<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yayla Haber</title>
    <link>https://yaylahaber.com.tr</link>
    <description>Çorum son dakika haberleri, siyaset ve ekonomi gündemi Yayla Haber'de. Çorum FK puan durumu, nöbetçi eczane, namaz vakitleri ve hava durumu anlık gelişmelerle burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://yaylahaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Çorum Yayla Haber. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, Çorum'un güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 01:58:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede yeni doğum yapan annelere anlamlı ziyaret]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/hastanede-yeni-dogum-yapan-annelere-anlamli-ziyaret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/hastanede-yeni-dogum-yapan-annelere-anlamli-ziyaret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında, Türkiye Diyanet Vakfı ile Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi iş birliğinde yeni doğum yapan annelere yönelik ziyaret gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Program kapsamında hastanede doğum yapan anneler odalarında ziyaret edilerek hem kendilerine hem de yeni dünyaya gelen bebeklerine sağlık, huzur ve mutluluk temennilerinde bulunuldu.</p>

<p><img alt="637Bc6E9 6Ca5 4Bf2 Aa0D A8D0A094B5Ed" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/637bc6e9-6ca5-4bf2-aa0d-a8d0a094b5ed.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Anneler ve bebeklere hediyeler takdim edildi</strong></p>

<p>Ziyaretlerde, Mevlid-i Nebi Haftası’nın manevi anlam ve önemine dikkat çekilirken annelere ve bebeklere çeşitli hediyeler verildi.</p>

<p><img alt="6Ce43B17 B5Ef 4191 8D51 Dbf23C467D42" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/6ce43b17-b5ef-4191-8d51-dbf23c467d42.jpg" width="1280" /></p>

<p>Gerçekleştirilen programla, yeni doğum yapan annelerin mutluluğuna ortak olunması ve haftanın manevi atmosferinin paylaşılması amaçlandı.</p>

<p><img alt="7B83Ec90 6A08 4F55 9Fce C45Cf31C9E32" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/7b83ec90-6a08-4f55-9fce-c45cf31c9e32.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyaretler, iyi dileklerin iletilmesi ve hediyelerin takdim edilmesinin ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/hastanede-yeni-dogum-yapan-annelere-anlamli-ziyaret</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/a98876d9-88f0-41b0-971f-f26086e2ac9b.jpg" type="image/jpeg" length="71597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[100 yaşını aşanların hücrelerinde uzun ömrün ipuçları bulundu]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/100-yasini-asanlarin-hucrelerinde-uzun-omrun-ipuclari-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/100-yasini-asanlarin-hucrelerinde-uzun-omrun-ipuclari-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya’daki Osaka Üniversitesi araştırmacıları, 100 yaşını aşan kişilerin kanında sağlıklı yaşlanmayla ilişkili nadir bir bağışıklık hücresi türü tespit etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya’daki Osaka Üniversitesi araştırmacıları, 100 yaşını aşan kişilerde sağlıklı yaşlanma ve uzun ömürle ilişkili olabilecek nadir bir bağışıklık hücresi türünün daha yüksek oranlarda bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre CD4 CTL adı verilen bu hücrelerin oranı, özellikle 110 yaş ve üzerindeki kişilerde belirgin biçimde artıyor.</p>

<p>Cell Reports dergisinde yayımlanan çalışma, bağışıklık sisteminin çok ileri yaşlarda bile yaşa bağlı değişimlere uyum sağlamaya devam edebileceğine işaret ediyor. Ancak araştırmacılar, söz konusu hücrelerin doğrudan uzun yaşamaya neden olduğunun henüz kanıtlanmadığının altını çiziyor.</p>

<h3><strong>110 yaş üzerindekilerde oran yüzde 17,6’ya çıkıyor</strong></h3>

<p>Araştırmada 70 yaşından 110 yaşın üzerine kadar uzanan üç farklı yaş grubundan toplam 28 kişinin kan örnekleri incelendi. Katılımcılar 70-99, 100-109 ve 110 yaş üzeri olmak üzere üç gruba ayrıldı.</p>

<p>CD4 CTL hücrelerinin medyan oranının 70-99 yaş grubunda yaklaşık yüzde 4, 100-109 yaş grubunda yüzde 9,6 ve 110 yaş üzerindekilerde ise yüzde 17,6 olduğu belirlendi. Genç bireylerde aynı hücrelerin T hücreleri içindeki oranının genellikle yüzde 5’in altında olduğu belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Nadir bağışıklık hücreleri yaşla birlikte artıyor</strong></h3>

<p>CD4 CTL’ler, bağışıklık sisteminde görev yapan ancak görece nadir görülen bir T hücresi alt grubu olarak biliniyor. Çalışmada bu hücrelerin yalnızca sayısının artmadığı, ileri yaş koşullarına uyum sağlayan özellikler de geliştirdiği görüldü.</p>

<p>Araştırmanın birinci yazarı Kosuke Hashimoto, belirli T hücrelerinin seçici biçimde çoğalmasının bağışıklık sisteminin aşırı ileri yaşlarda dahi yaşa bağlı zorluklara yanıt vermeyi sürdürebildiğini gösterdiğini belirtti. Bulgular, uzun yaşayan kişilerin bağışıklık sisteminin bazı yönlerden daha dayanıklı kalabileceğine ilişkin yeni bir araştırma alanı açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kanser ve yaşlanan hücrelerle bağlantı araştırılıyor</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, CD4 CTL hücrelerinin vücutta biriken yaşlanmış hücreleri hedef alabileceğini ve tümörlere karşı bağışıklık gözetiminde rol oynayabileceğini değerlendiriyor. Bu mekanizmanın, bazı kişilerin kanser ve diğer yaşa bağlı hastalıkları daha geç yaşamasına katkıda bulunabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte mevcut çalışma yalnızca kan dolaşımındaki hücre oranlarını ortaya koyuyor. Araştırma, bu hücrelerin kanseri önlediğini, hastalık riskini azalttığını veya kişilerin 100 yaşın üzerine çıkmasını sağladığını doğrudan kanıtlamıyor.</p>

<h3><strong>Süper asırlıklar sağlıklı yaşlanmanın modeli olarak görülüyor</strong></h3>

<p>Bilim dünyasında 110 yaş ve üzerindeki kişiler “süper asırlıklar” olarak tanımlanıyor. Bu kişilerin önemli bir bölümünde bağışıklık sistemi, kalp-damar sistemi ve bazı biyolojik yaş göstergelerinin kronolojik yaşlarından beklenenden daha iyi durumda kaldığına ilişkin bulgular bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle süper asırlıkların incelenmesi, yalnızca yaşam süresinin nasıl uzadığına değil, hastalıklardan uzak geçirilen sağlıklı yaşam süresinin nasıl korunabileceğine de ışık tutuyor. Yeni çalışma da bu kişilerin bağışıklık sistemindeki hücresel farklılıkların uzun yaşamda rol oynayabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</p>

<h3><strong>Bir sonraki aşamada insan dokuları incelenecek</strong></h3>

<p>Araştırma ekibinin bundan sonraki hedefi, CD4 CTL hücrelerinin yalnızca kanda değil, insan dokularında nasıl davrandığını ortaya çıkarmak olacak. Böylece bu hücrelerin yaşlanan hücreler, tümörler ve diğer yaşa bağlı biyolojik süreçlerle ilişkisi daha ayrıntılı biçimde incelenebilecek.</p>

<p>Bilim insanları, elde edilen sonuçların uzun yaşam için doğrudan bir reçete sunmadığını vurguluyor. Buna rağmen bulgular, bazı insanların neden 100 hatta 110 yaşın üzerine daha sağlıklı biçimde çıkabildiğinin anlaşılması açısından önemli bir hücresel ipucu olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/100-yasini-asanlarin-hucrelerinde-uzun-omrun-ipuclari-bulundu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/10/yaslilar-gunu.webp" type="image/jpeg" length="45590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorum’da bu poliklinik yeni yerinde hizmet vermeye başladı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/corumda-bu-poliklinik-yeni-yerinde-hizmet-vermeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/corumda-bu-poliklinik-yeni-yerinde-hizmet-vermeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Hematoloji Polikliniği, Onkoloji Tanı ve Tedavi Merkezi’nde hizmet vermeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastane yönetimi tarafından yapılan duyuruda, Hematoloji Polikliniği’nin bundan sonraki süreçte hastalara Onkoloji Tanı ve Tedavi Merkezi’nde hizmet sunacağı bildirildi.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle hematoloji alanında muayene ve takip işlemlerinin söz konusu merkezde sürdürüleceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Hematoloji polikliniğimiz Onkoloji Tanı ve Tedavi Merkezimizde hizmet vermeye başlamıştır” ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/corumda-bu-poliklinik-yeni-yerinde-hizmet-vermeye-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/785978998-18340988920264993-8278984238331640760-n.jpg" type="image/jpeg" length="92427"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykunuz vücudunuzu yaşlandırıyor mu: 6 saatten az ve 8 saatten fazla uyuyanlar dikkat]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/uykunuz-vucudunuzu-yaslandiriyor-mu-6-saatten-az-ve-8-saatten-fazla-uyuyanlar-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/uykunuz-vucudunuzu-yaslandiriyor-mu-6-saatten-az-ve-8-saatten-fazla-uyuyanlar-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar istatistiksel bağlantıya dikkat çekerken, ideal uyku süresinin korunmasının kalp, akciğer ve bağışıklık sağlığı açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık yarım milyon kişinin verilerinin incelendiği yeni bir araştırma, hem kısa hem de uzun uyku süresinin vücudun birçok organında daha hızlı biyolojik yaşlanmayla ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Çalışmada en düşük biyolojik yaşlanma düzeylerinin, günde 6,4 ile 7,8 saat arasında uyuyan kişilerde görüldüğü belirtildi.</p>

<p>Columbia Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve Nature dergisinde yayımlanan çalışmada, uyku süresi ile yalnızca beyin sağlığı değil; kalp, akciğer, bağışıklık sistemi ve diğer organ sistemlerindeki biyolojik yaşlanma göstergeleri arasındaki bağlantı incelendi.</p>

<h3><strong>Yaklaşık yarım milyon kişinin verileri incelendi</strong></h3>

<p>Araştırmaya Columbia Üniversitesi Radyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Junhao Wen ve ekibi öncülük etti. Çalışmada UK Biobank kapsamında yaklaşık yarım milyon katılımcıya ait sağlık verilerinden yararlanıldı.</p>

<p>Araştırmacılar tıbbi görüntüler, organlarla bağlantılı proteinler ve kandaki çeşitli moleküler göstergeleri değerlendirdi. Katılımcıların bildirdiği günlük uyku süreleri ise 17 organ sistemini kapsayan 23 farklı biyolojik yaşlanma ölçümüyle karşılaştırıldı.</p>

<h3><strong>6 saatten az ve 8 saatten fazla uyku dikkat çekti</strong></h3>

<p>Araştırmanın en dikkat çeken sonuçlarından biri uyku süresi ile biyolojik yaşlanma arasında U şeklinde bir ilişki görülmesi oldu. Günde 6 saatten az uyuyanlarla 8 saatten fazla uyuyanlarda daha hızlı biyolojik yaşlanma eğilimi tespit edildi.</p>

<p>En düşük yaşlanma göstergeleri ise günlük uyku süresini 6,4 ile 7,8 saat arasında bildiren katılımcılarda görüldü. Bu aralık, araştırmadaki farklı organ sistemleri açısından en düşük biyolojik yaşlanma düzeyiyle ilişkilendirildi.</p>

