Amerikan Kalp Derneği’nin 2025 Bilimsel Oturumları kapsamında sunulan bir bilimsel özet niteliğinde. Amerikan Kalp Derneği, toplantılarda sunulan bu tür özetlerin hakemli tam makaleler olmadığını ve sonuçların ön bulgu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmanın sonuçlarının farklı çalışma gruplarında ve hakemli araştırmalarla doğrulanması gerekiyor. Mevcut bulgular, melatonin kullanan kişilerin takviyeyi doktor görüşü almadan bırakmaları gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<h3><strong>Melatonin nedir</strong></h3>

<p>Melatonin, vücutta doğal olarak üretilen ve uyku-uyanıklık döngüsünün düzenlenmesine yardımcı olan bir hormon. Sentetik melatonin ürünleri ise özellikle uykusuzluk ve jet lag gibi durumlarda uyku desteği amacıyla kullanılıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, melatoninin yaygın kullanımı nedeniyle uzun süreli güvenliğinin daha ayrıntılı incelenmesinin önem taşıdığını belirtiyor. Özellikle kronik uykusuzluk nedeniyle uzun süreli kullanım söz konusu olduğunda, takviye veya ilaç tercihinin sağlık profesyoneliyle değerlendirilmesi öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/melatonin-kullananlar-acilen-okusun-yeni-arastirma-kalp-yetmezligi-riskini-gozler-onune-serdi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/08/saglikli-uyku.webp" type="image/jpeg" length="63366"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
