Eski Milli Eğitim Bakanı ve eski Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, gazeteci Adem Metan’ın YouTube programında Türkiye’nin yakın siyasi geçmişi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilişkileri, dış politika, ekonomi ve eğitim politikalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Mumcu, dış politikada Türkiye’nin daha bağımsız hareket ettiğini savunurken, ekonomi ve eğitim alanlarında ise AK Parti’ye sert eleştiriler yöneltti.

Mumcu, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan 367 krizinden Libya ve Karabağ politikalarına, 1999 Marmara Depremi’nden günümüzdeki eğitim politikalarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin bölgesel gücünün artırılması için dış politikadaki hamlelerin ekonomi, eğitim ve kültür politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Mumcu 367 krizini anlattı

Erkan Mumcu, 2007 yılında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan 367 krizine ve ilk tur oylamasına katılmama kararına değindi. Sürecin parti içi güç mücadeleleri ve çeşitli siyasi hamlelerle şekillendiğini belirten Mumcu, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliği konusunda Recep Tayyip Erdoğan ile mutabakata vardıklarını söyledi.

Mumcu, “Rejimi değiştiren, vesayet sistemini milli iradeye teslim eden değişimi Tayyip Erdoğan’la beraber yaptık. Birinci tur oylamaya girmedim çünkü ikinci tura gerek kalmadığını Cumhurbaşkanı Erdoğan ile vardığımız mutabakat belirledi” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ile iki kez yüz yüze görüştüğünü açıkladı

Aktif siyasetten ayrılmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeler yaptığını belirten Mumcu, bunlardan ikisinin yüz yüze gerçekleştiğini söyledi. İlk görüşmenin Erdoğan’ın davetiyle, ikinci görüşmenin ise kendi talebi üzerine yapıldığını ifade etti.

Mumcu, “Yüz yüze iki kez buluştuk ve konuştuk. Bunun dışında telefon görüşmelerimiz de oldu. Bunların hepsi memleket meselelerine dair görüş alışverişi şeklinde gerçekleşti. Görüşmelerimiz karşılıklı helalleşme ve muhabbet havasında geçti. Kendisine hakkımı helal ettiğimi belirttim, o da helal etti” dedi.

Mumcu’dan Erdoğan değerlendirmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi kişiliğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Mumcu, Erdoğan’ın arkasında kendisini yönlendiren başka bir siyasi akıl bulunmadığını savundu. Erdoğan’ın siyasi gücünün kaynağını doğrudan seçmen desteğine bağladığını ifade etti.

Mumcu, “Sayın Erdoğan ne görünüyorsa odur; arkasında onu sevk ve idare eden başka bir akıl yoktur. Gücünü ve iktidarını doğrudan milletin iradesine bağladığı için olduğu gibi görünen bir dava adamıdır” ifadelerini kullandı.

Libya ve Karabağ politikalarına destek verdi

Türkiye’nin geçmişteki daha pasif dış politika anlayışını geride bırakarak bölgesinde kendi iradesiyle hareket eden bir ülkeye dönüştüğünü savunan Mumcu, Libya, Mavi Vatan, Karabağ ve Zengezur Koridoru politikalarını örnek gösterdi. Bu hamlelerin Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının göstergeleri arasında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Mumcu, Batılı ülkelerin itirazlarına rağmen Türkiye’nin Libya ve Doğu Akdeniz’de izlediği politikanın stratejik önem taşıdığını ifade etti. Karabağ’daki gelişmeler ile Zengezur Koridoru sürecini de Türkiye açısından önemli bölgesel kazanımlar arasında gösterdi.

Türkiye’nin bölgesel model olabileceğini söyledi

Türkiye’nin yalnızca güvenlik politikaları üzerinden değil, bölgesinde barış ve refah üreten bir model üzerinden de güç kazanabileceğini belirten Mumcu, bunun için daha kapsamlı bir vizyona ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Dış politikadaki kazanımların uzun vadeli siyasi ve ekonomik hedeflerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Mumcu’ya göre Türkiye’nin sahip olduğu bölgesel potansiyelin tam anlamıyla kullanılabilmesi için entelektüel ve zihinsel hazırlığın artırılması gerekiyor. Mumcu, dış politikada ortaya konulan iradenin içeride güçlü ekonomi, eğitim ve kültür politikalarıyla tamamlanması gerektiğini savundu.

Mumcu: AK Parti’nin ekonomi politikası yok

Dış politikada olumlu gördüğü gelişmelere karşın iç politikada önemli sorunlar bulunduğunu söyleyen Erkan Mumcu, özellikle ekonomi politikalarına sert eleştiriler yöneltti. Türkiye’nin hedeflediği bölgesel konuma mevcut ekonomi politikalarıyla ulaşamayacağını savundu.

Mumcu, “Böyle bir hedefe bu ekonomik politikalarla varılmaz. Özgün bir ekonomi politikası yok AK Parti’nin, hatta bir ekonomi politikası bile yok. Bu son derece üzüntü verici” ifadelerini kullandı.

Eğitim ve kültür politikalarını da eleştirdi

Erkan Mumcu’nun eleştirdiği bir diğer alan eğitim oldu. Daha önce Milli Eğitim Bakanlığı görevinde de bulunan Mumcu, AK Parti’nin eğitim alanında belirgin bir politika ortaya koyamadığını savundu.

Mumcu, “İki, AK Parti’nin bir eğitim politikası yok, kültür politikası da yok” dedi. Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma ve bölgesel güç hedeflerinin yalnızca dış politika hamleleriyle gerçekleştirilemeyeceğini, eğitim ve kültür alanlarının da bu hedeflere uygun şekilde yapılandırılması gerektiğini ifade etti.

1999 Marmara Depremi üzerinden mülki idare vurgusu

Mumcu, programda 1999 Marmara Depremi dönemindeki devlet yönetimine ilişkin gözlemlerini de paylaştı. Büyük afetlerde koordinasyonun yalnızca kurumsal yapılanmayla değil, sahada deneyimli yöneticilerin hızlı biçimde görevlendirilmesiyle sağlanabileceğini söyledi.

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan Çorum'da emekçilerle buluştu
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan Çorum'da emekçilerle buluştu
İçeriği Görüntüle

Afet bölgelerinde tecrübeli mülki idare amirlerine geniş yetki verilmesi gerektiğini belirten Mumcu, “Bir afet yaşandığında, benzer tecrübelere sahip mülki idare amirleri derhal bölgeye görevlendirilmeli ve yetkiyle donatılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Dış politikaya destek, iç politikaya eleştiri

Erkan Mumcu’nun açıklamalarında dış politika ile iç politikaya ilişkin farklı değerlendirmeler öne çıktı. Libya, Mavi Vatan, Karabağ ve Zengezur Koridoru gibi başlıklarda izlenen politikaları Türkiye’nin siyasi bağımsızlığı açısından olumlu değerlendiren Mumcu, aynı yaklaşımı ekonomi, eğitim ve kültür politikaları için göstermedi.

Mumcu, Türkiye’nin bölgesel güç olma hedefinin sürdürülebilir hale gelmesi için dış politikadaki kazanımların ekonomik, eğitimsel ve kültürel politikalarla tamamlanması gerektiğini savundu. Özellikle ekonomi ve eğitim alanlarında uzun vadeli ve özgün politikalar geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Haber Merkezi