<h3><strong>Araştırma doğrudan neden-sonuç göstermiyor</strong></h3>

<p>Bilim insanları, sonuçların az veya fazla uyumanın doğrudan vücudu yaşlandırdığını kanıtlamadığı konusunda özellikle uyarıda bulundu. Araştırmada ortaya konulan sonuçların bir neden-sonuç ilişkisi değil, istatistiksel bağlantı olduğu vurgulandı.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, sağlık sorunlarının uyku süresini değiştirmesi de mümkün görülüyor. Bu nedenle araştırma, ideal uyku süresinin herkes için kesin olarak aynı olduğu sonucuna varmıyor.</p>

<h3><strong>Kısa uyku birçok sağlık sorunuyla ilişkilendirildi</strong></h3>

<p>Çalışmada günde 6 saatten az uyuyan kişilerde bazı sağlık sorunlarının daha sık görülmesi dikkat çekti. Kısa uyku; depresif dönemler, anksiyete bozuklukları, obezite, tip 2 diyabet ve yüksek tansiyonla ilişkilendirildi.</p>

<p>İskemik kalp hastalığı ve kalp ritim bozukluklarıyla da benzer bağlantılar tespit edildi. Ancak araştırmacılar, örneğin depresyonun uykuyu mu bozduğu yoksa uyku süresindeki değişimin depresyon riskini mi artırdığı konusunda kesin bir sonuca ulaşılamadığını belirtti.</p>

<h3><strong>Uzun uyku da risksiz görünmüyor</strong></h3>

<p>Araştırmada yalnızca kısa uyku değil, uzun uyku süresinin de bazı sağlık göstergeleriyle ilişkili olduğu ortaya çıktı. Hem kısa hem de uzun uyku süreleri, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve astımla bağlantılı bulundu.</p>

<p>Benzer şekilde gastrit ve reflü dahil çeşitli sindirim sistemi rahatsızlıklarında da hem az hem fazla uyuyan gruplarda ilişki tespit edildi. Bulgular, uyku süresinin farklı organ sistemleriyle geniş kapsamlı bağlantılar taşıdığına işaret etti.</p>

<h3><strong>Uyku tüm vücudu etkileyen bir unsur</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, uyku süresinin yalnızca dinlenme açısından değil, vücudun genel fizyolojik işleyişi bakımından da önemli olduğunu belirtiyor. Junhao Wen, çalışmanın hem çok az hem de çok fazla uykunun neredeyse tüm organlarda daha hızlı yaşlanmayla ilişkili olduğunu gösterdiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bulgular, sağlıklı yaşlanma açısından düzenli ve yeterli uykunun önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Bununla birlikte bireysel uyku ihtiyacının yaş, sağlık durumu ve yaşam biçimi gibi birçok faktöre göre değişebileceği de unutulmamalı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/uykunuz-vucudunuzu-yaslandiriyor-mu-6-saatten-az-ve-8-saatten-fazla-uyuyanlar-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/08/saglikli-uyku.webp" type="image/jpeg" length="35172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ambulanslarda uygulanacak tüm acil yardım adımları değişti]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/ambulanslarda-uygulanacak-tum-acil-yardim-adimlari-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/ambulanslarda-uygulanacak-tum-acil-yardim-adimlari-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 25 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımladığı tebliğle ambulanslardaki müdahale protokollerini baştan aşağı yeniledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, ambulans ve acil sağlık araçlarında görev yapan Ambulans ve Acil Bakım Teknikerleri (AABT) ile Acil Tıp Teknisyenlerinin (ATT) hastane öncesi vakalarda uygulayacağı acil tıbbi müdahale akış şemalarını yeniledi. 25 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle algoritma sayısı 78’e çıkarılırken, atropin ve morfin başta olmak üzere bazı ilaçların kullanımında önemli değişikliklere gidildi.</p>

<p>“Ambulans ve Acil Bakım Teknikerleri ile Acil Tıp Teknisyenlerinin Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ”in Ek-2 bölümündeki “Hastane Öncesi Acil Tıbbi Yardım ve Bakım Akış Şemaları” baştan sona güncellendi. Yeni sistemde yetişkin, çocuk, doğum ve yenidoğan vakalarında uygulanacak müdahaleler standart kodlarla yeniden düzenlendi.</p>

<h3><strong>Akış şeması sayısı 78’e yükseldi</strong></h3>

<p>Eski uygulamada yetişkin ve çocuklara yönelik iki ayrı kitapçık halinde kullanılan Ek-2, yeni düzenlemeyle 139 sayfalık tek bir dokümanda birleştirildi. Yeni dokümanda üç ana bölüm altında toplam 78 standart kodlu algoritma oluşturuldu.</p>

<p>Buna göre yetişkin vakaları için 41, doğum ve yenidoğan vakaları için 7, çocuk vakaları için ise 30 ayrı algoritma yer aldı. Algoritmaların üst bölümlerine hangi sağlık personelinin hangi müdahaleyi uygulayabileceğini gösteren personel lejantları da eklendi.</p>

<h3><strong>Yetki listesi yerine algoritma temelli sistem getirildi</strong></h3>

<p>Eski Ek-2’de Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’nin 28’inci maddesine dayanılarak AABT ve ATT’lerin yapabileceği işlemler maddeler halinde sıralanıyordu. İntravenöz girişim, entübasyon, defibrilasyon ve kardiyopulmoner resüsitasyon gibi işlemler bu listelerde ayrı ayrı belirtiliyordu.</p>

<p>Yeni düzenlemede bu yetki listesi Ek-2 içerisinden çıkarıldı. Bunun yerine algoritmaların kesin ve bağlayıcı talimatlar olmadığı, sağlık personelinin mesleki bilgi, deneyim ve klinik değerlendirmelerine göre karar vermesi gerektiğine ilişkin genel açıklamaya yer verildi. Yönetmelikte bulunan mevcut yetkilerin ise uygulanmaya devam edeceği belirtildi.</p>

<h3><strong>Entübasyon ve krikotirotomi uygulama sayfaları kaldırıldı</strong></h3>

<p>Önceki düzenlemede krikotirotomi, defibrilasyon, kemik içi girişim, orotrakeal entübasyon, aspirasyon ve senkronize kardiyoversiyon gibi işlemlerin nasıl uygulanacağını adım adım anlatan bağımsız prosedür sayfaları bulunuyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni dokümanda söz konusu teknik uygulama sayfalarına yer verilmedi. Bu işlemler ilgili acil müdahale algoritmalarının içerisinde kısa talimatlar halinde bulunacak. Böylece yeni Ek-2’nin teknik eğitimden çok, hangi klinik durumda hangi müdahalenin uygulanacağına odaklanması amaçlandı.</p>

<h3><strong>Kalp durmasında atropin protokolden çıkarıldı</strong></h3>

<p>En dikkat çeken değişikliklerden biri kalp durması vakalarında yapıldı. Asistoli ve nabızsız elektriksel aktivite algoritmalarında daha önce kullanılan atropin protokolden tamamen çıkarılırken, adrenalin uygulaması devam ettirildi.</p>

<p>Hemorajik şok yönetiminde de sıvı tedavisi yeniden düzenlendi. Daha önce kilogram başına 20 mililitrelik sıvının üç doza kadar uygulanabildiği yaklaşım yerine, sistolik kan basıncını 80-90 mmHg düzeyinde tutmayı hedefleyen ve toplam sıvı miktarını en fazla bin mililitreyle sınırlandıran uygulamaya geçildi.</p>

<h3><strong>Morfin yerine fentanil kullanılacak</strong></h3>

<p>Akut koroner sendrom ve yanık vakalarında ağrı kontrolü amacıyla kullanılan morfin de yeni protokolden çıkarıldı. Bu vakalarda ağrı kontrolü için fentanil kullanımına yer verildi.</p>

<p>Opioid zehirlenmelerinde kullanılan naloksonun maksimum dozu ise 2 miligramdan 10 miligrama yükseltildi. Böylece zehirlenme vakalarında uygulanabilecek toplam nalokson miktarı önemli ölçüde artırılmış oldu.</p>

<h3><strong>Nöbet tedavisinde ilaç sıralaması değişti</strong></h3>

<p>Yetişkin ve çocuklarda nöbet ile konvülziyon yönetiminde fenobarbital ve tiyopental protokolden çıkarıldı. Bunların yerine valproik asit ve levetirasetam ilaç seçenekleri arasına eklendi.</p>

<p>Eklampsiye bağlı nöbetlerde de tedavi sıralaması değiştirildi. Önceki uygulamada ilk olarak diazepam verilirken, yeni algoritmada magnezyum sülfat ilk basamak tedavi olarak belirlendi. Diazepam ise magnezyum sülfatın nöbeti durduramadığı vakalarda ikinci basamak olarak kullanılacak.</p>

<h3><strong>İnme vakalarında BEFAST dönemine geçildi</strong></h3>

<p>İnme veya felç şüphesi bulunan hastaların değerlendirilmesinde kullanılan Cincinnati İnme Skalası yerine BEFAST skalası getirildi. Yeni skala, klasik bulguların yanında denge ve görme bozukluklarının da değerlendirmeye alınmasını sağlıyor.</p>

<p>Eski protokolde tansiyonun 220 mmHg’nin üzerinde olması halinde furosemid kullanılarak düşürülmesine yönelik talimat da kaldırıldı. Yeni algoritmada, inme şüphesi bulunan hastalarda tansiyon yüksek olsa dahi hastane öncesinde düşürülmemesi yönünde genel uyarı yer aldı.</p>

<h3><strong>Yenidoğan canlandırmasında adrenalin dozu artırıldı</strong></h3>

<p>Yenidoğan canlandırma algoritmalarında da önemli değişiklikler yapıldı. Adrenalin dozu kilogram başına 0,01 miligramdan 0,02 miligrama yükseltildi.</p>

<p>Ayrıca endotrakeal tüp üzerinden ilaç uygulanmasına ilişkin yöntem yeni protokolden çıkarıldı. Yenidoğan vakalarındaki müdahale algoritmaları da yeni dokümanda doğum ve yenidoğan başlığı altında ayrı bir bölümde toplandı.</p>

<h3><strong>Yeni acil müdahale algoritmaları eklendi</strong></h3>

<p>Güncellenen Ek-2’ye daha önce bağımsız algoritma olarak bulunmayan çok sayıda yeni başlık eklendi. Karbonmonoksit zehirlenmesi, crush sendromu, kafa travmalı hastaya yaklaşım, START ve Jump-START triyaj sistemleri bunlar arasında yer aldı.</p>

<p>Doğum sonrası kanama ve gebelikte akut hipertansiyon yönetimi de ilk kez bağımsız algoritmalar kapsamına alındı. Buna karşılık alkol intoksikasyonu, kokain ve metamfetamin zehirlenmesi ile çocuk istismarı ve ihmali başlıkları yeni düzenlemede bağımsız akış şeması olarak yer almadı.</p>

