Şanlıurfa’da meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen depremin ardından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sarsıntının meydana geldiği fay sistemine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Üşümezsoy, depremin Doğu Anadolu Fayı’nın ana kırılma hattında değil, bu sisteme verev ve yarı paralel uzanan “Adıyaman Fayı” olarak tanımladığı plaka içi bir makaslama zonunda gerçekleştiğini söyledi.

24 Eylül’de meydana gelen depremi Kandilli Rasathanesi 5,8, AFAD ise 5,4 büyüklüğünde açıkladı. Şanlıurfa’nın yanı sıra Diyarbakır, Adıyaman, Gaziantep ve çevre illerde hissedilen sarsıntıyı değerlendiren Üşümezsoy, yaşanan hareketliliğin 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında bölgedeki stres dağılımıyla bağlantılı olduğunu savundu.

Buldozer çalışmasında tesadüfen bulundu: 3 bin 250 yıllık Hitit haritası ortaya çıktı!
Buldozer çalışmasında tesadüfen bulundu: 3 bin 250 yıllık Hitit haritası ortaya çıktı!
İçeriği Görüntüle

Depremi Adıyaman Fayı ile ilişkilendirdi

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Şanlıurfa’daki depremin meydana geldiği yapının Doğu Anadolu Fayı’na yarı paralel uzandığını belirtti. Bu hattı “Adıyaman Fayı” olarak tanımlayan Üşümezsoy, fayın Arap plakası içinde bulunan ve sürekliliği yer yer kesilen bir makaslama zonu niteliği taşıdığını ifade etti.

Üşümezsoy’a göre söz konusu fay, Doğu Anadolu Fayı’na benzer şekilde yanal atımlı bir karakter gösteriyor. Sivrice, Adıyaman ve Pazarcık doğrultusuna yarı paralel uzanan bu sistemin arazide kesintili biçimde takip edilebildiğini belirten Üşümezsoy, son depremin de bu zon üzerinde meydana geldiğini söyledi.

Ana faydan uzakta meydana geldiğine dikkat çekti

Üşümezsoy, depremin merkezinin Doğu Anadolu Fayı’nın ana hattından belirgin şekilde uzakta bulunduğuna dikkat çekti. Bu nedenle sarsıntının doğrudan 6 Şubat depremlerinde kırılan ana fayın üzerinde gerçekleşmediğini, Arap plakası içerisinde bulunan ikincil bir fay sistemiyle bağlantılı olduğunu değerlendirdi.

Türkiye Petrollerinin geçmiş yıllarda Adıyaman çevresinde petrol arama çalışmaları kapsamında hazırladığı jeolojik haritalarda da bu fayın yer aldığını belirten Üşümezsoy, hattın tek ve kesintisiz bir fay şeklinde ilerlemediğini söyledi. Fayın bazı bölümlerde kaybolup daha sonra yeniden izlenebildiğini ve bu özelliğiyle bir makaslama zonu görünümü sergilediğini ifade etti.

6 Şubat depremleri sonrası stres aktarımına işaret etti

Prof. Dr. Üşümezsoy’un değerlendirmesinde en dikkat çeken nokta ise 6 Şubat 2023 depremleriyle kurduğu bağlantı oldu. Üşümezsoy, Pazarcık, Gölbaşı ve Erkenek hattı boyunca gerçekleşen büyük kırılmanın ana fay üzerindeki birikmiş stresi boşalttığını ancak bunun çevredeki ikincil faylarda stres değişikliklerine yol açtığını savundu.

Bu stres aktarımının Arap plakası içerisindeki fay sistemlerini etkilediğini belirten Üşümezsoy, Şanlıurfa’daki depremin de bu süreçte Adıyaman Fayı üzerinde ortaya çıktığı görüşünü dile getirdi. Üşümezsoy, “5,8’lik deprem, 6 Şubat depreminin sonrasında tetiklediği bir deprem olarak Arap plakası içerisinde gelişmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Arap plakasının hareketine dikkat çekti

Depremin oluşum mekanizmasını Arap plakasının hareketi üzerinden açıklayan Üşümezsoy, plakanın kuzey ve doğu yönündeki hareketinin bölgede farklı gerilim alanları oluşturduğunu belirtti. Doğu Anadolu Fayı’nın bu hareketin ana sınırlarından birini meydana getirdiğini, ancak plaka içerisinde de ikincil fay ve makaslama zonlarının gelişebildiğini anlattı.

