CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’ndaki konuşmasına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, iç politikadaki görüş ayrılıkları ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinin hedef alınmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.
Netanyahu’nun BM konuşmasını değerlendirdi
Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler kürsüsünün savaş politikalarının meşrulaştırılacağı bir alan olmadığını ifade etti. Netanyahu’nun Gazze’deki insani tabloya ilişkin yaklaşımını ve Türkiye dahil bazı ülkelerin temsilcilerine yönelik ifadelerini eleştirdi.
Netanyahu’nun konuşması sırasında çok sayıda ülkenin diplomatik temsilcisi BM Genel Kurulu salonunu terk ederek protestoda bulundu. Kılıçdaroğlu da bu tepkiyi uluslararası hukuk ve insanlık onuruna ilişkin bir tutum olarak değerlendirdi.
Türkiye’nin hedef alınmasına tepki gösterdi
Kılıçdaroğlu, Netanyahu’nun konuşmasında Türkiye’ye yönelik ifadelerine de değindi. “İç politikadaki görüş ayrılıklarımız ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletimizin, BM kürsüsünden bir savaş suçlusu tarafından hedef alınması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
CHP’nin dış politika yaklaşımına ilişkin değerlendirmede bulunan Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine vurgu yaptı. Bu ilkenin CHP açısından dış politika yaklaşımının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.
İki devletli çözüm vurgusu yaptı
Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında Filistin halkının yanında olduklarını belirterek şiddet ve işgalin normalleştirilmemesi gerektiğini ifade etti. Filistin meselesinin kalıcı çözümünün uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınması gerektiğini kaydetti.
Çözüm için 1967 sınırlarını esas alan, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm modelinin uygulanması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Filistin halkı yalnız değildir” mesajını verdi. Kılıçdaroğlu ayrıca yaşananlara ilişkin sorumluluğu bulunanların uluslararası adalet önünde hesap vermesi gerektiğini savundu.