<h3><strong>Yeni düzenleme yürürlüğe girdi</strong></h3>

<p>ATT ve AABT’lerin sahadaki müdahale süreçlerini doğrudan ilgilendiren değişiklik, 25 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sağlık personeli, hastane öncesi acil müdahalelerde bundan sonra güncellenen Ek-2’deki algoritmaları esas alacak.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde kullanılan algoritmaların güncel bilimsel kılavuzlar ve uluslararası uygulamalar doğrultusunda standardize edilmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/ambulanslarda-uygulanacak-tum-acil-yardim-adimlari-degisti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/05/ambulans-yol.webp" type="image/jpeg" length="29536"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saatci’den Mevlid Kandili mesajı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/saatciden-mevlid-kandili-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/saatciden-mevlid-kandili-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık-Sen Çorum Şube Müdürü Ahmet Saatci, Mevlid Kandili dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saatci, mesajında Mevlid Kandili’nin birlik, beraberlik ve hayırlara vesile olmasını temenni etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ahmet Saatci, “Rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı bu günde milletimizin ve İslam aleminin Mevlid Kandili’ni kutluyor, birliğimize, beraberliğimize ve hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Naci Aygün</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/saatciden-mevlid-kandili-mesaji</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/782599202-28683777751254159-8550515294612283314-n.jpg" type="image/jpeg" length="30132"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[O vali yardımcısı vatandaş gibi girince acil serviste 2 saat boyunca sıra bekledi]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/o-vali-yardimcisi-vatandas-gibi-girince-acil-serviste-2-saat-boyunca-sira-bekledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/o-vali-yardimcisi-vatandas-gibi-girince-acil-serviste-2-saat-boyunca-sira-bekledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir vali yardımcısı, acil serviste kendisini tanıtmadan vatandaş gibi sıraya girdi. Yaklaşık iki saatlik deneyimin ardından gözlemlerini değerlendirmeye aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırklareli Vali Yardımcısı Dr. Hasan Tanrıseven, gece saatlerinde yaşadığı rahatsızlık nedeniyle Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu. Tanrıseven hastanede görevini ve kimliğini açıklamadan sıraya girdi, muayene için bekledi ve yaklaşık iki saat boyunca acil servisteki işleyişi gözlemledi.</p>

<p>Tanrıseven, yaşadığı deneyimi sosyal medya hesabından paylaşarak bu süre içerisinde hem sağlık çalışanlarının hem hastaların hem de hasta yakınlarının davranışlarını gözlemlediğini belirtti. Elde ettiği izlenimlerin çalışma arkadaşlarıyla birlikte değerlendirileceğini açıkladı.</p>

<h3><strong>Saat 22.20’de acil servise başvurdu</strong></h3>

<p>Tanrıseven, paylaşımında hastaneye gece saat 22.20 sıralarında gittiğini ifade etti. Rahatsızlığı nedeniyle acil servise başvuran Tanrıseven, kendisini tanıtmadan diğer hastalar gibi sıraya girdiğini ve muayene olmayı beklediğini kaydetti.</p>

<p>Yaklaşık iki saat boyunca hastanede kalan Tanrıseven, bu süreçte acil servisteki hasta yoğunluğunu, sağlık çalışanlarının yaklaşımını ve bekleme alanındaki davranışları gözlemleme imkanı bulduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="Kırklareli Vali Yardımcısı Dr. Hasan Tanrıseven" height="650" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/kirklareli-vali-yardimcisi-dr-hasan-tanriseven.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="960" /></p>

<h3><strong>Kimliğini açıklamadan süreci takip etti</strong></h3>

<p>Vali Yardımcısı Tanrıseven’in en dikkat çeken açıklaması, hastanede bulunduğu süre boyunca görevini belirtmemesi oldu. Bu şekilde acil serviste sıradan bir vatandaşın karşılaştığı süreci doğrudan deneyimlediğini aktardı.</p>

<p>Tanrıseven, gözlemlerini yalnızca sağlık personeliyle sınırlı tutmadığını vurguladı. Hastaların ve hasta yakınlarının tutum ve davranışlarını da takip ettiğini belirten Tanrıseven, acil servisteki bütün tarafların sürece etkisini değerlendirdi.</p>

<h3><strong>Gözlemler çalışma arkadaşlarıyla değerlendirilecek</strong></h3>

<p>Tanrıseven, hastanede edindiği izlenimlerin ilerleyen süreçte çalışma arkadaşlarıyla birlikte ele alınacağını duyurdu. Ancak paylaşımında hangi konularda olumlu ya da olumsuz tespitlerde bulunduğuna ilişkin ayrıntı vermedi.</p>

<p>Açıklamasında, “Bu süre zarfında hastalar, hasta yakınları ve çalışanların davranışlarını gözlemledim, bunları çalışma arkadaşlarımızla değerlendireceğiz” ifadelerini kullanan Tanrıseven, gözlemlerinin kurum içi değerlendirmeye konu olacağını belirtti.</p>

<h3><strong>Sağlık hizmetlerinin işleyişine doğrudan gözlem</strong></h3>

<p>Bir kamu yöneticisinin kimliğini açıklamadan sağlık hizmetinden yararlanması, vatandaşların günlük hayatta karşılaştığı süreçlerin doğrudan gözlemlenmesi açısından dikkat çekti. Tanrıseven’in yaklaşık iki saatlik acil servis deneyiminin ardından yapacağı değerlendirmelerin hastanedeki hizmet süreçlerine ilişkin hangi başlıklara odaklanacağı merak konusu oldu.</p>

<p>Acil servisler, hasta yoğunluğunun ve bekleme sürelerinin en fazla gündeme geldiği sağlık birimleri arasında bulunuyor. Tanrıseven’in gözlemlerinin de hizmet sunumu, hasta ve çalışan iletişimi ile acil servisteki işleyiş açısından değerlendirilmesi bekleniyor.</p>

<h3><strong>Paylaşımını Şeyh Edebali’nin sözüyle tamamladı</strong></h3>

<p>Tanrıseven, sosyal medya paylaşımının sonunda Şeyh Edebali’ye atfedilen “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünü kullandı. Bu ifadeyle sağlık hizmetlerinde vatandaş odaklı yaklaşımın önemine vurgu yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırklareli Vali Yardımcısı Dr. Hasan Tanrıseven’in acil servisteki yaklaşık iki saatlik gözlemlerinin ardından hangi değerlendirmelerin yapılacağı ve herhangi bir düzenleme ya da çalışma başlatılıp başlatılmayacağı ise önümüzdeki süreçte netleşecek.</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">📍 Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi<br />
⏰ 22.20<br />
Bu gece rahatsızlığım sebebiyle hastanemizin acil servisine gittim. Kendimi tanıtmadan, sıraya girdim, muayene için bekledim; iki saate yakın hastanede kaldım. Bu süre zarfında hastalar, hasta yakınları ve çalışanların… <a href="https://t.co/qr4uekaCHi" rel="nofollow">pic.twitter.com/qr4uekaCHi</a></p>
— Dr. Hasan TANRISEVEN (@hasantanriseven) <a href="https://x.com/hasantanriseven/status/2091622272498876910?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 23, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/o-vali-yardimcisi-vatandas-gibi-girince-acil-serviste-2-saat-boyunca-sira-bekledi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/o-vali-yardimcisi-kimligini-aciklamadan-acil-serviste-2-saat-boyunca-sira-bekledi.webp" type="image/jpeg" length="51692"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cips, sos, salam ve peynirde hangi aroma vericileri yasaklanacak]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/cips-sos-salam-ve-peynirde-hangi-aroma-vericileri-yasaklanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/cips-sos-salam-ve-peynirde-hangi-aroma-vericileri-yasaklanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de bazı işlenmiş gıdaların formülü değişmeye hazırlanıyor. 1 Ekim 2026’dan itibaren başlayan takvim, cips ve sostan et ürünlerine kadar uzanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de cips, sos, salam, peynir ve bazı işlenmiş gıdalarda kullanılan tütsü aroma vericileri için kademeli yasak dönemi başlıyor. Avrupa Birliği mevzuatına uyum kapsamında SF-001 ile SF-010 kodları arasındaki 10 tütsü aroma vericisinin kullanımına son verilecek. İlk kısıtlamalar 1 Ekim 2026’da başlayacak, ürün grubuna göre geçiş süreci 2028 yılına kadar devam edecek.</p>

<p>Düzenlemenin arkasında Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesinin (EFSA) bilimsel değerlendirmeleri bulunuyor. EFSA, Avrupa Birliği pazarında kullanılan tütsü aroma vericilerine ilişkin değerlendirmelerinde incelenen ürünler bakımından genotoksisite, yani genetik materyale zarar verme potansiyeline yönelik endişelerin tamamen dışlanamadığını bildirmişti.</p>

<h3><strong>Cips ve soslarda ilk tarih 1 Ekim 2026</strong></h3>

<p>Cips, sos ve benzeri diğer gıda ürünlerinde tütsü aroma vericileri açısından ilk önemli tarih 1 Ekim 2026 olacak. Bu tarihten itibaren söz konusu ürün grubunda yasak kapsamındaki aroma vericilerinin ithalatı ve piyasaya arzı sona erecek.</p>

<p>İşletmeler arasındaki satışlar ise 1 Aralık 2026’ya kadar devam edebilecek. Geçiş takviminin tamamlanmasının ardından 1 Ocak 2027 itibarıyla bu maddeleri içeren kapsamdaki ürünlerin üretimi ve satışı tamamen durdurulacak.</p>

<h3><strong>Et ve peynir ürünlerine daha uzun geçiş süresi</strong></h3>

<p>Et ve et ürünleri, peynir çeşitleri ile işlenmiş balık ve su ürünlerinde ise daha uzun bir geçiş dönemi uygulanacak. Bu ürünlerde tütsü aroma vericilerinin ithalatı ve piyasaya arzına 1 Haziran 2028’e kadar izin verilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kategorilerde üretim ve satış için belirlenen son tarih ise 1 Ağustos 2028 olacak. Böylece üreticilere mevcut ürün formüllerini değiştirmek ve alternatif üretim yöntemlerine geçmek için yaklaşık iki yıllık ek süre tanınmış olacak.</p>

<h3><strong>EFSA genotoksisite riskine dikkat çekti</strong></h3>

<p>Tütsü aroma vericileri, geleneksel tütsüleme işleminin alternatifi olarak gıdalara duman ve tütsü tadı kazandırmak amacıyla kullanılıyor. EFSA’ya göre bu ürünler odunun piroliz olarak adlandırılan kontrollü yakılmasıyla elde edilebiliyor ve et, balık ve peynirin yanı sıra sos, çorba ve hazır atıştırmalık gibi farklı ürünlerde kullanılabiliyor.</p>

<p>EFSA’nın 2023 yılında yaptığı güvenlik değerlendirmelerinde, incelenen sekiz tütsü aroma vericisinin hiçbirinde genotoksisiteye ilişkin endişelerin tamamen dışlanamadığı bildirildi. Genotoksisite, bir maddenin hücrelerdeki genetik materyale zarar verme potansiyelini ifade ediyor.</p>

<h3><strong>Yasak doğal tütsülemeyi kapsamıyor</strong></h3>

<p>Yeni uygulamada kimyasal veya endüstriyel olarak hazırlanan “tütsü aroma vericileri” ile geleneksel tütsüleme yöntemleri birbirinden ayrılıyor. Meşe gibi odunların kullanıldığı geleneksel doğal tütsüleme işlemi, tütsü aroma vericilerinin doğrudan ürüne eklenmesiyle aynı uygulama olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>Bu nedenle düzenleme, tütsülenmiş tüm gıdaların yasaklanacağı anlamına gelmiyor. Esas değişiklik, gıdaya tütsü tadı ve kokusu vermek için ilave edilen ve yasak kapsamına alınan belirli aroma vericilerini ilgilendiriyor.</p>

<h3><strong>Raflardaki mevcut ürünler hemen toplatılmayacak</strong></h3>

<p>Geçiş takviminde belirlenen tarihlerden önce mevzuata uygun şekilde üretilerek piyasaya sunulan ürünlerin raflardan topluca kaldırılması öngörülmüyor. Bu ürünler kendi raf ömürleri sona erene kadar satışta kalabilecek.</p>

<p>Dolayısıyla tüketiciler, yasakların yürürlüğe girdiği tarihten sonra bir süre daha eski üretim tarihli ürünleri raflarda görebilecek. Yeni üretilecek ürünlerde ise ilgili son tarihlerden itibaren yasaklanan tütsü aroma vericilerinin kullanılmaması gerekecek.</p>

