Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümünde yürütülen araştırmalarda, siyah havuçta bulunan antosiyaninlerin ve şalgam suyundan izole edilen bazı laktik asit bakterilerinin laboratuvar ortamında çeşitli kanser hücrelerinin çoğalmasını azalttığı belirlendi.

Araştırmalarda elde edilen bulguların henüz hücre kültürü aşamasında olduğu, insanlarda kanser tedavisinde doğrudan kullanılabileceğine ilişkin klinik bir sonuç bulunmadığı belirtildi. Bilim insanları, çalışmaların ilerleyen aşamalarda deneysel modeller ve klinik araştırmalar için yol gösterici olabileceğini değerlendiriyor.

Siyah havuçtaki antosiyaninler incelendi

Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Doğan danışmanlığında Dr. Duygu Aslan Türker tarafından hazırlanan doktora tezinde siyah havuçta bulunan antosiyaninlerin hücre hatları üzerindeki etkisi araştırıldı.

Meyve ve sebzelere mor ve kırmızı renk veren, antioksidan özellikleriyle bilinen antosiyaninlerin laboratuvar ortamında kolon ve karaciğer kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskılayıcı etki gösterdiği belirlendi. Çalışmanın sonuçları 2022 yılında uluslararası bilimsel bir dergide yayımlandı.

Araştırmanın ikinci aşamasında şalgam suyu ele alındı

Siyah havuçla ilgili çalışmanın ardından Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yetiman'ın yürütücülüğünde siyah havucun kullanıldığı şalgam suyu üzerinde yeni bir araştırma gerçekleştirildi. Çalışmada şalgam suyundan izole edilen laktik asit bakterilerinin biyolojik özellikleri incelendi.

2026 yılında yayımlanan araştırmada bazı bakterilerin laboratuvar koşullarında antioksidan aktivite gösterdiği, ortamdaki kolesterolün azaltılmasına katkı sağladığı ve ince ile kalın bağırsak kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskıladığı tespit edildi.

Şalgamdan 50'den fazla bakteri türü izole edildi

Prof. Dr. Mahmut Doğan, şalgam suyunun içerisinde bulunan 50-55 farklı laktik asit bakterisini izole ederek bunların fonksiyonel özelliklerini incelediklerini belirtti. Araştırmacılar, antioksidan özellikleri başta olmak üzere farklı kriterleri değerlendirerek bazı bakterileri ileri çalışmalar için seçti.

Bu kapsamda fermente gıdalarda ve insan mikrobiyotasında da bulunabilen Lactobacillus brevis bakterisinin kanser hücre kültürleri üzerindeki etkisi araştırıldı. Hücre kültürü deneyleri Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Bölümü ile yapılan iş birliği kapsamında yürütüldü.

Hücre kültürlerinde yüzde 90-95 düzeyinde azalma gözlendi

Doğan, laboratuvar ortamında yürütülen deneylerde seçilen bakterinin ince ve kalın bağırsak kanseri hücreleri üzerinde belirgin bir etki oluşturduğunu söyledi. Hücre kültürlerinde kanser hücrelerinin yüzde 90-95 seviyesinde bozulduğu ve azaldığının gözlendiğini ifade etti.

Araştırmacılar, bu sonucun şalgam suyunun doğrudan kanser tedavisi sağladığı anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Hücre kültürlerinde elde edilen sonuçların insanlarda aynı etkiyi gösterip göstermediğinin belirlenebilmesi için hayvan deneyleri ve klinik çalışmalar gibi daha ileri araştırma aşamalarına ihtiyaç bulunuyor.

Hacettepe Üniversitesi ile de çalışma yürütüldü

Siyah havuçtaki antosiyaninlerin kanser hücreleri üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bölümde Hacettepe Üniversitesi ile iş birliği yapıldı. Prof. Dr. Doğan, siyah havuçtan elde edilen renk maddelerinin kolon ve karaciğer kanseri hücre kültürlerindeki etkilerini bu çalışmalar kapsamında değerlendirdiklerini belirtti.

Araştırmalarda kolon kanseri hücrelerinde olumlu sonuçlar elde edildiğini kaydeden Doğan, karaciğer hücre kültürlerinde de benzer etkilerin görüldüğünü ifade etti. Bulguların daha sonra uluslararası bilimsel yayınlara dönüştürüldüğünü aktardı.

Gıda atıklarından katma değerli ürünler geliştiriliyor

Araştırma ekibi yalnızca siyah havuç ve şalgam suyu üzerinde değil, meyve ve sebzelerin işlenmesi sırasında ortaya çıkan atıkların değerlendirilmesi konusunda da çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda pektin, selüloz ve karboksimetil selüloz gibi katma değeri yüksek ürünlerin elde edilmesine yönelik projeler hazırlanıyor.

Prof. Dr. Doğan, üniversitelerde gerçekleştirilen bilimsel çalışmaların hem insan sağlığına hem de ekonomiye katkı sağlayabilecek çıktılara dönüşmesini hedeflediklerini belirtti. Gıda kaynaklı biyoaktif bileşiklerin sağlık üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı araştırmalarla ortaya konulabileceğini ifade etti.

Bir sonraki aşama deneysel ve klinik araştırmalar olabilir

Bilim insanları, elde edilen sonuçların tıp ve eczacılık alanındaki yeni araştırmalara temel oluşturabileceğini değerlendiriyor. Siyah havuçtan elde edilen bileşikler ile şalgam suyundaki laktik asit bakterilerinin deneysel hayvan modellerinde ve daha ileri aşamalarda insan çalışmalarında incelenebileceği belirtiliyor.

14 Eylül Dünya İlk Yardım Günü: Doğru müdahale hayat kurtarıyor
14 Eylül Dünya İlk Yardım Günü: Doğru müdahale hayat kurtarıyor
İçeriği Görüntüle

Araştırmacılar, mevcut sonuçların laboratuvar ortamındaki hücre kültürü deneylerine dayandığını özellikle vurguluyor. Bu nedenle siyah havuç veya şalgam suyunun kanseri tedavi ettiği yönünde bir çıkarım yapılmasının mevcut bilimsel verilerin ötesine geçeceği ifade ediliyor.

Muhabir: Anadolu Ajansı