Üşümezsoy’a göre Şanlıurfa’daki son deprem, doğrudan plaka sınırındaki ana fay üzerinde değil, Arap plakasının kendi içerisinde gelişen böyle bir yapıda meydana geldi. Bu nedenle sarsıntıyı “plaka içi deprem” olarak değerlendiren Üşümezsoy, Adıyaman Fayı’nın ana sisteme verev uzanan ikincil bir kırılma zonu olduğunu ifade etti.

6 Şubat'ta ana kırılma hattındaki stres boşaldı

Üşümezsoy, 6 Şubat 2023’te meydana gelen büyük depremlerde Amanos Dağları, Pazarcık, Gölbaşı ve devamındaki Doğu Anadolu Fay sistemi boyunca çok geniş bir alanın kırıldığını hatırlattı. Bu faylarda uzun yıllar boyunca biriken gerilimin büyük depremlerle önemli ölçüde boşaldığını söyledi.

Ancak büyük bir depremden sonra çevredeki fayların tamamen etkisiz hale gelmediğine işaret eden Üşümezsoy, ana kırılmanın çevresindeki faylarda stres dağılımını değiştirebildiğini belirtti. Şanlıurfa’daki depremin de ana fay çevresinde meydana gelen bu stres değişiminin ikincil yapılardaki sonuçlarından biri olduğu görüşünü dile getirdi.

Adıyaman Fayı kesintili bir yapı gösteriyor

Üşümezsoy, Adıyaman Fayı olarak adlandırdığı yapının Doğu Anadolu Fayı gibi yüzlerce kilometre boyunca kesintisiz izlenen tek bir hat olmadığını vurguladı. Fayın farklı bölümler halinde görüldüğünü, bazı noktalarda yüzeyde izinin kaybolduğunu ve ilerleyen kesimlerde yeniden ortaya çıktığını anlattı.

Bu yapının jeolojik açıdan bir makaslama zonu özelliği taşıdığını belirten Üşümezsoy, son depremin gerçekleştiği noktanın da söz konusu fay sisteminin bulunduğu bölgeyle örtüştüğünü ifade etti. Üşümezsoy’un değerlendirmesine göre fayın hareket mekanizması da yanal atımlı karakter taşıyor.

Deprem Diyarbakır ve Adıyaman'da da hissedildi

Şanlıurfa merkezli deprem Güneydoğu Anadolu’daki geniş bir bölgede hissedildi. Özellikle Diyarbakır, Adıyaman ve Gaziantep başta olmak üzere çevre illerde hissedilen sarsıntı vatandaşlarda kısa süreli paniğe neden oldu.

Depremin büyüklüğüne ilişkin kurumların açıkladığı değerlerde ise farklılık oluştu. Kandilli Rasathanesi sarsıntının büyüklüğünü 5,8 olarak duyururken, AFAD 5,4 olarak açıkladı. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da fay sistemine ilişkin değerlendirmelerini Kandilli’nin açıkladığı 5,8 büyüklüğü üzerinden yaptı.

Üşümezsoy: Plaka içindeki makaslama zonunda gelişti

Üşümezsoy, depremin konumunun bölgenin tektonik yapısının anlaşılması açısından önemli olduğunu söyledi. Ana Doğu Anadolu Fay hattı ile son depremin meydana geldiği bölge arasında mesafe bulunduğuna dikkat çeken Üşümezsoy, bunun sarsıntının farklı bir fay zonunda meydana geldiği görüşünü desteklediğini ifade etti.

Şanlıurfa depremini Arap plakası içerisindeki gerilimlerle ilişkilendiren Üşümezsoy, 6 Şubat depremlerinden sonra ana fay çevresindeki stres dağılımının değiştiğini ve Adıyaman Fayı olarak adlandırılan ikincil sistemin bundan etkilendiğini savundu. Üşümezsoy’un açıklamalarına göre son sarsıntı, Doğu Anadolu Fay sistemiyle ilişkili ancak ana kırılma hattından farklı bir zon üzerinde meydana geldi.

Kaynak: Yaylahaber