<h3><strong>Tüketiciler etikette hangi ifadeye bakacak?</strong></h3>

<p>Tüketicilerin ürün satın alırken ambalajların “içindekiler” bölümünü kontrol etmesi önem taşıyor. Ürünlerde “tütsü aroma vericisi” veya benzer ifadeler bulunması, duman aromasının geleneksel tütsüleme yerine aroma vericisi kullanılarak sağlandığını gösterebiliyor.</p>

<p>Ancak etikette tütsülenmiş bir ürün olduğunun belirtilmesi tek başına ürünün yasak kapsamına girdiği anlamına gelmiyor. Üretim yöntemi ile kullanılan aroma maddesinin birbirinden ayrılması gerekiyor.</p>

<h3><strong>Gıda sektöründe reçeteler değişecek</strong></h3>

<p>Düzenlemenin özellikle hazır gıda, atıştırmalık, sos, işlenmiş et, peynir ve su ürünleri üreten işletmeler açısından ürün reçetelerinde değişikliğe yol açması bekleniyor. Üreticilerin yasak kapsamındaki aroma vericilerinin yerine mevzuata uygun alternatifler geliştirmesi gerekecek.</p>

<p>Cips ve sos gibi ürünlerde geçiş süresinin 2027 başında tamamlanacak olması nedeniyle ilk değişimin bu gruptaki ürünlerde görülmesi bekleniyor. Et, peynir ve su ürünlerinde ise sektörün uyum süreci Ağustos 2028’e kadar devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İlhami Türksal</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/cips-sos-salam-ve-peynirde-hangi-aroma-vericileri-yasaklanacak</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/cips-sos-salam-ve-peynirde-hangi-aroma-vericileri-yasaklanacak.webp" type="image/jpeg" length="43926"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çuval yarışından halat çekmeye KADER pikniğinde neler yaşandı?]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/cuval-yarisindan-halat-cekmeye-kader-pikniginde-neler-yasandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/cuval-yarisindan-halat-cekmeye-kader-pikniginde-neler-yasandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KADER’in geleneksel piknik şöleninde çuval yarışından halat çekmeye kadar birçok oyunla birlik ve beraberlik nasıl pekiştirildi?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanserle Sağlıklı Yaşam Derneği (KADER) tarafından geleneksel olarak düzenlenen piknik şöleni, bu yıl da yoğun katılım ve renkli etkinliklerle gerçekleştirildi. Dernek üyeleri, hastalar, çocuklar ve davetlilerin bir araya geldiği programda birlik ve beraberlik mesajları verildi.<br />
KADER Başkanı Bekir Şahin, piknik şöleninin özellikle unutulmaya yüz tutmuş geleneksel oyunlarla renklendiğini belirtti. Etkinlik kapsamında çuval yarışı, halat çekme, yumurta yarışı, su balonu oyunları, top oyunları ve su tabancası etkinlikleri düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><img alt="" height="1707" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/i-m-g-20260823-w-a0005.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></strong></p>

<p><strong>“HEM EĞLENDİK HEM BİRLİKTELİĞİMİZİ PEKİŞTİRDİK”</strong><br />
Programın katılımcılar için keyifli anlara sahne olduğunu ifade eden Başkan Bekir Şahin, çocukların ve ailelerin etkinliklere büyük ilgi gösterdiğini söyledi.<br />
Şahin, “Çuval yarışı, halat çekme, yumurta yarışı, su balonu, top ve su tabancası gibi oyunlarla hem eğlendik hem de birlik ve beraberliğimizi pekiştirdik. Geleneksel oyunlarımızı yeniden hatırlamak ve çocuklarımızı da bu kültürle buluşturmak bizleri ayrıca mutlu etti” dedi.</p>

<p><strong><img alt="" height="1707" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/i-m-g-20260823-w-a0004.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></strong></p>

<p><strong>DESTEK VERENLERE TEŞEKKÜR</strong><br />
KADER Başkanı Şahin, programın gerçekleştirilmesine katkı sunan ve etkinliğe katılarak kendilerine destek veren isim ve kurumlara da teşekkür etti.<br />
Şahin, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye, Çorum Valisi Ali Çalgan’a, programa katılan Çorum milletvekilleri Yusuf Ahlatcı ve Mehmet Tahtasız’a, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’a, siyasi parti temsilcilerine, kurum müdürlerine, sivil toplum kuruluşlarına, dernek yönetimine ve üyelerine teşekkürlerini iletti.</p>

<p><strong><img alt="" height="960" src="https://yaylahabercomtr.teimg.com/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/i-m-g-20260823-w-a0006.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></strong></p>

<p><strong>ÇOCUKLAR VE HASTALARLA YAKINDAN İLGİLENDİ</strong><br />
Bekir Şahin ayrıca, bu tür etkinliklerde çocuklara ve hastalara yakın ilgi gösteren Mustafa Bayrak’a da özel olarak teşekkür etti.<br />
Şahin, Bayrak’ın program boyunca çocukların oyunlarına eşlik ettiğini ve hastalarla yakından ilgilendiğini belirterek, “Böyle programlarda özellikle çocuklarımıza ve hastalarımıza yakın ilgi gösteren, onların oyunlarına destek olan Sayın Mustafa Bayrak’a ayrıca teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.<br />
KADER’in geleneksel piknik şöleni, düzenlenen oyunlar ve çeşitli etkinliklerin ardından hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hacı Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/cuval-yarisindan-halat-cekmeye-kader-pikniginde-neler-yasandi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/i-m-g-20260823-w-a0007.jpg" type="image/jpeg" length="10820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 saatten uzun yolculuk yapacaklar dikkat: Uzman isim hangi hayati riski açıkladı?]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/4-saatten-uzun-yolculuk-yapacaklar-dikkat-uzman-isim-hangi-hayati-riski-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/4-saatten-uzun-yolculuk-yapacaklar-dikkat-uzman-isim-hangi-hayati-riski-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, 4 saat ve üzerindeki seyahatlerde hareketsiz kalmanın pıhtılaşma riskini artırdığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süreli otobüs ve uçak yolculuklarında hareketsiz kalmak, özellikle risk grubundaki kişilerde bacak toplardamarlarında pıhtı oluşma ihtimalini artırabiliyor. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, genel kabulün 4 saat ve üzerindeki yolculukların derin ven trombozu açısından risk faktörü olarak değerlendirilmesi yönünde olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında turistik hareketliliğin artmasıyla uzun kara ve hava yolu seyahatlerinin de yoğunlaştığını belirten Altay, yolculuk sırasında uzun süre aynı pozisyonda kalmanın bacaklardaki kan dolaşımını yavaşlatabileceğini söyledi. Bu durumun özellikle bazı sağlık sorunları bulunan kişiler açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi.</p>

<h3><strong>Bacakta oluşan pıhtı akciğere ulaşabiliyor</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Altay, uzun süre hareketsiz kalan bacaklarda toplardamar dolaşımının olumsuz etkilenebildiğini ve bunun pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabildiğini ifade etti. Bacak toplardamarlarında gelişen bu tablo, tıpta derin ven trombozu olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Oluşan pıhtının bulunduğu yerden koparak kan dolaşımıyla kalbe, ardından akciğerlere ulaşabildiğini anlatan Altay, bunun akciğer embolisine neden olabileceğini belirtti. Akciğer embolisinin ciddi ve ölümcül sonuçlar doğurabilen bir sağlık sorunu olduğunun altını çizdi.</p>

<h3><strong>Dört saat sınırı genel risk ölçütü olarak kabul ediliyor</strong></h3>

<p>Derin ven trombozu gelişimi açısından herkes için geçerli kesin bir süre bulunmadığını belirten Altay, kişinin yaşı ve sağlık durumunun risk üzerinde belirleyici olduğunu kaydetti. Bununla birlikte tıbbi değerlendirmelerde 4 saat ve üzerindeki yolculukların önemli bir risk faktörü olarak kabul edildiğini söyledi.</p>

<p>Risk grubundaki kişilerde daha kısa süreli hareketsizliğin bile etkili olabileceğini ifade eden Altay, genç ve sağlıklı bireylerde ise daha uzun sürelerin herhangi bir soruna yol açmayabileceğini dile getirdi. Bu nedenle yolculuk süresinin kişinin mevcut sağlık durumuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Yaşlılar ve kronik hastalığı bulunanlar daha dikkatli olmalı</strong></h3>

<p>Uzun yolculuklarda özellikle yaşlılar, hamileler ile kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği ve KOAH gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerin daha yüksek risk taşıdığı belirtiliyor. Yakın zamanda kalça ameliyatı geçirenler ve hareket kısıtlılığı bulunanlar da dikkat etmesi gereken gruplar arasında bulunuyor.</p>

<p>Kanser hastaları, daha önce pıhtılaşma bozukluğu ya da akciğer embolisi geçirenler ve genetik pıhtılaşma bozukluğu bulunan kişilerde de risk artabiliyor. Altay, genç kadınlarda doğum kontrol hapı kullanımının da pıhtılaşmaya yatkınlığı artırabilen faktörlerden biri olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>Uzun yolculuklarda su tüketimi önem taşıyor</strong></h3>

<p>Yolculuk sırasında yalnızca hareketsizlik değil, yetersiz sıvı tüketimi de pıhtılaşma riskini artırabiliyor. Tuvalet ihtiyacını azaltmak amacıyla su tüketiminin kısıtlanmasının özellikle risk grubundaki kişiler açısından sakıncalı olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Kanın akışkanlığının korunabilmesi için yeterli miktarda sıvı alınması gerektiğini vurgulayan Altay, sıvı ihtiyacının ağırlıklı olarak suyla karşılanmasını önerdi. Alkolün vücutta sıvı kaybını artırabileceğini, çay ve kahvenin ise idrar söktürücü etkileri nedeniyle suyun yerini tutmadığını ifade etti.</p>

<h3><strong>Tek taraflı bacak şişliği önemli bir belirti olabilir</strong></h3>

<p>Derin ven trombozunun dikkat edilmesi gereken belirtileri arasında ani gelişen tek taraflı bacak şişliği bulunuyor. Şişliğe ağrı ve kızarıklığın eşlik etmesi halinde özellikle risk grubundaki kişilerin belirtileri ihmal etmemesi gerekiyor.</p>

<p>Nefes darlığı, göğüs ağrısı veya aniden ortaya çıkan solunum sıkıntısının ise akciğer embolisi açısından önemli belirtiler arasında yer aldığı belirtildi. Bu tür şikayetlerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği vurgulandı.</p>

<h3><strong>Her bacak şişliği pıhtı anlamına gelmiyor</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Altay, bacaklarda oluşan şişliğin her zaman pıhtılaşmadan kaynaklanmadığına da dikkat çekti. Kalp ve böbrek yetersizliği, karaciğer hastalıkları, hipotiroidi, lenf dolaşım bozuklukları ve bazı toplardamar hastalıkları da benzer belirtilere yol açabiliyor.</p>

