Gece uyurken maruz kalınan düşük düzeydeki ışığın bile kalbin yapısı ve işlevinde olumsuz değişikliklerle bağlantılı olabileceği ortaya kondu. European Heart Journal’da 9 Eylül 2026’da yayımlanan araştırmada, gece ışığına daha fazla maruz kalan kişilerde kalbin özellikle sol karıncığında yapısal değişiklikler ve işlev kaybına işaret eden bulgular tespit edildi.
Araştırmacılar, söz konusu bulguların doğrudan “telefon ekranı kalp hastalığına neden olur” anlamına gelmediğini vurgularken, yatak odasının karanlık tutulmasının kalp-damar sağlığı açısından önem taşıyabileceğine dikkat çekti. Çalışma, gece ışığı ile kalp yapısı arasındaki ilişkiyi geniş bir katılımcı grubunda nesnel ışık ölçümleriyle incelemesi bakımından öne çıktı.
11 binden fazla kişi incelendi
Araştırmanın ana analizine, İngiltere Biobank verilerinden 11 bin 17 kişi dahil edildi. Katılımcılar 2013-2015 yılları arasında bir hafta boyunca bileklerinde ışık sensörü bulunan cihaz taşıdı ve gece maruz kaldıkları ışık düzeyi kaydedildi. Yaklaşık üç yıl sonra katılımcıların kalp yapısı ve işlevi kardiyovasküler manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle değerlendirildi.
Araştırmada gece için 3 lüksün üzerindeki ışık maruziyeti dikkate alındı. Çalışmanın yazarları bu seviyenin melatonin salgısını etkileyebilecek ışık düzeyleriyle ilişkili olduğunu belirtti.
Kalp duvarında kalınlaşma görüldü
Gece ışığına en fazla maruz kalan kişilerde sol karıncık kas kütlesinin daha yüksek, kalp duvarlarının ise daha kalın olduğu belirlendi. Araştırmada ayrıca kalbin kasılma performansını gösteren bazı ölçümlerde daha düşük değerler saptandı.
Yüksek gece ışığı maruziyeti, hiç maruziyeti olmayan grupla karşılaştırıldığında sol karıncık duvar kalınlığında ortalama yüzde 1,5 artış ve miyokard kasılma fraksiyonunda yüzde 1,9 azalma ile ilişkilendirildi. Araştırmacılar bu değişikliklerin klinik hastalık ortaya çıkmadan önce görülebilen kalp yeniden yapılanmasının işaretleri olabileceğini değerlendirdi.
Kalp yetmezliği riskiyle de bağlantı bulundu
Çalışmanın daha geniş ikinci analizinde 73 bine kadar katılımcı, kalp-damar hastalıklarının gelişimi açısından 8 ila 10 yıl boyunca takip edildi. Gece ışığına yüksek düzeyde maruz kalanlarda kalp yetmezliği riskinin yüzde 29, atriyal fibrilasyon riskinin yüzde 15, kalp krizi riskinin yüzde 24 ve inme riskinin yüzde 33 daha yüksek olduğu bildirildi.
Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin de yüksek gece ışığı grubunda yüzde 26 daha fazla olduğu görüldü. Ancak çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için bu sonuçlar gece ışığının tek başına bu hastalıklara neden olduğunu kanıtlamıyor; yalnızca aralarında istatistiksel bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.
Uyku süresi ilişkinin bir bölümünü açıklıyor
Araştırmacılar, gece ışığına maruz kalmanın kalp üzerindeki olumsuz ilişkilerinin bir bölümünün daha kısa uyku süresiyle açıklanabileceğini tespit etti. Analizlere göre uyku süresi, gözlenen bazı ilişkilerin yaklaşık yüzde 24 ila yüzde 49'unu açıklıyordu.
Gece ışığının biyolojik saati bozabileceği ve melatonin salgısını baskılayabileceği daha önceki araştırmalarda da gündeme gelmişti. Yeni çalışma ise bu etkinin kalbin yapısal ve işlevsel özellikleriyle nasıl ilişkilendirilebileceğine dair yeni veriler sundu.
Uzmanlardan karanlık yatak odası önerisi
Araştırmanın kıdemli yazarı Prof. Lu Qi, gece ışığına daha fazla maruz kalmanın kalpte yeniden yapılanmayla bağlantılı olduğunu belirterek yatak odalarının mümkün olduğunca karanlık tutulmasının kalp hastalıklarını önlemeye yönelik olası yaklaşımlardan biri olabileceğini söyledi. Avrupa Kardiyoloji Derneği de araştırmanın sonuçlarını gece ışığının kardiyovasküler sağlık üzerindeki potansiyel etkisine dikkat çeken bulgular arasında değerlendirdi.
Uzmanlar, gece kullanılmayan elektronik cihazların ışıklarının kapatılması, karartma perdelerinden yararlanılması ve yatak odasında gereksiz aydınlatmadan kaçınılması gibi önlemlerin ışık maruziyetini azaltabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte bu önlemler tıbbi tedavinin yerine geçmiyor ve çalışma sonuçları bireysel kalp hastalığı riskinin tek başına gece ışığı üzerinden değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.