<p>Protein kaybına neden olan bazı bağırsak hastalıkları ile kullanılan bazı ilaçların yan etkilerinin de bacaklarda şişlik oluşturabileceği belirtiliyor. Bu nedenle özellikle ani başlayan veya tek taraflı gelişen şişliklerde nedenin uzman hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/4-saatten-uzun-yolculuk-yapacaklar-dikkat-uzman-isim-hangi-hayati-riski-acikladi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/10/otogar.webp" type="image/jpeg" length="66415"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser ve enfeksiyon tedavilerinde gizli kilit çözüldü tek bir değişim yetti]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/kanser-ve-enfeksiyon-tedavilerinde-gizli-kilit-cozuldu-tek-bir-degisim-yetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/kanser-ve-enfeksiyon-tedavilerinde-gizli-kilit-cozuldu-tek-bir-degisim-yetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Johns Hopkins Medicine bilim insanlarının gerçekleştirdiği ve Nature dergisinde yayımlanan araştırma, mRNA tedavilerinde hücrelerin protein üretim kapasitesini artıran yeni bir yöntemi ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>mRNA tabanlı aşı ve tedavilerde kullanılan kimyasal yapıların değiştirilmesi, hücrelerin aynı miktardaki mRNA’dan daha fazla protein üretmesini sağlayabilir. Johns Hopkins Medicine araştırmacılarının Nature dergisinde yayımlanan çalışması, N4-asetilsitidin olarak bilinen ac4C modifikasyonunun mevcut mRNA platformlarında yaygın kullanılan N1-metilpsödiuridine kıyasla protein üretimini artırabildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, ac4C ile değiştirilmiş sentetik mRNA’yı kültürde yetiştirilen insan hücrelerinde, insan dendritik hücrelerinde ve fare karaciğerinde test etti. Sonuçlar, ac4C’nin bağışıklık yanıtını mevcut standart modifikasyona benzer düzeyde baskılarken daha yüksek protein üretimi sağlayabildiğini gösterdi.</p>

<h3><strong>Araştırmanın merkezinde küçük bir kimyasal değişiklik var</strong></h3>

<p>Günümüzde sentetik mRNA ilaçlarında yaygın olarak N1-metilpsödiuridin, kısa adıyla m1Ψ kullanılıyor. COVID-19 döneminde geliştirilen mRNA aşılarında da kullanılan bu modifikasyon, mRNA’nın hücre içinde daha iyi çalışmasına ve istenmeyen bağışıklık tepkilerinin azaltılmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>Johns Hopkins ekibi ise doğal olarak oluşan ac4C adlı farklı bir RNA modifikasyonunun nasıl performans gösterdiğini araştırdı. Çalışmada ac4C’nin, m1Ψ’ye alternatif veya tamamlayıcı bir yaklaşım olabileceğine ilişkin dikkat çekici sonuçlara ulaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Hücreler aynı mRNA’dan daha fazla protein üretti</strong></h3>

<p>Araştırmada ac4C ile modifiye edilen mRNA’nın, farklı hücresel ortamlarda daha yüksek miktarda protein üretimini desteklediği gözlendi. Bu avantaj, insanlardan alınan monosit kökenli dendritik hücrelerde de görüldü.</p>

<p>Farelerde yapılan deneylerde de lipid nanopartikülleri içerisinde verilen ac4C-modifiye mRNA’nın karaciğerde daha güçlü protein üretimi sağladığı bildirildi. Araştırmacılar bunun yalnızca mRNA’nın hücreye daha iyi ulaşmasından değil, doğrudan protein sentezi sürecindeki farklılıktan kaynaklandığını belirtiyor.</p>

<h3><strong>Ribozomların hareketinde yaklaşık iki katlık fark bulundu</strong></h3>

<p>Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri ribozomların mRNA üzerindeki ilerleme hızında ortaya çıktı. Hücrelerin protein üreten moleküler makineleri olan ribozomların, m1Ψ ile modifiye edilmiş mRNA üzerinde ac4C kullanılan mRNA’ya göre yaklaşık iki kat daha yavaş ilerlediği belirlendi.</p>

<p>Araştırmacılar, m1Ψ kullanılan mRNA üzerinde bu yavaşlamanın ribozomların birbirine yaklaşmasına ve “trafik sıkışıklığına” benzer çarpışmaların oluşmasına neden olabildiğini bildirdi. ac4C’de ise ribozomların daha düzenli ilerlemesi, protein üretiminin daha verimli gerçekleşmesini sağladı.</p>

<h3><strong>Protein üretimindeki hataların da azalabileceği görüldü</strong></h3>

<p>Araştırmanın sonuçları yalnızca üretilen protein miktarıyla sınırlı değil. Bilim insanları, m1Ψ ile ilişkili ribozom çarpışmalarının bazı durumlarda okuma çerçevesinin kaymasına ve istenmeyen protein parçalarının oluşmasına yol açabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>ac4C modifikasyonunda ise translasyon doğruluğunun daha iyi korunduğu görüldü. Nature’daki çalışmada ac4C’nin yüksek protein üretimi, düşük bağışıklık aktivasyonu ve daha yüksek translasyon doğruluğunu bir arada sağlayabilecek özelliklere sahip olduğu değerlendirildi.</p>

<h3><strong>Daha düşük dozlu mRNA ilaçlarının önü açılabilir</strong></h3>

<p>Araştırmanın klinik açıdan önemli olabilecek yönlerinden biri, aynı miktardaki mRNA’dan daha fazla terapötik protein üretilebilmesi ihtimali. Bu etkinin insanlarda da güvenli ve güçlü biçimde doğrulanması halinde gelecekte bazı mRNA tedavilerinde daha düşük dozlarla hedeflenen biyolojik etkinin elde edilmesi mümkün olabilir.</p>

<p>Bu yaklaşım; enfeksiyon hastalıklarına karşı geliştirilecek yeni aşıların yanı sıra kanser hücrelerine yönelik bağışıklık yanıtını harekete geçirmeyi veya otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemini yeniden düzenlemeyi amaçlayan deneysel mRNA tedavileri açısından önem taşıyabilir. Ancak bunlar henüz gelecekteki klinik uygulamalara ilişkin olasılıklar; çalışma doğrudan yeni bir onaylı ilaç ortaya koymuş değil.</p>

<h3><strong>Bilinen 170’ten fazla RNA modifikasyonu bulunuyor</strong></h3>

<p>Bilim insanları bugüne kadar yaklaşık 170 farklı RNA modifikasyonu tanımlamış durumda. Buna karşın bu yapıların yalnızca küçük bir bölümü terapötik mRNA teknolojilerinde sistematik biçimde incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle sentetik mRNA tasarımında kullanılabilecek kimyasal seçeneklerin henüz büyük ölçüde keşfedilmemiş olduğunu düşünüyor. ac4C üzerine elde edilen sonuçlar da farklı RNA modifikasyonlarının mRNA ilaçlarının etkinliğini ve doğruluğunu değiştirebileceğini gösteren yeni kanıtlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>Mevcut mRNA teknolojisinin hemen yerini almayacak</strong></h3>

<p>Nature’da yayımlanan araştırmada bilim insanları, sonuçların m1Ψ teknolojisinin genel olarak terk edilmesi gerektiği anlamına gelmediğinin özellikle altını çiziyor. Mevcut yöntem halen klinikte en yaygın kullanılan modifikasyonlardan biri ve geniş bir güvenlik deneyimine sahip.</p>

<p>ac4C ise şimdilik deneysel bir alternatif olarak değerlendiriliyor. İnsanlarda güvenliği, farklı terapötik proteinlerdeki performansı, uygun dozları ve uzun vadeli etkileri yeni çalışmalarla ortaya konulmadan klinik kullanım hakkında kesin bir sonuca varılması mümkün değil.</p>

<h3><strong>Yeni nesil mRNA tedavileri için önemli bir aday</strong></h3>

<p>Araştırmanın temel sonucu, sentetik mRNA’nın başarısında yalnızca molekülün hücreye ulaştırılmasının değil, ribozomların mRNA üzerinde ne kadar hızlı ve doğru ilerlediğinin de kritik olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar bu mekanizmanın gelecekte mRNA ilaçlarının tasarımında yeni bir optimizasyon alanı oluşturabileceğini düşünüyor.</p>

<p>ac4C’nin canlı organizmalarda güvenli ve etkili olduğu daha geniş çalışmalarla doğrulanırsa, bulgu daha yüksek protein üretimi sağlayan yeni nesil mRNA aşıları ve tedavileri için önemli bir yapı taşı haline gelebilir. Nature’daki çalışma 1 Temmuz 2026’da yayımlandı ve bu aşamada sonuçlar umut verici olmakla birlikte araştırma süreci devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/kanser-ve-enfeksiyon-tedavilerinde-gizli-kilit-cozuldu-tek-bir-degisim-yetti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/kanser-ve-enfeksiyon-tedavilerinde-gizli-kilit-cozuldu-tek-bir-degisim-yetti.webp" type="image/jpeg" length="47465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Elektronik sigara gençlerin ciğerlerini bakın ne hale getiriyor]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-elektronik-sigara-genclerin-cigerlerini-bakin-ne-hale-getiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-elektronik-sigara-genclerin-cigerlerini-bakin-ne-hale-getiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Kraliyet Çocuk ve Pediatri Sağlığı Koleji tarafından yürütülen geniş kapsamlı inceleme, elektronik sigaranın gençler ve çocuklar üzerindeki ciddi solunum risklerini gözler önüne serdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere Kraliyet Çocuk ve Pediatri Sağlığı Koleji tarafından yapılan kapsamlı bilimsel inceleme, çocuklar ve gençlerde elektronik sigara kullanımının solunum sağlığı açısından önemli risklerle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Yaklaşık 14 bin bilimsel makale ile 81 çalışmanın değerlendirildiği incelemede, elektronik sigara kullanımının öksürük, hırıltılı solunum ve bronşit belirtilerinin yanı sıra astımın kötüleşmesiyle de ilişkili olduğu bildirildi.</p>

<p>“Archives of Disease in Childhood” dergisinde yayımlanan çalışmada, elektronik sigaraya başlayan gençlerin ilerleyen dönemde nikotin bağımlılığı geliştirme ve geleneksel sigara kullanmaya başlama riskinin de arttığına dikkat çekildi. Uzmanlar, elektronik sigaranın çocukluk ve ergenlik döneminde zararsız bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.</p>

<h3><strong>Solunum sistemi üzerindeki etkiler öne çıktı</strong></h3>

<p>İncelemede değerlendirilen araştırmalarda elektronik sigara kullanan çocuk ve gençlerde öksürük, hırıltılı solunum ve bronşit benzeri belirtilerin daha sık görülebildiğine ilişkin tutarlı bulgular bulundu. Astımı bulunan gençlerde ise elektronik sigara kullanımının mevcut solunum şikayetlerinin ağırlaşmasıyla bağlantılı olabileceği belirtildi.</p>

<p>Çalışmanın ortak yazarlarından Prof. Will Carroll, elektronik sigara kullanımının büyüme sürecinin zararsız bir parçası gibi görülmemesi gerektiğini vurguladı. Carroll, mevcut bilimsel kanıtların elektronik sigara kullanımı ile solunum sorunları, nikotin bağımlılığı ve daha sonra sigaraya geçiş arasında belirgin bağlantılar ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>Gençlerde kullanım son 10 yılda hızla arttı</strong></h3>

<p>Elektronik sigara kullanımının özellikle gençler arasında son 10 yılda hızlı biçimde yaygınlaştığına dikkat çekildi. İngiltere’de 11-17 yaş grubundaki yaklaşık her 5 gençten birinin elektronik sigarayı en az bir kez denediği tahmin ediliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, gençler arasındaki kullanım oranlarının artmasının özellikle nikotine erken yaşta maruz kalma açısından önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunu değerlendiriyor. Elektronik sigaraların farklı aroma ve tasarımlarla genç kullanıcılar açısından cazip hale gelebildiği belirtilirken, uzun süreli kullanımın sonuçlarına ilişkin bilimsel takip çalışmalarının sürdüğü kaydediliyor.</p>

<h3><strong>Ağız ve diş sağlığı için de risk oluşturabilir</strong></h3>

<p>İncelemede elektronik sigara kullanımının yalnızca akciğerler ve solunum yollarıyla sınırlı olmayan sağlık etkileri bulunduğuna ilişkin veriler de değerlendirildi. Bazı araştırmalarda elektronik sigara kullananlarda ağız içinde iltihaplanma, ağız yaraları ve ağız kuruluğu gibi sorunların görülebildiği bildirildi.</p>

<p>Bu bulgular, elektronik sigara aerosolünde bulunan maddelerin ağız ve diş dokuları üzerindeki olası etkilerine yönelik endişeleri artırdı. Uzmanlar, çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerin daha net ortaya konulabilmesi için uzun dönemli bilimsel çalışmaların önem taşıdığına işaret etti.</p>

<h3><strong>Ruh sağlığıyla bağlantılı bulgular da incelendi</strong></h3>

<p>Çalışmada elektronik sigara kullanımı ile bazı olumsuz ruh sağlığı sonuçları arasında bağlantı bildiren araştırmalara da yer verildi. Anksiyete, depresyon ve intihar düşünceleri gibi durumlarla elektronik sigara kullanımı arasında ilişki tespit eden çalışmalar bulunduğu ancak bu ilişkinin neden-sonuç yönünün her durumda doğrudan kurulamayabileceği değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca elektronik sigaranın uyku düzeni, göz sağlığı ve alerjik durumlar üzerindeki olası etkilerine ilişkin yeni bulguların ortaya çıkmaya başladığını bildirdi. Bu alanlardaki kanıtların henüz gelişmekte olduğu ve daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç bulunduğu belirtildi.</p>

<h3><strong>Uzun vadeli etkiler konusunda belirsizlik sürüyor</strong></h3>

<p>Elektronik sigaraların geleneksel tütün ürünlerine kıyasla daha yeni ürünler olması nedeniyle çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan kullanımın onlarca yıl sonrasına uzanan sonuçları henüz tam olarak bilinmiyor. Uzmanlar, mevcut araştırmaların özellikle solunum sağlığı ve nikotin bağımlılığı açısından dikkate değer risklere işaret ettiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk doktorları, gençlerin elektronik sigaraya başlamasının önlenmesinin ve ürünlerin zararsız olduğu algısının ortadan kaldırılmasının önem taşıdığı görüşünde. Bilim insanları, kullanımın yaygınlaşmasıyla birlikte çocuklar ve gençlerde uzun vadeli sağlık etkilerinin izlenmesinin giderek daha kritik hale geldiğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-elektronik-sigara-genclerin-cigerlerini-bakin-ne-hale-getiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/05/elektronik-sigara-dosyasinda-korkutan-gercek-akcigerler-geri-donulemez-sekilde-hasar-aliyor.webp" type="image/jpeg" length="15199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık çalışanlarına müjde: Hastanelerde 24 saat açık kreş dönemi başlıyor]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/saglik-calisanlarina-mujde-hastanelerde-24-saat-acik-kres-donemi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/saglik-calisanlarina-mujde-hastanelerde-24-saat-acik-kres-donemi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, özellikle vardiyalı çalışan sağlık personelinin çocukları için hastanelerde 24 saat esasına dayalı kreş ve anaokulları kurulacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık çalışanlarının çocukları için hastanelerde <strong>24 saat esasına göre hizmet verecek kreş ve anaokulları kurulacağını</strong> açıkladı. Uygulamanın ilk etapta 7 hastanede başlatılacağını belirten Memişoğlu, özellikle vardiyalı çalışan sağlık personelinin çocuklarını güvenli şekilde bırakabileceği bir sistem oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Burdur'da temaslarda bulunan Bakan Memişoğlu, İl Değerlendirme Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına yönelik yeni düzenlemeler hakkında bilgi verdi. Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan personel sayısının 1,5 milyonu aştığını belirten Memişoğlu, çalışanların önemli bölümünü kadınların oluşturduğuna dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kreşler 24 saat hizmet verecek</strong></h3>

<p>Bakan Memişoğlu, özellikle büyük hastanelerden başlanarak kreş ve anaokulu hizmetlerinin yaygınlaştırılması için yeni bir yapılanmaya gidileceğini söyledi. Kurulacak merkezlerin, hastanelerde gece ve gündüz görev yapan sağlık çalışanlarının çalışma düzenine uygun olarak <strong>24 saat açık tutulması</strong> planlanıyor.</p>

<p>Memişoğlu, sağlık çalışanlarının çocuklarını görev yaptıkları hastanelerin yakınında ve güvenli bir ortamda bırakabilmelerini amaçladıklarını belirtti. Yeni uygulamanın özellikle nöbet ve vardiya sistemiyle çalışan personel açısından önemli bir kolaylık sağlaması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Bu yıl 7 kreşle başlanacak</strong></h3>

<p>Yeni sistemin ilk aşamasına ilişkin bilgi veren Memişoğlu, “İnşallah bu sene için 7 tanesine başlıyoruz” dedi. Bakan Memişoğlu'nun açıklamasında, ilk 7 kreşin hangi hastanelerde kurulacağına ilişkin ayrıntılı bir liste paylaşılmadı.</p>

<p>Uygulamanın büyük hastanelerden başlayarak genişletilmesi planlanıyor. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki hastanelerde kreş ve anaokulu altyapısının yaygınlaştırılmasıyla, çocuk sahibi sağlık çalışanlarının özellikle gece nöbetlerindeki bakım ihtiyacına çözüm üretilmesi hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Sağlık çalışanlarının yüzde 60'tan fazlası kadın</strong></h3>

<p>Sağlık sektöründeki çalışan profilinin de bu düzenlemede etkili olduğunu belirten Memişoğlu, Bakanlık bünyesindeki sağlık çalışanlarının yüzde 60'tan fazlasının kadın olduğunu söyledi. Memişoğlu, çalışanların çocuklarının da hastane ortamına yakın, güvenli alanlarda bakım hizmeti almasını istediklerini ifade etti.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının gece gündüz görev yaptığını vurgulayan Memişoğlu, yeni kreş yapılanmasının personelin çalışma hayatını kolaylaştıracak uygulamalardan biri olacağını kaydetti. Sistemin sonraki aşamalarda daha fazla hastaneyi kapsaması öngörülüyor.</p>

<h3><strong>Burdur'daki hastanenin statüsü değişecek</strong></h3>

<p>Bakan Memişoğlu, Burdur'daki sağlık yatırımlarına ilişkin de açıklamalarda bulundu. 2023 yılı sonunda hizmete alınan Burdur Devlet Hastanesi'nin, kentte kurulan tıp fakültesiyle birlikte çalışabilmesi amacıyla <strong>Eğitim ve Araştırma Hastanesi statüsüne dönüştürülmesinin</strong> planlandığını söyledi.</p>

<p>Burdur'da hastaların başka illere gitme ihtiyacını azaltacak bir sağlık planlaması üzerinde çalıştıklarını belirten Memişoğlu, mevcut sağlık tesislerinin de yeniden değerlendirileceğini ifade etti. Eşeler Devlet Hastanesi'nin proje çalışmalarının ise son aşamaya geldiğini ve burada 50 yataklı yeni bir hastane oluşturulmasının planlandığını açıkladı.</p>

<h3><strong>Sağlıklı yaşam çağrısı yaptı</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın yalnızca hastalıkların tedavisine değil, toplumun sağlıklı kalmasına da odaklandığını belirten Memişoğlu, vatandaşlara hareketli yaşam, sağlıklı beslenme ve kötü alışkanlıklardan uzak durma çağrısında bulundu.</p>

<p>Toplum sağlığının Türkiye'nin sağlık politikalarının temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Memişoğlu, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/saglik-calisanlarina-mujde-hastanelerde-24-saat-acik-kres-donemi-basliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/04/kemal-memisoglu-saglik-bakani.jpg" type="image/jpeg" length="83909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastaneye yeni atanan uzman hekim görevine başladı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/hastaneye-yeni-atanan-uzman-hekim-gorevine-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/hastaneye-yeni-atanan-uzman-hekim-gorevine-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin hekim kadrosuna yeni bir isim katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 2026 Yılı 2. Dönem İlk Defa ve Yeniden Açıktan Atama Kurası kapsamında atanan Tıbbi Patoloji Uzmanı Uzm. Dr. Hayriye Canik Yaşar, Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevine başladı.</p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Uzm. Dr. Hayriye Canik Yaşar’ın 18 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla hastanedeki görevine başladığı bildirildi.</p>

<p>Yeni atamayla birlikte hastanenin Tıbbi Patoloji alanındaki uzman hekim kadrosu güçlendirilirken, Uzm. Dr. Hayriye Canik Yaşar’ın Çorum’daki sağlık hizmetlerine katkı sunması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, atamayı kamuoyuna duyurarak yeni görevine başlayan Uzm. Dr. Hayriye Canik Yaşar’a başarılar diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/hastaneye-yeni-atanan-uzman-hekim-gorevine-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/778767496-1436033061671074-908143298986609151-n.jpg" type="image/jpeg" length="51703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları uyardı: Şekerli içecek tüketenlerde mide kanseri tehlikesi]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/bilim-insanlari-uyardi-sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-tehlikesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/bilim-insanlari-uyardi-sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-tehlikesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Massachusetts General Hospital tarafından 36 yıl boyunca yürütülen araştırma, şekerli içeceklerin mide kanseri riskini artırdığını ilk kez ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de yapılan yeni bir araştırma, düzenli şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri riski arasında dikkat çekici bir ilişki bulunduğunu ortaya koydu. Çalışmada, günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketenlerde mide kanseri görülme olasılığının, hiç tüketmeyenlere kıyasla yaklaşık 2,45 kat daha yüksek olduğu belirlendi.</p>

<h3><strong>112 binden fazla kişi 36 yıl takip edildi</strong></h3>

<p>Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan araştırmada, iki geniş kapsamlı çalışmanın verileri bir araya getirildi. Araştırmacılar, 1986 ile 2022 yılları arasında takip edilen toplam 112 bin 284 kişinin verilerini inceledi.</p>

<p>Takip süresince 278 mide kanseri vakası kaydedildi. Yaş, yaşam tarzı ve diğer olası risk faktörleri dikkate alınarak yapılan analizlerde, günlük şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri riski arasında belirgin bir bağlantı tespit edildi.</p>

<h3><strong>Günde bir porsiyon tüketimde risk arttı</strong></h3>

<p>Araştırmaya göre günde en az bir porsiyon, yani yaklaşık 237 mililitre gazlı içecek, meyve suyu veya spor içeceği gibi şekerli içecek tüketenlerin mide kanserine yakalanma olasılığı iki kattan fazla arttı. Risk artışının erkeklerde yaklaşık iki kat, kadınlarda ise üç kata yakın olduğu belirtildi.</p>

<p>Massachusetts General Hospital bünyesinde görev yapan araştırmanın kıdemli yazarı ve gastroenterolog Andrew T. Chan, çalışmanın ABD nüfusunda şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri arasındaki bağlantıyı ortaya koyan ilk araştırma olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>Yapay tatlandırıcılı içeceklerde aynı bağlantı görülmedi</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, yapay tatlandırıcı içeren içecekleri de ayrıca değerlendirdi. Çalışmanın sonuçlarında yapay tatlandırıcılı içeceklerin tüketimi ile mide kanseri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı.</p>

<p>Bununla birlikte araştırmacılar, çalışmanın sonuçlarının şekerli içeceklerin doğrudan kansere neden olduğunu göstermediğine dikkat çekti. Araştırmanın gözlemsel nitelikte olması nedeniyle elde edilen bulguların neden-sonuç ilişkisi değil, istatistiksel bir bağlantı ortaya koyduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Bağlantının nedeni henüz kesinleşmedi</strong></h3>

<p>Şekerli içeceklerin mide kanseri riskiyle hangi biyolojik mekanizmalar üzerinden bağlantılı olabileceği henüz kesin olarak bilinmiyor. Araştırmacılar, yüksek şeker tüketiminin yol açabileceği kilo artışı, insülin direnci ve kronik iltihaplanma gibi süreçlerin etkili olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Steroid hormonlarındaki değişiklikler, DNA hasarı ve bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmalar da üzerinde durulan olası mekanizmalar arasında yer alıyor. Ancak bu ihtimallerin doğrulanabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Araştırma doğrudan neden-sonuç ilişkisi göstermiyor</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre çalışmanın en önemli sınırlılıklarından biri gözlemsel verilere dayanması. Bu nedenle günde bir şekerli içecek tüketmenin tek başına mide kanserine yol açtığı sonucuna varılamıyor.</p>

<p>Buna karşın uzun takip süresi ve 112 binden fazla kişiyi kapsayan geniş örneklem, şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri arasındaki ilişkinin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/bilim-insanlari-uyardi-sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-tehlikesi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/bilim-insanlari-uyardi-sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-tehlikesi.webp" type="image/jpeg" length="88334"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastaneye atanan yeni radyoloji uzmanı göreve başladı]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/hastaneye-atanan-yeni-radyoloji-uzmani-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/hastaneye-atanan-yeni-radyoloji-uzmani-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından Çorum’a atanan Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Emre Bölükoğlu, Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin hekim kadrosunun yeni bir uzmanla güçlendirildiğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından ataması gerçekleştirilen Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Emre Bölükoğlu, 18 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevine başladı.</p>

<p>Çorum İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Bölükoğlu’nun göreve başladığı kamuoyuna duyuruldu. Yeni uzman hekimin göreve başlamasıyla birlikte hastanenin radyoloji alanındaki sağlık hizmetlerine katkı sağlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ebru Çalık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/hastaneye-atanan-yeni-radyoloji-uzmani-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/778957711-1310212302165504-3798131894810670738-n.jpg" type="image/jpeg" length="68307"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayaklardaki şişliği sıcaklara bağlayıp geçmeyin: Kalp yetersizliği belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/ayaklardaki-sisligi-sicaklara-baglayip-gecmeyin-kalp-yetersizligi-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/ayaklardaki-sisligi-sicaklara-baglayip-gecmeyin-kalp-yetersizligi-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında bacaklarda oluşan ve parmakla bastırıldığında çukur bırakan ödemlerin sadece sıcaklardan kaynaklanmadığını, nefes darlığı olmasa dahi kalp yetersizliğinin ilk belirtisi olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında ayak ve ayak bileklerinde görülen şişlikler her zaman sıcak havadan kaynaklanmayabilir. Uzun süre geçmeyen, iki bacakta birden ortaya çıkan ve parmakla bastırıldığında çukur bırakan ödemlerin kalp yetersizliği başta olmak üzere çeşitli hastalıkların belirtisi olabileceği belirtildi. Uzmanlar, nefes darlığı bulunmasa bile tekrarlayan bacak şişliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İki bacakta birden görülen ödeme dikkat</strong></h3>

<p>Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, özellikle yaz aylarında görülen ayak ve ayak bileği şişliklerinin yalnızca sıcak havaya bağlanmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kalp kaynaklı ödemlerin bazı özellikleriyle diğer şişliklerden ayrılabildiğini belirten Altay, uzun süre geçmeyen, iki bacakta birden görülen ve parmakla bastırıldığında çukur bırakan ödemlerin kalp yetersizliği bulgusu olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Altay, kalp yetersizliğinin sistemik bir hastalık olması nedeniyle ödemin genellikle tek bacak yerine iki bacakta ortaya çıktığını, gün içerisinde artıp gece yatarken azalabildiğini kaydetti.</p>

<h3><strong>Nefes darlığı olmadan da görülebilir</strong></h3>

<p>Kalp yetersizliğinin her zaman nefes darlığıyla ortaya çıkmadığına dikkati çeken Altay, sağ ve sol kalp yetersizliğinin farklı belirtiler gösterebildiğini anlattı.</p>

<p>Sol kalp yetersizliğinde nefes darlığının daha sık görüldüğünü belirten Altay, sağ kalp yetersizliğinde ise karın şişliği ve bacaklardaki ödemin ön plana çıkabileceğini söyledi.</p>

<p>Bu nedenle nefes darlığı bulunmamasının tek başına kalp yetersizliği ihtimalini ortadan kaldırmadığını vurguladı.</p>

<h3><strong>Her bacak şişliği kalpten kaynaklanmıyor</strong></h3>

<p>Ayak ve bacaklardaki ödemin yalnızca kalp hastalıklarına bağlı gelişmediğini belirten Altay, böbrek ve karaciğer hastalıkları, tiroid bozuklukları, toplardamar ve lenf dolaşımı sorunları ile protein kaybına neden olan hastalıkların da şişliğe yol açabileceğini aktardı.</p>

<p>Aşırı tuz tüketimi ve bazı tansiyon ilaçlarının da ödem oluşturabileceğini belirten Altay, şişliğin tek veya çift taraflı olmasının olası nedenler açısından önemli bir ipucu olduğunu ifade etti.</p>

<p>Tek bacakta görülen ödemlerin daha çok toplardamar, lenf dolaşımı veya atardamar hastalıklarını; iki bacakta görülen ödemlerin ise kalp, böbrek, karaciğer ve hormonal hastalıklar gibi sistemik sorunları düşündürebileceğini söyledi.</p>

<h3><strong>Geçmeyen şişliklerde hekime başvurulmalı</strong></h3>

<p>Uzun süre devam eden veya tekrarlayan ayak ve bacak şişliklerinin hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Altay, fizik muayenenin ardından gerekli görülmesi halinde ileri tetkiklere başvurulabileceğini belirtti.</p>

<p>Hastanın durumuna göre ekokardiyografi, kan tetkikleri, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, hormonal incelemeler ve damar ultrasonografisi uygulanabileceğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Bu belirtiler varsa acil değerlendirme gerekiyor</strong></h3>

<p>Bacak şişliğine nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı veya bayılmanın eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Tek taraflı bacak şişliğiyle birlikte ağrı ve kızarıklık görülmesi durumunda ise damar içinde pıhtı oluşumu ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Altay, bu tablonun da acil inceleme gerektirebileceğini kaydetti.</p>

<p>Altay, çok kısa süreli ödemlerin her zaman ciddi bir soruna işaret etmeyebileceğini ancak tekrarlayan ve uzun süren ayak bileği ve bacak şişliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/ayaklardaki-sisligi-sicaklara-baglayip-gecmeyin-kalp-yetersizligi-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/ayaklardaki-sisligi-sicaklara-baglayip-gecmeyin-kalp-yetersizligi-belirtisi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="32713"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı rakam verip uyardı: Geçen yıl Türkiye'de kaç paket sigara satıldı?]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/saglik-bakani-rakam-verip-uyardi-gecen-yil-turkiyede-kac-paket-sigara-satildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/saglik-bakani-rakam-verip-uyardi-gecen-yil-turkiyede-kac-paket-sigara-satildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 18 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul'da düzenlenen toplantıda Türkiye'deki sigara tüketimi ve obeziteye ilişkin ürkütücü verileri duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’de sigara kullanımı ve obezitenin ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirterek, geçen yıl ülkede toplam 8 milyar paket sigara satıldığını açıkladı. Memişoğlu, erkeklerin yüzde 46’sının sigara kullandığını, Türkiye’nin sigara tüketiminde dünyada ilk sıralarda yer aldığını söyledi.</p>

<p>İstanbul’da sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Memişoğlu, dolaşım sistemi hastalıkları ile kanserlerin ölüm nedenleri arasındaki yüksek payına dikkat çekti. Sigara, hareketsizlik ve fazla kilonun birçok hastalığın temel risk faktörleri arasında bulunduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>Geçen yıl 8 milyar paket sigara satıldı</strong></h3>

<p>Memişoğlu, Türkiye’de erkeklerin yüzde 46’sının sigara kullandığını belirterek ülkenin sigara tüketiminde dünyada ikinci sırada bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin bu alanda ilk üçteki yerinin zaman zaman değiştiğini söyledi.</p>

<p>Geçen yıl ülkede toplam 8 milyar paket sigara satıldığını açıklayan Memişoğlu, bu seviyedeki tüketimin kabul edilebilir olmadığını belirtti. Sigara kullanımının azaltılması için toplumda sağlık bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından</strong></h3>

<p>Türkiye’deki ölüm nedenlerine ilişkin verileri paylaşan Memişoğlu, ölümlerin yüzde 34,7’sinin dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını söyledi. İyi ve kötü huylu tümörlerin ölüm nedenleri içindeki payının ise yüzde 16 olduğunu belirtti.</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde 42’sini iskemik kalp hastalıklarının oluşturduğunu aktaran Memişoğlu, iyi ve kötü huylu tümörlerin yüzde 30’unun solunum hastalıkları, akciğer kanseri ve gırtlak kanseriyle ilişkili olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Sigara en önemli risk faktörlerinden biri</strong></h3>

<p>Memişoğlu, sigaranın Türkiye’de hastalanma ve ölüm nedenleri arasında en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Sigara kullanımının özellikle kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Toplumda “bize bir şey olmaz” anlayışının değiştirilmesi gerektiğini belirten Memişoğlu, hastalık ortaya çıktıktan sonra yapılan tedaviden çok hastalığın oluşmasını engelleyen sağlık politikalarına ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Obezite oranına dikkat çekti</strong></h3>

<p>Fazla kilonun da Türkiye açısından ciddi bir sağlık problemi olduğunu belirten Memişoğlu, toplumun yaklaşık yüzde 30’unun morbid obezite sınırına yaklaşan bir görünüm sergilediğini söyledi. Bu tablonun temel nedenleri arasında yaşam tarzı, stres ve beslenme alışkanlıklarını gösterdi.</p>

<p>Obezitenin yalnızca bireysel bir sorun olmadığını vurgulayan Memişoğlu, hareketsiz yaşamın kronik hastalık riskini artırdığını belirtti. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin toplum genelinde yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti.</p>

<h3><strong>Şehirleşme hareketsizliği artırdı</strong></h3>

<p>Türkiye’de kırsal nüfusun yıllar içinde ciddi biçimde azaldığını belirten Memişoğlu, 2000’li yıllarda nüfusun yaklaşık yüzde 30’unun kırsal bölgelerde yaşadığını, bugün ise bu oranın yüzde 6,6 seviyesine gerilediğini söyledi.</p>

<p>Şehirleşmeyle birlikte günlük hareket miktarının azaldığını ifade eden Memişoğlu, araç kullanımının yaygınlaşmasının yürüyüş ve egzersiz alışkanlıklarını olumsuz etkilediğini belirtti. Buna karşılık beslenme alışkanlıklarının aynı hızla değişmemesinin fazla kilo ve obezite sorununu büyüttüğünü kaydetti.</p>

<h3><strong>Tedavi talebi yerine sağlık talebi hedefleniyor</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu, toplumun yaşam alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik yeni çalışmalar yürütüleceğini söyledi. Bu süreçte medya mensuplarının da sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılmasında önemli rol oynayacağını ifade etti.</p>

<p>Memişoğlu, sağlık sisteminin yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sunan bir yapı olmaması gerektiğini vurguladı. Toplumda tedavi talebinden önce sağlıklı kalma talebinin oluşturulmasının temel hedeflerden biri olduğunu belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/saglik-bakani-rakam-verip-uyardi-gecen-yil-turkiyede-kac-paket-sigara-satildi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/01/sigarazam-8.jpg" type="image/jpeg" length="13206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suda doğum ağrıyı azaltabiliyor: İşte bilinmesi gereken 4 önemli nokta]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/suda-dogum-agriyi-azaltabiliyor-iste-bilinmesi-gereken-4-onemli-nokta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/suda-dogum-agriyi-azaltabiliyor-iste-bilinmesi-gereken-4-onemli-nokta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda anne adaylarının tercihleri arasında yer almaya başlayan suda doğum, sıcak suyun rahatlatıcı etkisi ve sağladığı hareket özgürlüğüyle dikkat çekiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Hekimi Op. Dr. Zarife Kerimova, suda doğumun ağrı hissini azaltabileceğini belirtirken, yöntemin her anne adayı için uygun olmadığının da altını çizdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erdem Hastanesi Çakmak’tan Op. Dr. Zarife Kerimova, suda doğum sürecinde vücut sıcaklığına yakın suyla doldurulan özel doğum havuzlarının kullanıldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>36-37 derecelik su rahatlamayı destekliyor</strong></p>

<p>Suda doğumda kullanılan suyun sıcaklığının önemli olduğunu belirten Kerimova, 36-37 derece sıcaklıktaki suyun kasların gevşemesine yardımcı olduğunu söyledi.</p>

<p>Kerimova, “36-37 derece sıcaklıktaki su, kasların gevşemesine yardımcı olarak anne adayının doğum sürecinde daha rahat hissetmesini sağlar. Sıcak su, vücutta rahatlamayı destekleyen endorfin hormonunun salgılanmasına katkıda bulunarak doğum sürecinin daha konforlu geçmesine yardımcı olabilir” dedi.</p>

<p><strong>Ağrı skorları düşebiliyor</strong></p>

<p>Suda doğumun öne çıkan özelliklerinden birinin rahatlatıcı etkisi olduğunu ifade eden Kerimova, bu yöntemin doğum sırasında hissedilen ağrının azalmasına yardımcı olabileceğini kaydetti.</p>

<p>Kerimova, “Yapılan çalışmalarda ve pratikte görüldüğü üzere suda doğumda ağrı skorlamasının 3/10-4/10 seviyelerine kadar indirilebildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Suyun kaldırma kuvveti hareketi kolaylaştırıyor</strong></p>

<p>Suda doğum sırasında suyun kaldırma kuvvetinin anne adayının hareket etmesini ve farklı pozisyonlar almasını kolaylaştırdığını belirten Kerimova, ağırlık hissinin azalmasının doğum sürecini daha konforlu hale getirebildiğini söyledi.</p>

<p>Kerimova, “Su, anne adayının ağırlık hissini azaltarak doğum sırasında daha rahat hareket etmesine ve pozisyon değiştirmesine yardımcı olur. Biz kesi bile açmadan ve müdahale etmeden bebeğin doğumunun tamamen doğal bir şekilde suyun içerisinde gerçekleşmesini sağlıyoruz” diye konuştu.</p>

<p><strong>Her anne adayı için uygun olmayabilir</strong></p>

<p>Suda doğumun tercih edilmeden önce mutlaka hekim değerlendirmesi yapılması gerektiğine dikkat çeken Kerimova, yöntemin bazı anne adayları açısından uygun olmayabileceğini vurguladı.</p>

<p>Kerimova, “Her anne adayı için suda doğum uygun olmayabilir. Bu nedenle öncelikle suda doğuma engel herhangi bir durumun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Suda doğuma engel bir durum bulunmadığı takdirde doğum sürecinize bu yöntemle devam edebilirsiniz” dedi.</p>

<p>Uzmanlar, suda doğum planlayan anne adaylarının gebelik sürecini takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla birlikte karar vermesi gerektiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kayış</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/suda-dogum-agriyi-azaltabiliyor-iste-bilinmesi-gereken-4-onemli-nokta</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2026/08/1786956921-op-dr.JPG" type="image/jpeg" length="30861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp dünyasını sarsan araştırma yayımlandı: COVID-19 geçirenlerin vücudundaki gizli virüsler uyanıyor]]></title>
      <link>https://yaylahaber.com.tr/tip-dunyasini-sarsan-arastirma-yayimlandi-covid-19-gecirenlerin-vucudundaki-gizli-virusler-uyaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://yaylahaber.com.tr/tip-dunyasini-sarsan-arastirma-yayimlandi-covid-19-gecirenlerin-vucudundaki-gizli-virusler-uyaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature dergisinde yayımlanan araştırma, hastanede tedavi gören COVID-19 hastalarının yaklaşık yarısında vücutta sessiz duran virüslerin yeniden aktifleştiğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>COVID-19’un vücutta yıllardır sessiz halde bulunan bazı virüsleri yeniden aktif hale getirebildiğine ilişkin önemli bulgular elde edildi. Nature’da yayımlanan ve 1.154 hastanın incelendiği araştırmada, hastanede tedavi gören COVID-19 hastalarının yaklaşık yarısında en az bir latent virüsün yeniden aktifleştiği belirlendi. Araştırmacılar, bu durumun daha şiddetli inflamasyon ve bazı uzun COVID belirtileriyle ilişkili olabileceğini bildirirken, reaktivasyonun uzun COVID’e doğrudan neden olduğunun henüz kanıtlanmadığını özellikle vurguluyor.</p>

<h3><strong>1.154 COVID-19 hastası bir yıl boyunca takip edildi</strong></h3>

<p>Araştırma, COVID-19 nedeniyle hastaneye yatırılan 1.154 kişinin yer aldığı IMPACC isimli uzun dönemli gözlemsel çalışma üzerinden gerçekleştirildi. Hastalardan akut dönem sırasında ve hastaneden çıktıktan sonraki 12 aylık süreçte kan, üst solunum yolu ve akciğer örnekleri toplandı.</p>

<p>Çalışmadaki katılımcılar pandeminin erken döneminde, büyük ölçüde COVID-19 aşılarının yaygınlaşmasından önce hastaneye yatırılan kişilerden oluşuyordu. Bu nedenle araştırmanın sonuçlarının günümüzde aşılı kişilerde veya daha yeni SARS-CoV-2 varyantlarında aynı oranlarda görülüp görülmeyeceği ayrıca araştırılması gereken başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>Hastaların yaklaşık yarısında virüs reaktivasyonu saptandı</strong></h3>

<p>Bilim insanları, COVID-19 sırasında insan vücudunda daha önceden bulunan ve sessiz halde kalabilen virüslerin yeniden çoğalmaya başladığına ilişkin işaretler tespit etti. Araştırmada hastaların yaklaşık yarısında viral reaktivasyona rastlandı.</p>

<p>Hastaneye yatışın ardından ilk 40 günlük dönemde toplam 11 farklı virüsün yeniden aktifleştiği tespit edildi. Bunlar arasında Epstein-Barr virüsü, sitomegalovirüs ve herpes virüsleri gibi insanların ilk enfeksiyonun ardından yaşam boyu vücutlarında taşıyabildiği virüsler de bulunuyor.</p>

<h3><strong>Sessiz virüsler yıllarca vücutta kalabiliyor</strong></h3>

<p>Latent virüsler, ilk enfeksiyonun ardından tamamen ortadan kalkmak yerine bazı hücrelerde sessiz halde yaşamaya devam edebiliyor. Bağışıklık sisteminin dengede olduğu dönemlerde herhangi bir belirti oluşturmayan bu virüsler, bağışıklığın zayıflaması veya ağır bir enfeksiyon sırasında yeniden aktifleşebiliyor.</p>

<p>COVID-19’un bağışıklık sisteminde oluşturduğu yoğun değişikliklerin bu dengeyi bozabileceği düşünülüyor. Yeni araştırma, bu mekanizmanın yalnızca önceden belirgin bağışıklık problemi bulunan kişilerde değil, daha önce bağışıklık sistemi sağlıklı kabul edilen hastalarda da görülebileceğine ilişkin bulgular sundu.</p>

<h3><strong>Reaktivasyon daha ağır hastalıkla bağlantılı bulundu</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, virüslerin yeniden aktifleşmesi ile daha yoğun inflamasyon, hücresel hasar ve ağır klinik seyir arasında bağlantılar belirledi. Daha önce yapılan çalışmalar da özellikle CMV ve HSV-1 reaktivasyonunu COVID-19 hastalarında daha uzun hastane yatışları, solunum komplikasyonları ve daha yüksek ölüm riskiyle ilişkilendirmişti.</p>

<p>Ancak bu bağlantının yönü henüz tamamen açıklığa kavuşmuş değil. Başka bir ifadeyle, virüs reaktivasyonunun COVID-19’u doğrudan ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı veya ağır COVID-19’un bağışıklık sistemindeki bozulma nedeniyle bu virüslerin yeniden aktifleşmesine yol açıp açmadığı konusunda daha fazla çalışma gerekiyor.</p>

<h3><strong>Uzun COVID ile bağlantısı araştırılıyor</strong></h3>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, viral reaktivasyonun uzun COVID’in ortaya çıkış mekanizmalarından biri olabileceğine ilişkin bulgular oldu. Uzun COVID; enfeksiyonun akut dönemi sona erdikten sonra yorgunluk, nefes darlığı, bilişsel problemler, uyku bozuklukları ve egzersiz sonrası kötüleşme gibi belirtilerin aylarca devam edebildiği karmaşık bir tablo olarak biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel literatürde özellikle Epstein-Barr virüsü ve diğer herpes virüslerinin yeniden aktifleşmesinin uzun COVID’de devam eden inflamasyon ve bağışıklık sistemi düzensizliğine katkıda bulunabileceği üzerinde duruluyor. Bununla birlikte mevcut veriler henüz viral reaktivasyonun uzun COVID’in doğrudan nedeni olduğunu göstermiyor; ilişkiyi kesinleştirmek için kontrollü çalışmalar gerekiyor.</p>

<h3><strong>Tedavide yeni bir hedef olabilir</strong></h3>

<p>Araştırmacılar açısından en önemli sorulardan biri, yeniden aktifleşen virüslerin hedef alınmasının hastaların klinik durumunu iyileştirip iyileştiremeyeceği. Bazı latent virüsler için halihazırda antiviral ilaçların bulunması, bu mekanizmanın doğrulanması halinde yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine imkan sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bu noktada mevcut araştırma sonuçları, COVID-19 veya uzun COVID geçiren kişilerin kendi başlarına antiviral tedavi kullanması gerektiği anlamına gelmiyor. Hangi hastalarda reaktivasyonun klinik açıdan önemli olduğu ve antiviral tedaviden kimlerin yarar görebileceğinin klinik deneylerle belirlenmesi gerekiyor.</p>

<h3><strong>Araştırma önemli ancak tüm COVID hastalarına genellenemez</strong></h3>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlamalarından biri, araştırılan grubun hastaneye yatırılmayı gerektirecek kadar ağır COVID-19 geçiren kişilerden oluşması. Bu nedenle “COVID geçiren herkesin yarısında gizli virüsler yeniden uyanıyor” şeklinde bir sonuç çıkarmak bilimsel açıdan doğru değil.</p>

<p>Bulgular daha doğru ifadeyle, çalışmaya dahil edilen hastanede tedavi gören COVID-19 hastalarının yaklaşık yarısında latent virüs reaktivasyonu saptandığını gösteriyor. Araştırma, COVID-19’un bağışıklık sistemi üzerindeki uzun süreli etkilerinin ve uzun COVID’in biyolojik mekanizmalarının anlaşılması açısından yeni bir alan açıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://yaylahaber.com.tr/tip-dunyasini-sarsan-arastirma-yayimlandi-covid-19-gecirenlerin-vucudundaki-gizli-virusler-uyaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yaylahabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/yaylahaber-com-tr/uploads/2025/01/hpmv-virusu.webp" type="image/jpeg" length="51591"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
